AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

BİR HUKUK GÜLMECESİ

ONE RİDİCULOUS STORY OF THE LAW

UN RIDICULE, ABSURDE HİSTOİRE DE LOİ

 

Eski yargıtay başkanı Sami Selçuk konferans vermek için davet edildiği toplantılarda yaptığı konuşmalarda devamlı olarak ceza yasamızın düştüğü veya düşürüldüğü gülünç durumu dile getirir. Bu konu bekaret simgesi olan kızlık zarı ve kızlık zarının bozulması ile ilgilidir. Ceza yasamızın kızlık zarının zorla bozulmasına ait olan traji - komik maddelerini Sami Selçuk günlerden bir gün Ankara’da  rahmetli Aziz Nesin’e anlatır ve bundan bir gülmece  çıkarmasını rica eder. Aziz Nesin bile anlatılanlara kahkaha ile güler, bunları kaleme alacağına söz verir. Ama gelin görünki: Aziz Nesin’in ömrü bu öyküyü yazmağa yetmez . Ben bir hekim olarak  okurların konuyu iyi kavrayabilmeleri için kızlık zarının anatomisini ve variyasyonlarını anlatmak üzere 50 yıllık hekimlik hayatımın ilk günlerinde başımdan geçen ilginç ve korkunç bir olayı anlatarak gireceğim konuya. Sene 1955 veya 1956 Balıkesir’in Havran beldesinde=nahiyesinde belediye hekimi olarak görev yapmaktayım. Nahiyede bir gün bir düğün yapılır.  Düğün gecesinde davetli olarak bizde eğleniriz. Ertesi sabah çok erken saatlerde evimin kapısı yıkılırcasına şiddetle çalınır ve vurulur. Kapıyı açtığımda düğünün oğlan tarafını ağlamaklı bir şekilde heyecanlı ve üzgün karşımda buldum. Ne O , HAYROLA diye sorduğumda durum anlaşılır. HEYHAAT zifaf gecesi kan gelmemiştir, gelin kız çıkmamıştır. Gelini muayene etmem, durumu bir raporla bildirmem istenmektedir. Gerekli hukuk işlemleri yapılacak evlilik yok sayılacaktır. Bir an için Havran gibi küçük, Havran gibi mutaassıp bir yerde gerdekte, zifaf gecesinde kız çıkmadı, bozuk çıktı diye dışlanıp, lanetlenen, sen bize yaramazsın, haydi babanın evine diye sokağa atılan bir genç tazenin, bir yeni gelinin hali ne olur diye geçiyor kafamdan. Bu düşünce beni ürkütüyor, korkutuyor, kahrediyor. Ben bir hekimim, insan hayatını kollamakla, korumakla görevliyim. Ayni şekilde yemin ettim, doğruyu, daima doğruyu, ne olursa olsun herzaman doğruyu söyliyeceğim diye. Muayenede ne görürsem, ne bulursam aynisini, söylemek, yazmak, rapor etmek zorundayım. Ayaklarım göreve gitmek istemiyor, geri geri gidiyor. Amma kendimi toparlayıp görevimi yapmam gerekiyor. Bu duygu ve düşünceler içinde kafamda kızlık zarı konusunda bildiklerim dolanıpta duruyor. Bütün ayrıntıları, bütün olasalıkları hem yürüyor, hemde ince ince irdeliyorum. İki ihtimal varki:muayenede onlara rastlarsam yıkılıyor gibi görülen her şey, tekrardan düzelebilir, sönüyor gibi görülen hayatlar kurtulabilir. Bazı ahvallerde kan görünmeden, kızlık zarı yırtılmadan hatta defaalarca cinsel temas olabilir. Buna rağmen genç kız, taze gelin,  kız olan kız kalabilir. Çok nadir rastlanan bu durumda bütün dünyada bekaret kemeri diye adlandırılan ve tıp dilinde HYMEN denilen , halk dilindeki kızlık zarının anatomik yapı ve variasyonundan kaynaklanır. Birinci variasyonda kızlık zarı kadın cinsel organı olan vagina’nın duvarlarına çepeçevre yapışmış, çok ince ve çok esnek yapıdadır. İkinci variasyonda kızlık zarı yeni doğmuş, yeni ay gibi hilal şeklindedir. Tıpkı bizim bayrağımızdaki ay - yıldız gibidir, amma ortasında yıldızı yoktur. Her iki şekildede kızlık zarı, kendisi yırtılmadan, bozulmadan erkek cinsiyet organı penis’in giriş çıkışına, hukuk dilindeki tabiri ile duhule izin verir. İşte bu gibi durumlarda ilkel ve geri kesimlerin zifaf gecesinde görmek istedikleri, olmazsa olmaz diye direttikleri kırmızı kanı görmek mümkün değildir. Böyle kesimlerde taze gelinler iftiraya uğrar, dışlanır, lanetlenir. Daha da aşırı kesimlerde böyle gelinler REJM’e uğrayıp öldürülebilir. Rejm islamda dinsel bir ölüm cezası olup Zina yapan kadınlar bir meydana kazılan bir çukur içine konur ve meydanda toplanan halk tarafından ölünceye kadar taşlanır. Oysa ki:böyle gelinler çeşitli defalar cinsel saldırıya uğradıkları halde masumdurlar;kızlık zarları yönünden de kız olan kızdırlar. Kafamdaki bu düşünceler ve gönlümdeki bu duygularla muayene yerine sanki zorla yürüyordum. Bir yandanda dua ediyordumki:inşallah karşıma şimdi sizlere anlattığım iki ihtimalden biri çıkar da ailelere bir masum müjde ile işi tatlıya bağlıyabilirim. Bu korku ve endişelerle muayene ettirmek istedikleri gelinin yanına yaklaştım. taze gelinin kızlık zarını görmek için doktorların hep yaptığı gibi vaginanın dudakları dediğimiz labia’ları gerip zarın görüntüsünü açtığımda ellerimin titrediğini hissettim. Bir süre zara bakmağa korktum bile. Cesretimi toparlayıp baktığımda nerdeyse sevinçten çığlık atacaktım. Aklımda tasarlayıp düşündüğüm gibi kızlık zarı hiç yırtılmadan, hiç yara almadan karşımda sapasağlam duruyordu. Bu gibi ahvallerde cinsel temas duhul hasıl olduğu halde kızlık zarı hiç yırtılmaz taze gelin kız olan kız kalırdı;ve hatta gelin kız olduğu halde hamile de kalabilirdi. Tıpkı bizim milletin aklı sıra alay konusu yaparak söylediği kız olan kız altı aylık gebe deyimi gibi.  Meslek hayatımın ilk zamanlarındaki bu sıkıcı günümde muayenemin sonucunun benim önceden arzuladığım gibi çıkması beni yeniden doğmuşçasına sevindirdi. Çünkü bir insanın hayatı sönmiyecek, belki de muhtemel olan bir cinayet işlenmiyecekti. Benim bu endişe ve korkularım ne kadar haklı idi ki:aradan 50 yıl geçmiş olmasına rağmen Türk gazetelerinin hepsinin ön sayfalarını yukarıda ayrıntıları ile anlattığım bir kızlık zarının yarattığı cinayet haberleri süslüyordu. 50 yılda düşünce yönünde fikir yönünde, batı cephesinde ne değişmişti? Buna siz karar verin garek. . Garek Ege bölgesinde artık anlamına kullanılan bir Anadolu deyimidir.  

      Ben bir tatsızlığı, bir olumsuzluğu, bir acıyı önledim. Hemen beni heyecanla bekleyen insanları etrafıma topladım. Muayenemi,   gördüklerimi anlattım. Özellikle damada hanımının neden hala kız olan kız, masum olduğunu ve hatta cinsel temas esnasında nasıl bir pozisyon alır, nasıl yaparsa zifaf gecesinde çok görmek istediği kanı da görebileceğini de tarif ederek bir GERDEK AĞABEYLİĞİNİ'de yaptım. Aradan günler geçmesine rağmen ses seda çıkmamıştı demekki:söylediklerim çıkmıştı. Umarım Havranda bıraktığım bu çift hala evlidirler ve ikisi birlikte torunlarını büyütmenin zevkini çıkarmaktadırlar.

         Yukarıda en ince ayrıntılarına kadar anatomisini ve sıkıntılı öyküsünü anlattığım olayın hukuksal güldürü bölümüne gelince bunu da Sami Selçuğ’un konferanslardaki kendi sesinden dinleyelim: Türk ceza hukuku ve Türk ceza hakiminin kızlığın bozulup izale edilmesine olan bakışı da tıpkısı tıpkısına Türk halkının bakış açısına benzer. Türk ceza hukuku   ve Türk ceza hakimi de kızlığın bozulup izale edilmesi için kan ve kızlık zarında yırtık arar. Bu yüzden olacak zahir Türk doktorları da mahkemeye verdikleri raporlarda kızlık zarının saat yelkovanına göre neresinde kaç yırtık olduğunu yazarlar. Davaya bakan ceza hakimi bu yırtıkları tesbit ve teyid eden doktor raporunu eline aldımı bu tecavüz fiilini işleyen sanığa en ağır cezayı basar. Bu ceza zannediyorum,  10 veya 15 yıldır. Eğer yanlış hatırlamış isem hukukçu arkadaşlarım beni düzeltsinler. Eğer doktor raporu zarda yırtık tesbit edememişse cezası çok hafiftir. Örneğin birkaç yıl veya birkaç ay hapistir. Yukarıda anlattığım anatomik variayasyonlardan ötürü tecavüze uğrayan hatun hamile kalmış,  aylar sonra karnı burnuna kadar büyümüş olsada farketmez, çünkü fiil sonunda kızlık zarı yırtılmamıştır

                         Eğer hamile kalan hatun kişi vagina yolundan normal doğum yaparsa çocuğun doğumu esnasında kızlık zarı ister istemez yırtılacağından maznunun alacağı ceza gene azamisi, yani 10 - 15 yıl hapistir.

                         Fakat eğer tecavüze uğrayıp gebe kalan bu hatun kişi normal olan vagina yolundan değil de Sezarean ile doğum yaparsa kızlık zarı yırtılmayacağından alacağı ceza gene en hafifidir. Ne yapalım ganunumuz böyledir. Yine Ege bölgesinde kanun yerine ganun dendiğinden bu tabiri kullandım. Aziz Nesin öldü, bu konuyu yazamadı. Arkasından gelen mizah yazarları bunu güzelce yazsınlar, belki 80 yıl süren bu traji - komik hukuk güldürüsü daha 60 yıl yürümeden düzelebilir.

 Dr. Hasan HORTO

20 Haziran, 2003, ARTUR, Burhaniye

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " nfo@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET