AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

ANKARA-MOSKOVA  ANDLAŞMASI VE KURTULUŞ SAVAŞIMIZA KATKISI

     Türk kurtuluş savaşının ve 1917 Sovyet Devriminin ortak düşmanı EMPERYALİZM adlı yazım Türkiye Parlemento Dergisi ve Birlik Dergisi'nin Ağustos 2001 sayısında yayınlandı. Yazıda anlatılan öykü Kurtuluş Savaşımızda önemli rol oynayan ve Türk-Sovyet dostluğunu gerçekleştiren Ankara Anlaşması'nın çok güç şartlar içindeki doğuşu idi. Asker ve sivil arkadaşlarım yazıyı beğendiler ve bazıları da bana iltifat ettiler. Her ne kadar hak etmesem de bu beni mutlu etti ve hayati önem taşıyan Ankara Anlaşması'nın kurtuluş savaşımıza katkısı ve tek taraflı iptal edilişini kaleme almak için yüreklendirdi. Kıymetli Arkadaşım Emekli Albay İsmail GÜROL yazıyı okuyunca bir öykü de kendisi ekledi. İki öykü birbiri ile tam örtüşüyor ve sanki biri diğerinin devamı gibi. İsmail Gürol arkadaşım 1969 yılında Milli Savunma Bakanlığı Şube Müdürü'dür. Milli Savunma Bakanı da Sayın Ahmet Topaloğlu' dur. Günlerden bir gün İnebolu Kaymakamlığından Milli Savunma Bakanlığı'na bir yazı gelir. 1921 yılında Türk Heyeti Ankara Anlaşması ile Kuvay-ı Milliye'nin emrine verilen Sovyet altınlarını yanlarına alarak köhne bir tekne ile Karadeniz'den yola çıkar. Yolda tekne büyük bir fırtınaya tutulur. İnebolu'ya yaklaştıklarında bir İngiliz Dretnotunun kendilerini takip ettiği ihbarını alırlar. Durumu İnebolu'ya iletirler. İnebolu kayıkçıları inen çıkan dev dalgalar arasında canlarını dişlerine takarak heyeti adeta kaparlar; Evvela kayıklara sonrada karaya çıkarırlar. İnebolu devecileri de altınları bölgede cirit atan hırsızlardan, eşkıyalardan canları gibi koruyarak develeri ile Ankara'ya ulaştırırlar. O dönem de mali yönden çok sıkışık olan Ankara ve bütün cephelerdeki subayların maaşları bu altınlarla ödendi. Ordunun iaşesi bu altınlarla karşılandığı gibi Mehmetçiğin karavanası da bu altınlarla kaynatılabildi. 1921 yılı ile 1969 yılı arasından 48 yıl geçmiştir. İşte İnebolu Kaymakamlığı 1969 yılında Milli Sa-vunma Bakanlığına gönderdiği yazı ile eli rahatlayan Ankara'dan yaşayanları varsa Devecilere; Yok ölmüşlerse çocuklarına torunlarına ödemek üzere altınların İnebolu'dan Ankara'ya nakliye emeğini rica etmektedir. Sayın Ahmet Topaloğlu karar vermek üzere Deniz Hakim Albay Ahmet Kerse, Komptralor Levazım Albay Nazmi Yavuz-alp Deniz Hakim Albay Numan Özdalga'dan oluşan bir komisyon kurar. Komisyon ödemeye karar verir ve uygun görülen emek karşılığı hak sahiplerine verilmek üzere İnebolu Kaymakamlığı emrine gönderilir. Bunu dinledikten sonra duy-gulandım, coştum adeta titredim. Bir taraftan dev dalgalar arasında canlarını dişlerine takan İnebolu kayıkçıları; Bir tarafta yoksulluk içinde aç taksır iken emeklerinin hakkı için 48 yıl bekleyen İnebolu devecileri! Gel de duygulanma! Gel de ağlama! Ben ağladım arkadaş sen istersen ağlama!! Buradan İnebolu kayıkçılarına, İnebolu devecilerine sevgi, saygı, şükranlarımızı gönderelim. Böyle kayıkçıları, böyle devecileri olan milletin sırtı yere gelmez efendiler!!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

     Tarihimiz ve talihimiz açısından çok önemli olan bu konularda yazılı kaynak bulamadığımızdan yazdıklarımızı, o günleri yaşayan gazilerimizin anlattıklarına ve o gazilerimizin yakın arkadaşlarına söylediklerine dayandırmak zorunda kalıyoruz. İşte böyle bir söylence- tarih fırsatı da, bana 2008 yılı Ocak ayında ulaştı. Bu söylence tarihi bana nakleden 1915 doğumlu emekli kıdemli piyade Albay Halil Eroğlu ağabeyime yürekten teşekkür ediyorum.

      1314=1898 doğumlu Emekli kıdemli topçu Albay Bekir Kural 1915 doğumlu Halil Eroğlu ile ağabeyi-kardeş ilişkileri içinde uzun süre arkadaşlık etmiştir. İşte Halil Eroğlu’nun, Kurtuluş savaşı gazisi Bekir Kural’dan dinledikleri.

       Bekir Kural Kuleli askerî lisesinde öğrenicidir. Zabit namzedi yani subay adayı olarak Talimgâha çıkar. Orduda çok subay açığı olduğundan Talimgâh talimini tamamlamadan zabit olarak alınıp cepheye gönderilir. Cephede hastalanır. Eskilerin tebdili hava dedikleri hava değişimi ile memleketi olan Eğin’e ailesinin yanına gönderilir. Kısa sürede iyileşir Annesinin istek ve ısrarı ile evlenir. Ve tekrar cepheye döner. Eşi hamile kalmıştır. 1920 yılında ilk çocuğu Ahmet Fikri doğar. Bugün arkadaşımız olan emekli muhabere yarbay Ahmet Fikri beyin söylediğine göre: Babası onu,2-3 yaşına girdiğinde, yani savaş bittiğinde ilk defa, ancak görecektir.

      Bekir Albay’ın Halil Albay’a anlattığına göre, o dönemler, cephede kıtlık yaşanmaktadır. Subayların maaşları verilememektedir. Sovyet-Sosyalist Devletler Birliğinden Lenin’in gönderdiği altınlar Ankara’ya ulaşınca, ancak, sıra ile her ay birer altın olmak üzere subaylara maaş ödenmeğe başlanmıştır. Bekir Koray’ın cephedeki subay arkadaşları sen evlisin diye sıralarını ona verdikleri gibi, Sana ve ailene daha çok lâzımdır diyerek, kendi maaşlarını da ona vermektedirler.

       Kurtuluş Savaşımızın ruhuna uygun, ne güzel bir dayanışma ve fedakârlık örneği!!

       Bugün,ve hemen hergün, 1915 doğumlu Emekli kıdemli Piyade Albay Halil Eroğlu ve 1920 doğumlu emekli muhabere yarbay Ahmet Fikri bey Levent’teki lokalimizde iddialı briç oynamaktadırlar.

       Her iki arkadaşıma da, verdikleri kıymetli bilgiler için, ve bir nebzede olsa tarihe ışık tuttukları için bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.

        Şunu da açıkça söylemek istiyoruz ki: Gelecek kuşaklara kaynak oluşturmak üzere, bu sayfalarımız, bu satırlarımız, bilgi vermek isteyen,tarihe ışık tutmak isteyen,herkese,her zaman açık olacaktır.

 

Dr Hasan Horto, 25 Ocak,2008

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ankara Anlaşması mali yardım yanında Sovyet silah yardımını da öngörüyordu. "Hemşehrim, arkadaşım emekli Tümgeneral Adalı Nihat Kocabaş Paşa da silah konusunda bizzat tanık olduğu bir olayı anlattı; 1967 yılında İsmet İnönü Polatlı Topçu Okulu'nu ziyaret eder; O dönem Sayın Cevdet Sunay Cumhurbaşkanıdır. Nihat Kocabaş Paşa da o dönemki rütbesi ile okul kurmay başkanıdır. İnönü okul kumandanı Alp Paşa'ya: "Paşam bak okulun girişinde Topçu ve Füze okulu diye yazıyor" der. İnönü "okulda füze tedris ediyor musunuz?" diye sorar, Alp Paşa'da "Füzemiz yok ki Paşam olmayan şeyin neyini tedris edeceğiz." Diye cevap verir. İnönü bu cevaba itiraz eder. "Hayır bu doğru bir düşünce tarzı değil, gelin bunu yukarıdaki toplantı salonunda konuşalım der." Hep beraber toplantı salonuna çıkılır; İnönü kendi hayatından ders verir gibi der ki: "Bize okulda iken uzun menzilli top tedrisatı veriyorlardı, o zaman biz'de sizin gibi düşünüyorduk." Uzun menzilli topumuz yok ki bize neden bunun tedrisini gösteriyorlar diyorduk. Gelgelelim Kurtuluş Savaşı başlayınca Sovyetler bize anlaşma gereği uzun menzilli top verdiler; İşte biz o zaman lüzumsuz gördüğümüz bilgilerle bu topları kullanarak Kurtuluş Savaşı'nı kazandık. İsmet Paşa bir başöğretmen, bir filozof ve tecrübeli bir asker olarak ilave eder. "Savaşlar günün silahları ile değil geleceğin silahları ile kazanılır." Mustafa Kemal ve Lenin'in çok zor şartlarda bin bir güçlükle gerçekleştirdiği; Kurtuluş Savaşı'mızı kolaylaştırıp talihimizi ve tarihimizi değiştiren Ankara Anlaşması ikinci dünya savaşı sona erer ermez Lenin'in Halefi Stalin tarafından birden-bire tek taraflı olarak feshedildi.

NEDEN??? Sebepsiz nedensiz olaylar delilerin işidir.Gerçi komşumuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin çok uzak geçmişinde Deli Petro gibi hükümdarlar vardı amma; Savaşın bittiği günlerde ortada deliye benzer birisi görünmüyordu. Aca-ba Stalin'i bunu yapmaya iten neydi??? İşte bu hiç yazılmadı. Bundan sonraki üçüncü yazımda şimdiye kadar yazılmayan ve çok az bilinen bu konuyu irdeleyip aydınlatmaya çalışacağım.

 Hasan HORTO 

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " nfo@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET