| |
DİNE'DE LAİKLİĞEDE
TAVIR KONMALI
İslamı takip eden insanlar; Eflatunun, Aristonun,
Kantın, Montesqienun, ya da Karl Marxın
söylediklerine değil; elbetteki Hazreti Muhammeadin
söylediklerine bakacaklardır; Hazreti Muhammedte
Hazreti İsanın aksine, devlet idaresi, memleketin
idaresi, orduların ve harbin idaresi hakkında çok şeyler
söylemiş, kaideler koymuştur. Yüce Allahın en büyük din
devleti kurmayı Hazreti Musaya, Hazreti İsaya değil,
Hazreti Muhammede nasip etmiştir. Bundan böylede
İslamiyet siyaset ve şeriatla birlikte doğmuştur. Kim
derseki: Siyaset islamiyetten Ayrılabilir; takiyye
yapar; yalan söyler. Çünkü siyaset islamın içinde,
islamın özünde vardır. Hazreti Muhammedin büyük bir
dirayet ve hakkaniyetle uyguladığı siyaset; Geçen zaman
içerisinde, değişe, değişe giderek sadece hasımlar için
değil, aynı zamanda İslamlar içinde yozlaştırılıp
zararlı hale getirilmiştir. Menemende din uğruna
Kubilayın başı kesilmiştir. Türkiye nin dört bir
yanında din uğruna Hizbullah mezarları kazılmıştır.
Sayın Necmettin Erbakanı hapse mahkum eden İslam
kanlımı gelecek, kansızmı gelecek sözleri ve onun
talebesi Recep Tayyip Erdoğanın son zamanlarda meydana
çıkan ka-setleri ve onu da hapse mahkum eden sözleri
ile; Bunlar arasında amaç ve hedef açısından ne fark
vardırki? Sadece ilk iki örnek Fiiliyata dönüşmüş; Son
iki örnek ise fikir sahasında kalıp henüz fiiliata
ulaşmamıştır. Laik Cumhuriyetimizin koruyucusu ordumuz
Adına; Genel Kurmay Başkanımız Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu
herzaman olduğu gibi bu yıkıcı ve mürteci akımlara karşı
gene kesin tavır koymuştur. Çok yazıktırki: Bir ikisi
hariç, Türkiyede her siyasi parti İslamın yozlaşan bu
zararlı yanını oy uğruna devamlı kaşıyıp duruyor; Bu
hayati mücadelede Genel Kurmay Başkanı Sayın Hüseyin
Kıvrıkoğlunu yanlız bırakıyor; Ne lehte, ne aleyhte
konuşuyorlar; Utanmadan susarak popülizm
yapıyorlar.
Efsaneye göre
Nemrut Hazreti
İbrahimi tutsak eder;
Hazreti İbrahimi yakmak için odunlar yığar, kocaman bir
ateş yakar. Ateş cayır, cayır, ç atır, çatır yanıp
alevler göğe yükseldiğinde karınca ağzını su ile
doldurup ateşin yolunu tutar. Ateşe yaklaştığında
oradakiler sorar Ağzınla bu suyu niye getirdin? diye.
Karınca ateşi söndürmek için der. Bu kadarcık su, bu
koca ateşi söndüremezki derler. Ona karınca cevap
verir: Belki ateşi söndürmez amma, benim tavrımı belli
eder; Küçük karınca Nemruta karşı Hazreti İbrahimin
yanında olduğunu söylüyorlar. Laikliğin yanında tavır
koymaktanda ne yazıkki korkuyorlar.
Bazı yasalar, bazı ilkeler vardırki:
Ülkelerin ve Devletlerin belkemiğini oluştururlar.
Demokrasi ve laiklik Türkiye Cumhuriyeti için
vazgeçilemiyecek temel niteliklerdir. Yalnız siyasi
partiler, yalnız sivil toplum örgütleri değil, tüm
kurumlar ve tüm yurttaşlar demokrasi ve laiklik
konusunda tavır almak zorundadırlar. Ya demokrasi ve
laikliğin yanında olacaklar; Ya da bunlara karşı
duracaklardır. Bunlara karşı olmakla; Örneğin
padişahlıktan yana olmakta demokratik bir haktır.
Yeterki: Taraflar saflarını belli etsinler. Bana
dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti; Çok ilkel ve çok
tehlikeli bir sorumsuzluk örneğidir. Dünya öylesine
küçüldüki: Herhangibir yerde yer kabuğu çatlarsa, bu
çatlak döner, dolaşır bulunduğumuz yere kadar
gelir. Yeni milenyum insanı yalnız yeryüzünde
değil; Aynı zamanda evrenin her köşesindeki olacaklar
hakkında fikir sahibi olmak; Tavır koymak zorundadır.
Çünkü olacak olanlar kendisine ya yarar; Yada zarar
getirecektir. İnsan doğası yarar verecek olanın yanında,
zarar getirecek olanın ise karşısında olur.
Bilimi akıllıca kullanarak insanoğlunun
yakaladığı aşırı hız; Dünya ve evrendeki mesafeleri çok
kısaltmış ve kısaltmaya devam etmektedir.
Evrendeki patlamalar veya bir kuyruklu
yıldızın dünyamıza çarpması; Ülkemizdeki Müslüman,
Hırıstiyan, Musevi tüm yurttaşlarımızı eşit surette
etkileyeceği gibi uzakdoğudaki Milyarlarca Budisti,
Hinduyu, Afrıkalı Zencilerle Amerika ve Avusturalyadaki
yerli ve yabancılarıda etkileyecektir. Kısa tarihi
içinde akıllı insan olaylara karşı daima tavır
koymuştur; Bu faydalı tavır sayesindede uygarlık
oluşmuştur. Dünyada ve ülkemizde süregelen teroör
olayları ve saldırılar ve bu terör ve saldırılarda
hayatlarını kaybeden masum insanlar hepimizi derinden
etkiliyor; Yürekten üzüyor; Ölen masumlar ister bizden
olsun ister karşı taraftan yüce Allahın en mükemmel
yaratığım dediği insanlardır.
Bundan 20 yıl önce Müslüman İran ile
Müslüman Irak amansız ve manasız bir savaşa tutuştu. 10
yıl süren savaşta milyonlarca insan öldü. İki taraftada
birbirlerini öldürenler Müslüman din kardeşiydiler.
Zamanın dini lideri
HUMEYNİ çocuk denecek gencecik
askerlerin başlarına kırmızı, yeşil renkli bandlar
bağlayıp; Onları okuyup üfliyerek, savaşa yolluyordu.
Kalırsanız gazi, ölürseniz şehit olur, doğru Cennete
gidersiniz diyordu onlar. Irak tarafında
SADDAMın
hocalarıda aynı merasimlerle Iraklı çocukları savaşa
yolluyordu. Onlarda kalırlarsa gazi, ölürlerse şehit
olup Cennete gideceklerdi. Dünya Müslümanları bu amansız
savaşa ne yazık tavır koyamadı. Savaşı durduramadı. Bu
savaşta İran halkı ne kazandı? Irak halkı ne kazandı?
Ölüm, acı, ızdırap ve sefaletten başka. Bu savaş kime
yaradı? Silah tüccarları ve silah fabrikatörlerinden
başka? Aradan 20 yıl geçti; Bu yaşıma rağmen ben hala
anlıyamadım İran, Irak savaşı neden çıktı diye!! Ege
insanının taa Homerostan taa Yunustan gelen bir derviş
bir ozan yanı vardır. Ayvalıkta acılı bir baba
Güneydoğuda PKK çatışmasında ölen oğlunun ağzından
bakınız ne yazdı mezar taşına:
Amansız ve manasız bir savaşta,
Canımı verdim Vatana;
Acımı
Anama, Babama, Kardaşlarıma.
Bugün de Orta-Doğuda amansız ve manasız
savaşlar devam edip gidiyor. Hazreti İbrahimin oğulları
İsmail ve İshakın torunları islamlar ve museviler
birbirlerini kıyasıya vuruyor, kıyasıya öldürüyorlar.
Bir tarafta İsrail tankları; Bir tarafta intihar
saldırıları;
Ben buradan dünyadaki tüm Müslüman, tüm
Musevi Cemaatlerine seslenmek istiyorum; Geliniz birlik
olunuz; Kesin tavır koyunuz ve hep birlikte bu manasız
ve amansız savaşı durdurunuz.
Dr.Hasan HORTO
|
|