AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

YETİŞMİŞ.,EĞİTİLMİŞ GENÇLERİMİZE ASKERLİK KÖSTEĞİ

Amerika da askerlik çağına yaklaşan her gence yaşına,gördüğü eğitime,mesleğine,evlilik durumuna ve çocuklarının adetine göre bir askerlik statüsü,bir askerlik sırası verilir.Buna MİLİTARY CLASSİFİCATİON yani askerlik sıralaması denir.Genel kurmay ordunun ihtiyacına göre bu sıralamada hangi bölümlerin askere çağrılacağını önceden ilan eder.İlan edilen bu sıra dışında kalan gençlerin asla askerlik takıntısı olmaz.İstedikleri yerde iş ararlar,işe girerler.Onları işe alacak şirketler,kurumlar, işverenler onların military classification kartlarına bakarlar ve kendilerine ilgili sual sormazlar.Kendimden örnek vereyim.Bende Amerika da çalışırken askerlik çağında idim.Amerikan immigrant cartı yani yeşil kart sahibi idim.Bu kartı taşıyanlar Amerikan vatandaşlarının haklarına sahip oldukları gibi,her türlü sorumluluklarına,bizdeki yaygın tabiri ile vatandaşlık mükellefiyetlerine de tabi idi.Ben Amerikada evli ve bir çocuk sahibi idim.Sonradan ikinci çocuğum da Amerikada dünyaya geldi.Bu durumuma uygun olarak bana da bir military classification kartı verdiler.O dönemler Vietnam savaşının çok kızıştığı,sıkışıklığın yaşandığı günlerdi.Üstelikte Vietnamda yaralama olayları çok fazla olduğundan tıpta uzmanlık alanım olan anestezi mütehassıslığı Vietnam da en çok ihtiyaç duyulan tıp alanlarından biriydi.O bakımdan Amerikan hükümeti beni rahatça askere alıp Vietnam a gönderebilirdi. Buna rağmen rahatça istediğim yerde işe girdim. beni işe alan hastaneler,müesseseler sadece military classification kartıma baktılar,bana bu konuda sual bile eylemediler.1973 yılında yurda dönüp ülkemde çalışmağa başladığımda askerlik çağındaki eğitilmiş, okullarını bitirmiş çalışmak isteyen gençlerimizin içine açmazı gördükçe irkildim,üzüldüm adeta kahroldum.Başarılı gançlerimiz çalışmışlar,çalışmışlar,üniversiteyi,okulları bitirmişler en verimli zamanlarında çalışmak ,faydalı olmak aşk ve şevki ile iş arıyorlar.Başvurdukları müessese ve işverenler askerlik yaptın mı diye soruyorlar.Onlarda tabbi ki hayır diyorlar.Onlara iş verecekler maalesef sizi işe alamayız,askerlik yapın öyle gelin diyorlar.Gençlerimiz bu sefer askerlik şubelerinin yolunu tutarak bizi askere alın diyorlar. Aldıkları cevaplarda çok ilginç,,Hayır deniyor kendilerine,biz senede sadece şukadar genci askere alabiliyoruz,size sıra yıllar sonra gelir.Peki diyor gençler öyleyse bize askerlik yönünden çalışmamızda bir sakınca yoktur diye bir belge verin de iş bulup çalışalım.Yok diyorlar onu da veremeyiz.Yüzbinlerce gencimiz yıllarca iki arada bir derede kaldılar.En verimli yıllarını boşta geçirdiler.Kendileri,aileleri hem maddi hemde manevi sıkıntılar çektiler Ülkede.verimden,işgücünden,üretimden kaybetti.Yani maddi ve manevi kayıplarımız hem insanlarımız,hem ailelerimiz hemde devlet ve ülkemiz açısından sayılmıyacak kadar çok fazla ve çok büyük.Benim ne ülkem, ne devletim nede genç kardeşlerim bu haksızlığı asla haketmediler. şimdiye kadar bu sorunu çözemeyen yetkililer,.Buna sebep olanlar biraz düşünsünler.Önlerinde diğer devletlerin Amerika nın başarılı uygulama öenekleri durup dururken gençlerimize,insanımıza devletimize bukadar çok kayıplar verdiren bu basit sorunu çözmek çok mu zor geldi kendilerine.İnsan üzülüyor ,üzüldükçe de kahroluyor.Umarım bundan sonra devleti yönetecekler bu basit,basit amma önemli soruna çözüm getirirler.Zira aradan 30 40 yıl geçtiği halde bu kronik, bu müzmin hastalık olduğu gibi ortada duruyor. Bazı kıymetli asker arkadaşlarım yazdıklarımı okudukça lütfedip fikirlerini,görüşlerini söylüyorlar.Bende bunlardan esinlenerek aşağıdaki satırları kaleme aldım.Biraz ağır kaçsada kendilerinden özür dileyerek yazdıklarımı buraya alıyorum.Kavramlar,terimler,kelimeler arasındaki nüansları bilemezsen yıllarca konduğun yerde otlarsın.Bir adım ileri gidemezsin..Bir düşünüre göre savaş askerlere bırakılamıyacak kadar ciddi bir iştir. Savaşı ülkeler,devletler yapar,savaşın gerektirdiği muharebeleri ise askerler yapar.Savaşın askeri yönü beni ilgilendirmiyor.Savaşın asıl yönü siyasal,sosyal yanıdır.Ben savaşın bu yanı ile ilgileniyorum.Uzun zamandır dünyada vatanseverliğin anlamı, manası da değişti.Modern çağda vatanseverlik artık sınırları korumak anlamına gelmiyor.Ülkeye,insanlara, işe, aşa yapılan katkı anlamına geliyor.Yeni millenyumda,21 inci yüzyılda lütfen bizde eski zihniyetleri atalım,yenileri alalım. 700 yıl evvel yaşamış İslam din adamı,büyük düşünür,büyük alim Mevlana Celaleddini Rumi bakınız ne demiş.Ne söylemişsek dün cancağızım,düne aitti,demiş Mevlana,bugün artık yeni şeyler söylememiz lazım.Geliniz bizde artık Hazreti Mevlanayı örnek alalım,Hazreti Mevlana dan ders alalım.Genç kardeşlerimizin askerlik kösteğine üzülerek,hırslanarak takılıpta asıl konumuzu unuttum sanmayınız. karşılaştırma,kıyaslama olsun diye Kıbrıs harekatımız ile iniltileştirilecek Vietnam ve Arap İsrail savaşı idi konumuz. Vietnamda savaş kızıştıkça.kayıplar arttıkça savaşın üzücü,çirkin fotoğrafları hem basında hemde medyada yayınlandıkça,yalnız Amerikada değil bütün dünyada savaş karşıtı hareketler hızla yayılıyordu.Amerika ve dünyanın hemen her yerinde aydınlar, öğreniciler,sanatçılar savaş karşıtı hareketlere katılıyor,ön saflarda yer alıyordu.Vietnamda yaralanıp sakat kalan Amerikalı gençler savaş karşıtı gösterilere katılıyorlardı.Bunların acı öyküleri ve içine düştükleri acıklı durumlar sinema filimlerine konu oluyordu.Sonunda dünyada ve Amerikada savaş karşıtı hareketlerin dozu okadar arttı ki dünya ve Amerikan kamu oyunda Vietnam savaşına karşı bır nefret ,bir öfke doğdu.Kendi isteği ile daldığı bu amansız ,bu manasız savaşta elli bin gencini kaybettikten sonra Amerika Vietnamda barış olasalıklarını araştırmağa başladı.Amerikan hükümeti, dünyanın en kuvvetli gücü kendi arzusu ile daldığı Vietmam bataklığından mağlubiyeti kabul edip çekilmek istiyordu.O dönemin cumhurbaşkanı president Lyndon Johnson un en büyük kaygısı çekilirken Amerika nın yüzünü korumak,kurtarmaktı.Bu yüzden HONORABLE PEACE yani onurlu barış kavramı geliştirildi.Bunun sağlanmasında dünya düşünürlerinin,dünya sanatçılarının ve dünya aydınlarının katkıları oldu. Bundan sonrada Amerika Vietnamdan çekildi.Vietnam savaşı bittikten sonra Amerikan genelkurmayında özellikle PENTAGON da bir özeleştiri başladı.Dünyanın en güçlü ordusu Vietnam gibi zayıf bir tarım ülkesine mağlup düşmüştü. Pentagon düşünüyordu.acaba nerede yanlış yaptık diye.Bu suale cevap bulmak Amerikan ordusunu yeniden yapılandırılmak üzere hudutsuz yetkilerle Donn Starry ile Don Morelli görevlendirildi.Donn Starry Kansaslı olup 1930 lu yıllardaki büyük depresyonun çocuğudur.Donn Starry ile Don Morelli Vietnam gibi zayıf bir üçüncü sınıf ülkesine mağlup olmuş Amerikan ordusunu bir ikinci dalga ordusu olmaktan çıkarıp bir üçüncü dalga ordusu haline sokan , Amerikan ordusunu1991 körfez savaşına hazırlayan kişilerdir.Körfez savaşını yürütüp başarıya ulaştıran general Schwarzkopf a hernekadar körfez savaşı virtüözü dense de,DonnStarry ile Don Morellı ye de körfez savaşının baş bestekarları denilmektedir.Burada körfez savaşının dünyada ilk bilgi savaşı olduğunu belirtmekte yarar vardır sanırım.Kuzey Carolina yaratıcı liderlik merkezinin körfez savaşından hemen önce yaptırdığı araştırma da çıkan sonuçlar da çok ilginçtir..Bu araştırmaya göre en üst düzey Amerikan yöneticileri arasında doktora yapmış olanların oranı yüzde 19 olduğu halde Amerikan ordusundaki tuğgeneraller arasında doktora yapmışların oranı yüzde 88 dir. .Donn Starry ile Don Morelli ayni zamanda Natoda da yeni stratejiler belirlemek üzere görevlendirilmişlerdir.1974 yılı ocak ayı başlarında Donn starry ile bir gurup zırhlı birlikler subayı İngilizler tarafından eğitim tesislerini gezmek üzere davet edilmişlerdir.Starry nin karısı Letty de yanındaydı.İngilterede boş saatlerde eğlenirken Amerikan ordusu kurmay başkanı general Creighton Abrams tan bir telefon gelir kendisine.Kurmay başkanı derki yarın sabah gerekli bütün belgelerle bir subay gelecek. Karını ve kadronu memlekete gönder.Yanına bir kişi al,İsrail e gidiyorsun.Donn starry den istenen 3 ay evvel 6 ekim,1973 te Musevilerin YUM KİPPUR kutsal gününde yapılan Mısır Suriye İsrail savaşını incelemekti.Donn starry 6 ekim,1973 savaşının geçtiği KUNEİTRA bölgesine geldi.İsrailli komutanlar 3 ay evvelki kanlı savaşlar hakkında kendisine çok geniş bilgi verdiler.Gerçi İsrail 1967yılı 6 gün savaşında Mısır Suriye uçaklarını daha havalanmadan havaalanlarında yok ederek savaşı 6 günde bitirmişlerdi amma şimdiki durum çok farklıydı.Mısır,Suriye birlikleri sayı olarak çok daha fazla,çok daha iyi eğitilmiş ve çok daha hazırlıklı idiler.Kuzeyde Suriye liderliğindeki birliklerde 1400 tank,1000 havan topla desteklenen 45000 asker vardı Sovyetler en gelişmiş silahlarını Suriye ve Mısıra da vermişti.Aralarında o güne kadar yapılmış, en gelişmiş sovyet tankı olan T62 lerde vardı.Bu üstün kuvvetler 6 ekim öğleden sonra saat 1.58 de 1967, 6 gün savaşından beri Suriye yi İsrail den ayıran mor hattını aşarak aniden İsrail e saldırdılar.Asker sayısı,araç gereç ve ateş gücü bakımından çok üstün olan Suriye birlikleri karşısında ise iki zayıf İsrail tugayı bulunuyordu.Kuzeyde yedinci tugay,güneyde 188 inci tugay.İki tugayda da toplam 170 tank,60 parça top ve sadece 6000 İsrail askeri vardı.600 tanklı iki Suriye tümeninin saldırısına uğrayan 188 inci İsrail tugayı yirmidört saat içinde hemen hemen tamamen silinmişti.Subayların yüzde doksanı ölmüştü.Suriyeliler Şeria nehri ne ve Galile gölüne on dakikalık mesafedeydiler.Suriyeliler İsrail tümen karargahını nerdeyse ezip geçeceklerdi.Bu hareketle eşzamanlı olarak Golan tepelerinin kuzey kısmındaki 500 tanklı Suriye gücü 100 tanklı İsrail yedinci tugayına çullanmıştı.Buradada yedinci tugay büyük zayiat verdi.İki İsrail tugayının da merkezi komuta ile irtibatları kesilmişti.Bu bakımdan tugay komutanları ve kalan askerler kendi insiyatif ve kararları ile başbaşa kaldılar.Ani karar verip savunmaya geçecek yerde can havli ile zayıf gördükleri yerde karşı saldırıya geçtiler.İşte mrkezden emir alamayan,kendi savaş insiyatifini kullanan yedinci tugayın bu karşı saldırı kararı savaşın kaderini de değiştirdi.Yedinci tugayın bu amansız saldırıda verdiği ağır zayiat ile tank sayısı yüzden yediye inmişti amma Suriye tank ve zırhlı araçlarının yüzlercesini saf dışı bırakmıştı.Tam o sırada birçok askeri yok olan,tank sayısı yediye inen,cephanesi azalan birliğe,hastanelerden taburcu edilmiş yaralıların yönettiği ve aceleyle onarılmış 13 tank katıldı.Takviye alan İsrail kuvvetleri daha da büyük bir saldırıya geçtiler.Suriye birlikleri İsraillileri de şaşırtarak çekilmeğe başladılar.Ancak asıl savaş güney kesiminde yer almıştır.Kuzeyde yedinci tugayın kanlı direnişi güneydeki İsrail birliklerine yedek güç gelmesi için zaman kazandırmıştı.General Dan Laner komutasındaki bir tümen güneybatıdan geldi.General Moşe Musa Peled komutasındaki ikinci tümen Laner in birliğinin onaltı kilometre güneyinden ona paralel olarak yaklaştı.İsrail hava kuvvetlerinin yoğun desteğine sahip bu birlikler Kuneitra nın birkaç kilometre güneyinde Suriye birliklerini bir kıskaç içine aldılar.Dört gün sonra Suriyeliler Birleşmiş Milletlerin ateşkesini kabul ettiklerinde 1300 tank kaybetmişlerdi.Bunların 867 si İsraillilerin eline geçmişti.3500 Suryiyeli asker ölmüş,370 Suriyeli askerde tutsak alınmıştı.İsrail tanklarının hepsi yara almış amma anında onarılıp tekrar savaşa sürülmüştü.İsrailliler 772 kayıp vermişler,65 İsrailli askerde Suriyelilere tutsak düşmüştü.Kısa zaman içinde Kuneitra daki savaş sahası savaş dışı kalmış,tahrip olmuş Suriye Mısır tank mezarlığı haline dönüştü.Zayıf İsrail birlikleri kendilerinden çok üstün düşman kuvvetlerine karşı tarihin gördüğü en büyük tank savaşını gerçekleştirmişti. Birçok arkadaşım Kıbrıs zaferini anlatırken Vietnam savaşına,Arap İsrail savaşına dalıp konuyu dağıttığımı söylüyorlar.Yakınmakta haklıdırlar,amma silahlı kuvvetlerimizin hava atma,hava indirme,deniz çıkartma birliklerinin çok zor olan işbirliğini,koordinasyonunu sağlayarak iki günden az bir zamanda kazandığı Kıbrıs zaferi ile zayıf İsrail birliklerinin kendilerine karşı asker sayısı,araç gereç ve ateş gücü bakımından çok üstün görünen Mısır Suriye birliklerine karşı dört günde gerçekleştirdikleri inanılması güç zafer, yapılışları yönlemleri bakımından tıpa tıp birbirine benziyor.Bizim Kıbrıs harekatında hızla sağladığımız zaferde sır,çıkartma kuvvetleri kumandanı olarak yanlışlıkla Kıbrısa çıkan Süleyman Tuncel paşanın ani ve isabetli bir kararla muharebenin insiyatifini,sevki idaresini iyi eğitilmiş alt kademeye bırakmasıdır.İsrail birliklerinin dört günde gerçekleştirdikleri zafer de sır ise,üstün Suriye Mısır kuvvetlerince kuşatılıp sarılınca İsrail komuta merkezi ile bağlantılarının ,irtibatlarının kopması neticesi kendi kararlarını kendileri verip,yazgılarını yazmaları idi.İsrail generalleri Kuneitra savaş alanında Donn Starry ye her türlü bilgiyi verdiler.Sağ elini şakağına koyarak kendi kendine,şimdi anladım,nerede yanlış yaptığımızı dedi Donn Starry. Biz Vietnam savaşını binlerce kilometre uzaktan Washington dan idare ediyorduk.Hangi hedefleri vuracağımızı bile Washingtonda Pentagon da kararlaştırıyorduk.Ve hatta hatta çoğu önemli hedeflerin vurulmasına da Beyaz saray karar veriyordu.İşte yanlış burdaydı,savaş yerinde idare edilmeliydi. 6 ekim,1973 Arap İsrail savaşının da bize öğrettiği buydu işte..,Ayni öğreti, ayni ders silahlı kuvvetlerimizin Kıbrıs Girne de yaptığı çıkartma harekatında da vardı.İsrail savaşı dört gün sürdüğü halde Süleyman Tuncel paşanın yanlışlıkla Kıbrıs a çıkması ile gerçekleşen hızlı çıkartma harekatımız iki günden az zamanda bitmişti.Zaman bakımından daha da süratliydi. Donn Starry nin bu teşhisi,bu gözlemleri yalnız Amerikan ordusunu ,Amerika nın yapısını değil,başka orduların,başka ülkelerin yapısını da değiştirecekti.Uygarlığın sanayi döneminde orduların da kurumların,şirketlerin yapıları da medeniyetin ikinci dalga aşamasına uygundu.Sanayi devriminde oluşan bu dalgada büyük iyiydi,hatta çok büyük çok daha iyiydi.Amerika Birleşik Devletleri ile Soviet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği büyük kurumlar,büyük ordular,büyük şirketler kurmakta adeta yarışa girmişlerdi.Donn Starry ile birlikte olayların üzerine eğilen Amerikalı bilin adamları ogüne kadar dünyada hakim olan MERKEZİ YÖNETİM yerine BÖLGESEL YÖNETİM yani YEREL YÖNETİM sistemini geliştirdiler.Bugün yaşadığımız dünyada hatta hatta Türkiyede de merkezi yönetim değil bölgesel yönetim geçerlidir.O günlere kadar yer yüzünde BÜYÜK OLAN İYİDİR.HATTA HATTA DAHA BÜYÜK OLAN DAHA DA İYİDİR.düşüncesi yerine içine girdiğimiz BİLGİ ÇAĞINDA ise KÜÇÜK OLAN GÜZELDİR.düşüncesi gelişti.Bu doğrultuda Amerikan ordusunda merkezden yönetilen büyük birimler yerine,özel bir görevi ve misyonu üstlenmiş,bu misyondan sorumlu amma merkezden bağımsız,kendi kendisine karar verebilen,kendi göbeğini kendi kesen ,tam yetkili özel birimler oluştu.Amerikan ordusu bu yönde süratle yeniden yapılandırıldı.Bunun başarılı sonucunu da 1991 körfez savaşında aldı.6 ekim,1973 Arap İsrail savaşının ve 1974 hızlı çıkartmasının öğrettiği ademi merkeziyet,BÖLGESEL,YERİNDE YÖNETİM hızla sivil hayata da yansıdı.Sanayi devriminin büyüttükçe büyüttüğü şirketler,gittikçe hantallaşmışlar,vermleri düşmüştü. Örneğin Amerikan telefon telegraf company ATT,GENERAL MOTORS ve diğer dünya devleri gibi. Amerikan telefon,telegraf şirketi ATT de 980.000 kişi çalışıyordu.Bu dev şirket 1000 ayrı şirkete bölündü.Bu yöntemi diğer dünya devleri de takip ettiler.Böylece İsrail in KUNEİTRA da gerçekleştirdiği hızlı zafer YEREL,BÖLGESEL YÖNETİM sistemini gündeme getirmekle dünyayı değiştiriyordu.İsrail bu olguyu gayet güzel kullandı.KUNEİTRA da İsrail in savaşta tahrip ettiği ve ele geçirdiği 1300 dan fazla tank,o günkü halleri ile bugün ayni yerde duruyor.Bu savaş alanı,dünya orduları tank subaylarının gelip görmesi ve eğitilmesi için aynen muhafaza ediliyor.Bir askeri ve sivil okul olarak kullanılıyor. Acaba biz Kıbrıs ta İsrail den daha fazla hız ve süratle gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs çıkartmamızı dünya ya tanıtabildik mi.Ben sanmıyorum.Bu amaçla bu yazımı İnternet te açacağım sitemde yayınlamak istiyorum.Ben bir kervanla yola çıktım.Şimdilik bu kervan, bir deve ile bir eşekten oluşuyor.Geliniz sizde fikirlerinizi söyleyiniz,bu kervanı birlikte büyütelim. Kocatepe gemimizin batış nedenini araştıran bu yazı dizim döndü dolaştı buralara kadar geldi.Çeşitli görülen konuları içine aldı.Bu arada yanlış Süleyman paşa olayımız bizi Vietnam savaşı ile Arap İsrail savaşına itti.Buradan okumuş.eğitilmiş gençlerimize çok zarar veren gençlerimizin askerlik kösteğine geldik.Bazı okuyucularımıza bunlar birbiri ile ilgili olmayan konular gibi gelmiş olabilir.Amma dikkat edilirse konularımızın hep birbiri ile ilintili olduğu ve hepsinin de yanlışları ve yanlışların tekrarını önlemeği amaçladığı görülür.Aşağıda bulacağınız yazı da bu amaca yöneliktir.Dağınıklık hoşgörülüp affola. Kazaların yanlışların manevralarda, özellikle savaşlarda ollabileceği, bunların doğal karşılanması gerektiği hep söylenir. Bu tamamen doğrudur. Amma savaş bittikten sonra bu yanlışların kazaların sebebi araştırılıp ordu mensuplarına, yeni yetişen subay adaylarına, hatta kamuya anlatılmalı, öğretilmelidir'ki; Gelecekte böyle kazalar, yanlışlar önlenebilsin. İşte ben bunun yapıldığını sanmıyorum. Çünkü yapılmış olsaydı, o günlerde ordumuzda aktif görevde olup hatta harekat'a katılmış şimdi emekli olmuş değişik rütbedeki, subay arkadaşlarım bunları bilir; Sebeplerini araştırıp bulmak ta bana kadar düşmezdi

Dr.Hasan HORTO

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com  " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET