AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

DİNLER ve İNAÇLAR ile BİLİM ve TEKNOLOJİ

BİTMEYEN ve BİTMEYECEK DANS                      

 

Yirmibirinci yüzyılın,yeni milenyumun 6 ıncı yılında,birden bire ortaya çıkan karikatür krizi,insanoğlunu,geleceği için çok önemli bir soruya cevap vermek zorunda bıraktı.

      Dünya,insanlık ve uygarlık için, dinlerin ve inançların kutsallığı mı daha önemlidir?

      Yoksa,düşünme özgürlüğü,fikir özgürlüğü ve fikri ifade özgürlüğü mü daha önemlidir?

       Aslında insanoğlu,bu soruyu kendine sormakta çok bile geç kalmıştır.Çünkü,binlerce yıl süren ilkel din ve inançlardan sonra,en ileri üç semavi dinin kuruluşundan beri,dinler ve inançlar,özellikleri gereği,hep ayni kalmıştır.Veya çok az değişmiştir.İnsanlık,uygarlık ve demokrasi ise,hızla gelişen teknolojiye paralel olarak,devamlı değişip gelişmiştir.Bu yüzden,dinler ve dinsel inançlarla,insanlık,uygarlık ve demokrasi arasında büyük bir yarık,büyük bir uçurum doğmuştur.

      Büyük patlama da, denilen, BİG BENG den, yani kâinatın,evrenin oluşumundan beri,dünya da,tek hücreli canlılar ile başlayan hayatın, yeryüzünde 3,5 milyar yıldan fazla tarihi vardır.Biz,www.demokrasidedevrim.com  internet  sitemizde hayatı,evrende,herzaman,devamlı mevcut enerji değiş-tokuşunun en ılımlı ve en olumlu aşaması olarak tarif ediyoruz.

     ( Evrende evimizdeyiz ) adlı kitabın yazarı Stuart Kauffman,kitabının 22 inci sayfasına,J.William Schopf'tan aldığı izinle,Hepimizin,tüm canlıların ataları,3 milyar,465 milyon yıl evvel yaşamış tek hücreli canlıların kayalar içindeki fosillerinin fotoğrafları ve yanlarına da ressam tarafından yapılmış çizimlerini bastı.

      Bizde,büyükler,küçükler,çocuklar,ilk tek hücreli atalarını merak eder,görmek isterler diye,Bu fotoğrafları, Stuart Kauffman'ın kitabından,buraya iktibas ediyoruz,yani iktisap ediyoruz,tam öz türkçesi ile alıyor,aktarıyoruz.      

                                       

      Yaşadığımız çağın en büyük biyoloğ evrimcilerinden Ernest Mayer,Massachusette, Harward Üniversitesinde yaptığı bir araştırmada,yeryüzünde şimdiye kadar 50 milyar tür canlının gelip geçtiğini buldu.Her üç semavî dinin kutsal kitapları,her nekadar insanın ilk anası ve ilk babası sayılan Adem Babamız ile Havva Anamızın, en çok 15.000 yıl önce Urfa-Mezopotamya'nın Harran ovasında dünyaya geldiğini yazıyor ise de,Afrika'nın doğusundaki Kenya'da meşhur,ünlü bir vadide, (Rift Vadisi) yapılan antropolojik-arkeolojik kazılar,burada 100.000 yıl evvel yaşamış insan iskeletlerini ortaya çıkardı.Kenya'daki antropolojik-arkeolojik kazılar devam etmekte ve hatta daha eskilerde yaşamış insan iskeletlerine ulaşılmaktadır.Bu antropolojik-arkeolojik bilimsel veri ve deliller karşısında,bizde,insanın ATA YURDUNUN,Harran'da değil Kenyada olduğunu ve insan oğlunun buradan Mezopotamya'ya ve oradan da dünyanın diğer yerlerine dağıldığını kabul etmek zorundayız.Ayrıca Ernest Mayer ve araştırma gurubu buldu ki:Her bir tür canlının dünyada kalabilme yaşayabilme müddeti ortalama 250.000 yıldır.Bu da,insanın yeryüzünde yaşamış olduğu zamana, aşağı yukarı uymaktadır.

      Yeryüzünde,gelmiş geçmiş canlı türler içinde ,Kur'an dili ile söylersek, yüce Allah'ın yarattığı mahlûkat içinde,UYGARLIK=MEDENİYET kurabilecek kadar zekâya sahip olan, yegâne canlı türü,sadece İNSAN dır.Zaten,Yüce Allah,Kura'nı Kerimde,yarattıklarım içinde,en çok özendiğim,en çok çalıştığım,en mükemmel canlı türü,insandır.Diye buyuruyor.

       Din tarihi alîmleri,din felsefesi bilginleri,sosyoloğlar ve feylezoflar,dinlerin ve inançların da,tarih içinde, tıpkı canlı türleri gibi,değiştiğini,evrildiğini,ancak bu evrimin,bilim ve teknolojiye oranla, çok daha yavaş olduğunu söylüyorlar.Titanlar yani Proto Tanrılar,ardından Tanrılar,Tanrıçalar,Gök Tanrıları,Toprak Tanrıları,Su Tanrıları,Deniz Tanrıları,Apollo'lar,Tanrıların Tanrısı Zeus,Pagan Roma Tanrıları,eski Yunan Tanrıları, Atina Tanrıları.

      Söz Atina tanrılarından açılınca,SOKRATES'i anmamak haksızlık olur.Çok Tanrılı Atina'da, ( 40 Tanrı mı olurmuş,tek tanrı vardır.) Dediği için,kendisine Tek Tanrı'lı inançların babası da denilebilecek SOKRATES'i,Atina yargıçları,Atina Tanrıları ile alay ediyor,Atina Tanrılarına küfür ediyor,Atina Tanrılarına hakaret ediyor diye,ölüme mahkûm etmedi mi?       SOKRATES'te,taraftarlarının ve öğrenicilerinin kendisini kurtarma tekliflerini,önerilerini reddederek,toplum düzenine ve Atina Yasalarına saygısından ötürü baldıran zehrini içmedi mi?.

      Bunun ardından, Semavî Tanrılar,Semavî dinler.İbrahim Peygamber,Davut Peygamber,Musa Peygamber, ve de,İsa Peygamber.

       Yine tarihçiler,sosyoloğlar ve feylezoflar,Yüce İslâm'a gelinceye kadar,canlı türlerinin evrimi,değişimi ile,Tanrılar ve inançların evrimi,değişimi arasındaki,bu heyecan verici, bu çarpıcı benzerliğe bakarak,haaşa,sümme haşa,Yüce Allah ve Yüce Allah'ın Resûlü, sevgili Peygamberimiz, Hazreti  Muhammed,S.A.'yı, bu tartışmanın üstünde,yücelerde tutarak,Tanrılar mı insanları yarattı?,İnsanlar mı Tanrılar yarattı? sorusunu soruyorlar.

Dünyanın en büyük feylezoflarından Bernard Russell diyor ki:Tarihin her döneminde ve dünyanın her yerinde,içinde yaşadığı düzeni biraz anlayıp,32 yaşını idrak etmiş bir insan haalâ devrimci olamamışsa,pısırık biri demektir.Tarihten günümüze,dünyada,en genç ve en büyük devrimci Hazreti Muhammed tir.Çünkü:dedesi,daha çocuk yaşında,ona,Haceti-Ecvet taşındaki putları gösterince,Mekke de düzeni kuran putların batıl olduğunu anlamış,ve onları yerle bir etmiştir.

      Bütün bunlardan sonra,Yüce Allah ve Yüce Allah'ın gökyüzünden indirdiği Kur'anı Kerim ve sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed S.A.Sellâllâhu Aleyhu Vessellem efendimiz ile bize bildirilen mübarek İslâm dinimiz,Hak dinidir.Ve,Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed S.A. Sellâllâhu Aleyhu Vessellem son Peygamber dir.

       Tarih bilimi bize,dinler,inançlar ve Tanrılar'ın,ne kadar büyük merhaleler,ne kadar büyük gelişmeler, ve ne kadar büyük aşamalar,geçirdiğini açıkça gösteriyor.Ancak,dinlerdeki,inançlardaki,merhaleler,aşamalar,

gelişmeler çok yavaş olmaktadır.Hele bu değişme ve gelişme,Tek Tanrılı Semavî dinler ile beraber çok yavaşlamış,adeta durmuştur.

      Dinler tarihini inceleyen alîmler,Hiristiyanlıktaki Kutsal ruh,üçlü Tanrı fikrinin,Anadolu'da,Çorum yöresinde,Hitit'in merkezi Hattuşa'da,YAZILI KAYA da,Hazreti İsa'dan 1500 yıl önce,sert granit kayalara keski ile,çekiç ile kazılarak yazıldığını söylerler.Ben buraları gittim,gezdim, gördüm.Yazılı Kaya,3500 yıllık fırtınaya,rüzgâra,kara,yağmura hiç aldırmadan,bugün,yeni kazılmış gibi, taptaze yerinde duruyor.1-Baba Tanrı= KESUM,2-Ana Tanrı =HEPAT,

3-Erkek oğulları= ŞAMUNAMA.

      Yine tarih bilimcileri,Hitit'te,Hatuşa'da,Alaca-Höyük'te,çoğu Anadolu da, 5000-6000 yıl evvel,öksüz kalmış kutsal oğul öyküsünün dillerden dillere söylenip durduğunu,ve,Hazreti İsa'nın,bu Hitit söylencesini kendisine uyarladığını söylüyorlar.Eğer,bu tespit ve veriler doğru ise,Hiristiyanlık Orta Doğu da,Betlehem de Kudüs te değil,Anadolu da,Çorum da,Hitit te Hattuşa da doğmuş oluyor.Medeniyetlerin,uygarlıkların ilk defa nasıl kurulup geliştiğni görmek isteyenlere,Anadolu'daki,Hitit'i,Alaca Höyük'ü,Hatuşa'yı,Hitit'in üçüncü büyük yerleşim yeri,Şapinuva'yı,Çanakkalede Truva'yı,Göreme'yi,Peygamberler şehri Urfa'yı,Harran'ı,Maraş,Diyarbakır ve Mardin'i mutlaka görmelerini hararetle tavsiye eder,öneririm.

       Din tarihi profesörlerinin bir tespiti de şu oluyor.Zebur da,Tevrat ta,İncil de ve en son kutsal kitabımız Kuran'ı Kerim de,yani dört kutsal kitapta da mevcut 10 kutsal Amendement,10 kutsal kaide,Üç semavî din olan Müslümanlık,Hiristiyanlık ve Musevî likten 2000-3000 yıl önce yaşamış Asurlular da,Hammurabi kanunlarında da aynen mevcuttur.Buradan başlayarak,bir kutsal kitaba,oradan da,sonradan gelen başka bir kutsal kitaba geçmiştir.Diyorlar.

       Yeryüzündeki canlı türler ile,dinler ve inançların paralellik gösteren evrimini,gelişmesini inceleyip, irdeleyen,yarı bilimsel,yarı duyumsal,bu kısa açıklamadan sonra,biz ,esas konumuz olan karikatür krizine dönersek,karikatür krizinin,dünyayı ikiye böldüğünü görürüz.1-Bir yanda,karikatürleri yayınlamayı,düşünce özgürlüğü,fikir özgürlüğü,fikri ifade özgürlüğü sayanlar.2-Diğer yanda da,karikatürleri,dinlerine,inançlarına tahkir,aşağılama,hakaret sayanlar.

        Krizin yarattığı nümayişleri,gösterileri,bunlara katılan insanları,gerek yerinde gören,gerekse de televizyonlarda gören, izleyen birçok kişi,bu gösterilere katılan insanlar ile,Menemen de,Kübilây'ın başını kesip mızrağa takarak nümayiş yapan insanlar arasında bir fark görmüyorlar.

      Birçok düşünür,fikir adamı,yazar,çizer olaylara değişik açılardan ışık tutmağa,olayları açıklamaya çalışmaktadır.Hatta, bazıları, olanlar için,medeniyetler,uygarlıklar çatışması demeye getiriyorlar.Dünyada,farklı medeniyetler,farklı uygarlıklar yok ki: Ugarlıklar,medeniyetler çatışması olsun.Dünyada tek bir uygarlık,tek bir medeniyet vardır.O da,dünyada insan uygarlığı,insan medeniyetidir.Yeryüzünde, uygarlık,medeniyet kurabilecek zekâya sahip, tek canlı,tek varlık,Kur'an diliyle,tek mahlûk vardır,O da insandır.İnsanın yeryüzünde kurduğu,medeniyet,uygarlık, doğudan-batıya,batıdan doğuya,güneyden-kuzeye,kuzeyden-güneye devamlı akıp gitmiştir.iç içe geçmiştir.Uygarlık,medeniyet, bilim ve teknoloji sınır,hudut tanımıyor ki:bir yerde sınırlı kalsın.Şimdiye kadar hiç tanımadı,şimdiden sonra da hiç tanımayacak.İyi ki:tanımadı,İyi ki:tanımıyor,İyi ki:tanımayacak.Çünkü,insanın yarattığı uygarlık,medeniyet kimsenin  mülkiyetinde,kimsenin tekelinde değildir.İnsanlığın ortak malıdır.İnsanın yarattığı uygarlık,hepimizindir,insan oğlunun yarattığı uygarlık herkesindir.Bunları günümüze indirgersek,Coğrafi olarak bugün,doğuda yer alan,Singapur'daki,Dubai'deki,İsrail'deki,Japonya'daki,Şangay'daki bilim,teknoloji,uygarlık ve medeniyeti batıdan tamamen soyutlayıp doğu uygarlığı,doğu medeniyeti saymak mümkün müdür?

       Unutmayalım,Dübai'de,çölün içinde,dünyanın en büyük,en lüks,sunî kar,kayak merkezi,koca Arabistan çöllerinin ortasında,yazın, buram buram terleten, 40 derece sıcağında,batılı kayakçılara,batılı kıyakçılara,bir yıldanberi ev sahipliği yapmaktadır. Eğlenceli zamanlar sunmaktadır.

      Bizim naçiz kanaatimize göre,Karikatürlerin dünyada yarattığı büyük ve tehlikeli görülen kriz,hızla değişip,hızla gelişen bilim ve teknoloji ile karakterleri gereği, çok yavaş değişen dinler ve inançların arasındaki  çok geç kalan hesaplaşması, yüzleşmedir.Niye bu yüzleşme, niye bu hesaplaşma, yüzlerce,binlerce yıl gecikti? Neden şimdi ortaya çıktı? Diye sorulabilir.Bu soruya verilecek cevap ta aslında,çok basittir.Çünkü şimdiye kadar,insan oğluna pek fazla zarar vermedi.11 Eylül,2001 NewYork,Washington patlamalarından,Istanbul'daki Sinagog,konsolosluk ve banka patlamalarından,Madrid patlamasından,Londra metro patlamalarından,ve de,dünyada,birbiri arkasından,dinmeden süregelen intihar saldırılarından sonra,durum tamamen değişti.Dünya, artık eski dünya değil.Dünya tamamen değişti.Statik kalan,yani hiç değişmeyen,dinler ve inançlar ile,hızla değişen,hızla gelişen teknoloji ve bilim ile,bunlara paralel olarak değişip gelişen uygarlık ve demokrasi arasında,kaçınılmaz olan,yüzleşme,hesaplaşma zorunluluğu doğdu.İşte insanoğlu şimdi, bunun sıkıntısını,kavgasını yaşıyor.

       Hiç unutulmaması gereken bir cihet,bir husus,bir gerçekte şudur:Kökten dincilik,bağnazlık,sadece bir inanca,bir dine mahsus değildir.Hemen hemen bütün inançların,bütün dinlerin ortak yanıdır.

       Dinlere,inançlara ve insanlara saygılı kalarak,din ve inançlardaki çelişkileri,ve de,zararlı etkileri söyliyebilmek,yazabilmek,oldukça büyük ve oldukça ince bir yazı san'atı ister.Bunu başarabilmek için çok uğraştık.

       Dinlere,inançlara,insanlara,olabildiğince, saygılı davranarak,aklığımızın erdiği kadar,bilgilerimizin elverdiği ölçüde,insan için,gelecek için,bu çok önemli konuda,bizde,fikir yürütmeğe,olayları aydınlatmaya çalıştık.Bütün gayret ve ihtimamıza rağmen,haddimizi açtı isek,sürçü lisan etti isek,iyi niyetimize verile,hoş karşılanıp affola.

        Richard Hawkins, God’s Delusion=Tanrı Yanılgısı kitabının ortalarında, bilim, evrim, din ve inançlar konusunda çoğumuzun garip bulup yadırgayacağı, çok sivri, ama, sivri olduğu kadar da çok çarpıcı yargılara varıyor, ve aynen şunları söylüyor. İnançlar arzularla renklendirilirler. Ve özdeleştirilirler. İnanç ve dinin en büyük düşmanı mantıktır. Her kim inançlı bir Hiristiyan olmak isterse aklının gözlerini oymalıdır. Dinler bilimsel araştırmaların boşluğunda yerleşen yan ürünlerdir.


      Eski bir Kuzey İrlânda şakasını buraya almakta yarar var. (Evet, ancak sen, bir Protestan ateist misin?) Yoksa Katolik ateism mi?


      TELEOLOJİ erek bilimidir. Çocuklar doğuştan erekbilimcidirler. Herşeyde bir erek ararlar.

1- Bulutlar yağmur içindir.
2- Sivri kayalar hayvanların kendilerini kaşımaları içindir. Gibi.

      Her dinin ayrıntılı yapısı bilinçsiz evrimdir. Doğal seçilim ise, bilinçli evrimdir. İman kanıtsız inanç olup her zaman erdem sayılmıştır. İnançlarınız kanıta ne kadar karşı çıkarsa o kadar erdemli sayılırsınız. Einstein, eğer insanlar, sadece ödüllendirileceklerini bildikleri için, ya da cezalandıracaklarını bildikleri için iyi kalpli iseler, çok acınacak haldedirler. Diyor.

       Ateistler, yağma yapmaktan, suç işlemekten ve polise direnmekten çok çekinirler. Son zamanlarda Amerika’da yapılan istatiksel araştırmalar, hapishanelerde dindarlara göre, orantılı yüzde olarak, çok daha az ateist olduğunu göstermekle, adeta bu savı doğrular mahiyettedir. Tabii ki: ateistlerin dindarlara göre daha dürüst ve ahlâklı olduğunu söylemek mümkün değildir. Ama, HUMANISM ve HÜMANİSTLER bu konuda çok başarılı görünüyorlar.

      Evrimci Darvin’in de içinde olduğu bilim, bir sorunu çözerken 10 yeni sorun yaratır. Böylece bilimin gelişmesinde yeni boşluklar doğar. Varoluşçular, işin kolayına kaçarlar. Hemen bu boşluklara Tanrı’yı yerleştirirler. Hiç düşünmezler ki: biraz sonra bilim bu boşluklara da el atacak, onları da çözecektir. Varoluşçular kolaycıdırlar. Hiçbir şeyi araştırmak zahmetine katlanmazlar. her şeyin oluşunu Tanrı’ya bağlarlar.

     Politika, esaretindeki binlerce insanı katletmiştir. Dinde hakezâ.

     Hitler Cengiz Handan daha fazla insan öldürmüştür. Bunun sebebi gelişen teknolojidir. Hitler Katolik bir ailenin ürünüdür. Hitler çocukluğunda Katolik okullarında ve Katolik kiliselerinde eğitim almıştır. Katolik okullarını hiç bırakmadı. Hiçbir zaman Katolizmi reddetmedi. Hayatı boyunca dindar olduğuna dair sinyaller verdi. Stalin ise. Ailesinin baskısına rağmen, Tiflis ilâhiyat fakültesini terk etti.Ve Rus Ortodoksisini de reddetti. Hitler 1914 yılında birinci dünya savaşının ilân edildiğini duyunca, hemen dizlerinin üzerine çöktü. Ve Tanrı’ya böyle bir zamanda bana yaşama şansı verdiğinden tüm kalbimle teşekkür ederim. Demişti. Hitler o zaman 21 yaşındaydı. Hitler yaşamını inançları olan bir Hiristiyan gibi sürdürememiş olsa da, Hiristiyanların uzatmalı geleneği ( İsa katili Yahudiler ) suçlamalarının etkisi altına girmiştir. Martin Luther King te Yahudileri yılan sülâlesi olarak tanımlanıştır.

      İnsan beynindeki dinsel memelerin beslediği doğmaların en önemlilerinden ve en caziplerinden ikisi

1- Öldükten sonra yaşamın devam edeceği,
2- Eğer din savaşlarında şehit düşerseniz, cennetin şahane bir bölümüne gideceksiniz. Ve burada, yetmiş iki   bakire ile keyif çatacaksınız.
      
     Diğer Semavî dinlerin cenneti özendiren bu cazip sözleri ile, Hazreti Muhammedimizin ( Cihada giden Cennete gider. ) Diye vecizce özetlenen Cihat hadisi Şerifi ne kadar da özdeşlik, ne kadar da benzerlik gösteriyor. Richard Hawkins devam ediyor. İslâm Barıştır mantarası, neredeyse 1400 yıl tarihten yok olmuştur. Sadece 13 yıl Hazreti Muhammed Mekke de iken geçerli olmuştur. Medine ye gidince, ne yazıktır ki: Bu güzel söz, İslâm savaştıra dönüşmüştür.

 

www.demokrasidedevrim.com adına,

Dr.Hasan Horto

17 Şubat,2006

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " nfo@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET