AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

AVRUPA BİRLİĞİ YOLUNDA SEMİNERLER

       Bu gün,4 Mart,2005,cuma,İktisadî Kalkınma Vakfı'nın düzenlediği ( Tüm Boyutlarıyla,Avrupa Birliği ile Katılım Müzakereler Süreci ) konulu seminere katılmak üzere,Istanbul Lütfü Kırdar Kongre salonuna gittim.İKV genel sekreteri,Dr.Şebnem Karauçak'a,güzellikten,güzel fikre iltifata izin varmı?diye sordum. Evet yanıtını alınca,elimdeki notu kendisine uzattım.Notumda şunları yazmıştım.( 2 Mart,2005 gecesi NTV televizyonundaki açık oturumda, sizleri izledim.Hemen yanınızda oturan sayın Onur Öymen'in sert konuşmalarından sonra,ülkemizin Avrupa Birliği yolunu tıkamak için,bir bomba patlatarak,hepimizi havaya uçuracağı korkusuna kapıldım.Ve de irkildim.Sizi,yapıcı ve aydınlatıcı konuşmalarınızdan ötürü, yürekten kutluyoruz. İmza www.demokrasidedevrim.com ).Notu okudu ve teşekkür etti.Konuşmacılar,sözlerini bitirip sorular bölümüne geçilince ilk sözü ben aldım ve şunları söyledim.Ben Dr. Hasan Horto,bir öneri ile birlikte,biraz da acı bir eleştiri dile getirmek istiyorum.Bu eleştirimin çoğu,burada tek temsilci ve tek yetkili gibi bulunan,Avrupa Birliği Genel Sekreterliği,Genel sekreter Yardımcısı ve Büyük Elçi,sayın Ahmet Acet'e gidecek .Kusura bakmasın. 

      Geçen dönemki seminerin ve bugünkü seminerin tartışma ve konuşmalarından çıkan ortak sonuç ve ortak kanı şu oluyor.( Non-govermental participatıon yani hükümet dışı katılımlar çok önemlidir.Hatta Govermental Participatıon,yani,hükümet katılımlarından çok daha önemlidir.Geçen seferki seminerde,sayın profesör Atilla Eralp,bunu çok güzel bir ifadeyle,Gayri Resmi Entegrasyon diye adlandırıp, özetledi.Sivil Toplum Örgütlerine bu bapta çok büyük görevler düşüyor.Bu konuda,Sayın Dr.Şebnem Karauçak,sayın başkan Davut Öğütçü ve İktisadî Kalkınma Vakfı üzerine düşeni ve hatta üzerine düşenden fazlasını yapıyorlar.Bunun için kendilerine müteşekkiriz,teşekkürlerimizi sunarız.Ama,diğer sivil toplum örgütlerimiz,iş çevrelerimiz ve de Üniversitelerimiz bu uğurda,sanki kenarda duruyorlar.Hiç sesleri çıkmıyor.Bu kurumları ve halkımızı,bu amaç doğrultusunda Acaba birleştirip harekete geçirebilirmiyiz ? Bu kurumları ve halkımızı,Avrupa halkı ile daha sıkı bir etkileşim ve iletişim içine sokabilirmiyiz ? Bu organizasyonda Büyükelçimiz Sayın Ahmet Acet ve Avrupa Birliği Konseyi Genişleme Genel Müdürlüğü Bölüm Başkanı Sayın Christos Katharios nasıl bir katkı sağlıyabilir ? Bunu öğrenmek istiyorum.Teşekkür ederim.

      Bu önemli konu seminerde hakettiği ilgiyi gördü.Sayın Christos Katharios ve Büyük elçi Ahmet Acet ilginç açıklamalar yaptılar.Sayın Ahmet Acet dedi ki: Zaten Avrupa Birliği,ülkemizdeki sivil toplum örgütlerinin zayıf olduğunu ve kuvvetlendirilmesi gerektiğini ve daha fazla katılımcı olmaları gerektiğini her fırsatta söylüyor.Semineri izliyenler de,tartışmaya katıldılar.

      İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası ilişkiler ve Avrupa Birliği Bölüm Başkanı Profesör Dr.Sayın Haluk Günuğur söz aldı.Türkiye Avrupa Birliği Derneğinin genel başkanı olduğunu söyledi.Bu önemli konuda yaptıklarını anlattı.Çok daha fazla katılım ve organizasyon gereğine değindi.

      Gerçektende,Avrupa Birliği Halkları ile,Anadolu halkları arasında çok daha yakın ve çok daha hızlı iletişim ve etkileşim kurarak Avrupa Birliğine geçiş sürecimizi hızlandırmamız,süreyi olabildiğince kısaltmamız gerekmektedir.Her alanda,Avrupa Birliği Halkları ile Anadolu Halkalarının birbirlerine verebileceği,birbirlerinden alabilecekleri,birbirlerine öğretebilecekleri çok şeyler vardır. www.demokrasidedevrim.com siemizde 2 yıl evvel,( NE VEREBİLİRİZ AVRUPA BİRLİĞİNE )  başlığı ile bir yazı yayınladık.Bu yazımızda,Anadolu'dan Avrupa'ya verebileceğimiz 16 konu tespit ettik.Bunların içinde neler yok ki?,Neler?.Anadolu,bitişik uzantısı Mezopotamya ile beraber, dünya uygarlığının beşiği sayılır.Dünyada ilk yazı Anadolu'dan dünyaya yayıldı.Dünyada ilk yapay yağmur,Mezopotamya şehir devletlerinde yaratıldı.Dünyanın yedi harikasından biri BABİL'İN ASMA BAHÇELERİNDE,sulama teknolojilerini yazdık sitemizde. Bütün bunlar için,lütfen,www.demokrasidedevrim.com,YENİ OLUŞUMLAR,( Ne Verebiliriz Avrupa Birliğine? ) bölümünü tıklayınız.

      Yazdığımız 16 konu içerisinde, bir tanesi varki: Dünyada bir benzeri bulunamaz.İşte şimdi buraya,bu buluşu,bu güzelliği yazacağız

       Çağdaş uygarlık,Endüstri devrimi ile başlar.Dünyada ilk kurulan endüstri,TEXTİL ENDÜSTRİSİ dir.Textil endüstrisinin,dolayısı ile tüm endüstrisinin,Ve de, DÜNYA UYGARLIĞI'nın ilk aleti İĞ dir.Fransızların (fuse),İngilizlerin (spindle) dedikleri İĞ.

Dünyada en eski,ilk İĞ kalıntısı,Anadolu'da,Mardin civarında bulundu.Yapılan karbon yaşı araştırmaları gösterdi ki:Bu ilk İĞ kalıntısı 9000 yaşındadır.

Zaten,İnsanoğlu,yeryüzünde 50.000 yıldanberi vardır.Bu 50.000 yılın 40.000 yılını mağarada geçirmiştir.

 Anadolu'da yaşayan analarımız ,mağaradan çıktıktan sonra,evlatları üşümesin diye İĞ i icat ettiler.Hayvan kıllarını İĞ ile eğirerek,evlatlarına esvap yaptılar. 

     Anadolu Anasının evlatları için yaptığı fedakârlık,Anadolu dillerine yansımıştır. SAÇINI SÜPÜRGE ETMEK.Bu ifadeyi,bu deyimi ,dil bilgisi çok iyi olan arkadaşlarımızla bereber,İngiliz kültüründe,Fransız kültürünge,Alman küültüründe,aradık,taradık, araştırdık.Bu üç ana kültürde de,SAÇINI SÜPÜRGE ETMEK deyimi gibi,bir anlatım,bir ifade bulamadık.

     Anadolu kadını,geçmiş binyıllarda,geçmiş yüzyıllarda,endüstrinin ilk aleti İĞ den başlıyarak,dünya kadınlarına,dünya uygarlığına nasıl sayısız iyilikler hediye etmişse,Yeni milenyumda,yirmibirinci yüzyılda da Avrupa kadınına en azından SAÇINI SÜPÜRGE ETMEYİ öğretecektir.Buradan,Anadolu kadınından,Avrupa kadınına,sevgiler,saygılar gönderelim.

       Evlatlarını üşütmemek için,İĞ i icad ederek uygarlığı başlatan,evlatları için saçını süpürge eden,ANADOLU KADINI'nın da,önünde saygı ile eğilelim,mübarek ellerinden öpelim.

       KONFİÇYÜS'ün bir sözünü,DEVLET'e uyarladım.Devletler,TANRI'ya şöyle yakarıyorlar.

 ( Tanrım,beni,düşmanlarımdan değil,akılsız dostlarımdan koru.Zira,ben düşmanlarımdan korunmasını, nasıl olsa bilirim  ).

        DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE,ülkemizde yaşadığımız üzücü ve acıklı olayları,devleti korumak isteyen akılsız dostları yaptılar.Sayın başbakan RECEP TAYYİP ERDOĞAN bile, ( Devletin güvenlik birimleri ve güvenlik güçleri PROVAKOSYON'a karşı duyarlı ve dikkatli olmalı ) diyerek,olayda,PROVAKOSYON olasalığını akla getiriyor.Acaba bu olay,halkımızı soyan,bankaları hortumlayıp,boşaltan,dolayısi ile de devleti soyanların,ülkemizin Avrupa Birliği yolunu tıkamak,açıklığı,saydamlığı,şeffaflığı önlemek istiyenlerin bir PROVAKOSYON'u olmasın bre dostlar?

       Ana muhalefet liderimiz, sayın DENİZ BAYKAL,erkek olduğumdan utanıyorum,ve erkekler adına, elleri öpülesi kadınlarımızdan özür diliyorum,demiş.

        İşte bu kadarı dahi,ADALET UĞRUNA,ÖZGÜRLÜK UĞRUNA,AVRUPA YOLUNDA,UYGARLIK YOLUNDA,acımızı hafifleten,birazcık ta olsa,içimizi ferahlatan bir olay.

        1946 yılında MİSSOURİ zırhlısı,Istanbul'a demir attığında,Istanbul'la birlikte tüm ülke bayram yapıyordu. 

        Missouri,Istanbul'a gelirken,Amerika Birleşik Devletleri'ne atadığımız ilk Büyük elçimiz Münir Ertegün'ün cenazesini de birlikte getirmişti.Büyük elçimizin Amerika'da büyüyüp okuyan oğlu Ahmet Ertegün,Amerika'nın sağladığı serbest teşebbüs imkanlarını kullanarak Atlantic Record şirketini kurmuş,Amerika'nın en zengin beş veya on kişisinden biri olmayı da başarmıştı.

        Dün olduğu gibi bugünde,sayın Ahmet Ertegün,Amerika da,Yahudi,Yunan,Ermeni lobileri karşısında çok cılız,çok zayıf kalan Türk lobisinin en onemli destek ve temsilcisi olmayı sürdürmektedir.

        Missouri zırhlısının,Dünya uygarlığında tarihsel yeri vardır.1945-1946 yıllarında İki kutuplu Dünya ile birlikte 50 yıl sürecek Soğuk Savaşı başlattı.Ülkemizde,iki kutuplu dünyada ve Soğuk Savaştaki yerini,Missouri zırhlısının Istanbul ziyareti ile aldı.

        Sarhoş olmuş Amerikan askerleri ,Beyoğlu'nun altını üstüne getiriyordu.ABANOZ temizlenmiş boyanmış,orada kadınlar,misafirperver geleneğimize uyarak,misafir askerlere bedava servis yapıyordu.Abanoz evlerinde kadınlar,yerli müşteri almıyordu.Bizim gençlerimizde,niye Amerikalılara var da,bize yok? Diye, bir de milliyetçilik duyguları kabarmasın mı?.O günlerde,YUKARI diye söylenen,YUKARI diye anılan BEYOĞLU'na çıkanlar,Abanozda,bıçaklanma olaylarının,yaralanma olaylarının,hatta öldürme olaylarının olduğunu çok iyi hatırlarlar.

        Biz,üç arkadaş,ancak bir yıl sonra,1947 yılında,yukarıya,Beyoğlu'na çıktık.O da,üniversiteye yazılmak için.Liseyi bitirmiştik,Üniversiteye girecektik.İki arkadaşım liseyi İzmir de okumuştu.Istanbul'a yabancıydı.Ben ise,Haydarpaşa lisesinden mezun olmuştum.Istanbul'u bilir sayıldığımdan rehberlik bana düştü.

        O yıllar,mühendislik gibi teknik meslekler,revaçta olduğundan,Bizde,Gümüşsuyunda,Teknik Üniversiteye giderek aday kaydımızı yaptırdık.Dönüşte de, ister istemez, yolumuz bizi Beyoğlu'na çıkardı.Üç yere daha aday kaydı yapma hakkımız vardı.Çünkü:Hiçbir yer garanti değildi.

       Muziplik parayla,pulla.akılla,değil ya !! Dedim ki arkadaşlara,gelin bir de,kimya fakültesine gidelim.Kimya fakültesi diyerek Abanoz sokağına saptırdım. Onlar nerede olduklarını nereden bilsinler ki? Genç,genç insanları kapılarda gördüler.Yalan da parayla değil !! Her halde,bugün imtihan var dedim.Kapıdan dışarı çıkan gençlerin yüzü kızarmıştı.Buda sorulunca,Her halde içerde imtihan zor geçiyor.Dedim.Hepimiz birlikte,kapı deliğinden içeri bakıp çıplak kadınları görünce,nerede olduğumuzu anladık O gün aklımızda, sadece okula yazılmak olduğundan,geldiğimiz gibi,hemen,gerisin geriye döndük.O sokaktan ayrıldık.Ne olur,ne olmaz,tanıdık biri,bizi,oralarda görebilirdi.Doğruca,Tıp Fakültesinin yolunu tuttuk.Zaten,bunun için Istanbul'daydık.

       İlk defa bilmeden girdiğimiz,aslında,her bekâr Türk gencinin aşîna olduğu,bu meşhur sokaktaki maceramız da,işte, böyle başlamıştı.

       Geliniz hep beraber Hazretî Mevlâna'nın ( göründüğün gibi ol,olduğun gibi görün )çağrısına uyalım.Eğer varsa,bir ayıbımız,bir kusurumuz,örtmeden gösterelim.

        40 yıl sonra, 50 yıl sonra, ne zaman üçümüz,bir araya gelsek,ilk önce,bu muzip,muzip olduğu kadar da tatlı olayı hatırlarız.Hatırlar da güleriz.Güleriz de,güleriz.

        Araya böyle muzip bir giriş koyduktan sonra,biz gene eski mevzûmuz MİSSOURİ'ye dönelim .

       Dükkanlar,her taraf, Albayraklar ve Amerikan bayrakları ile donatılmıştı.Kafayı çekmiş,Amerikan jonileri,Albayrağımıza takmış,musallat olmuş,tacizde bulunuyorlardı.

        Uzun yıllar,Şeyhül Muharrîrin,yani bugünün Türkçesi ile, en büyük yazarı, adıyla anılan Burhan Felek,Cumhuriyet gazetesinde, o günlerde şöyle yazıyordu. ( Bizde bayrağımızı biraz yüksek yere asalım ki:Kimse dokunmasın. ).

        Aradan 59 yıl geçti.Mersinde,20 Mart,2005 Nevruz kutlamalarında Albayrağımız yeniden tacize,tecavüze uğradı.Hemde, bu sefer,bunu 12 yaşındaki,14 yaşındaki körolası,terbiyesiz iki çocuk yaptılar.

        Neden kıyamet koparıyor da,Şeyhül Muharrîrin,Burhan Fele'ğe uyarak bayrağımızı yükseltmiyoruz?Bu kiritik dönemde,sözde vatandaş,özde vatandaş tartışması yaratmak oldumu ? yani.

        Acaba bazı iyi niyetli kişiler,bilmeden,Avrupa yolumuzu tıkamak isteyenlere alet mi oluyorlar?

        Yoksa bazıları çatışma ortamından çıkarmı sağlıyorlar?

        Ne derseniz deyin,bir türlü anlıyamadım doğrusu.

        Aziz Nesin'in kendi gitti,zekâya dair,o meşhur sözü kaldı,yadigâr bağrımızda .

 

        demokrasidedevrim.com olarak,MİSSOURİ zırhlısının tarihî Istanbul ziyaretini vesile ederek,Avrupa Birliğinin,meşhur Kopenhghan kriterlerine,buradan,Istanbul'dan bir kriter de, biz katmak isteriz.ABANOZ-NATAŞA KRİTERLERİ.*

        Nasıl,MİSSOURİ,iki kutuplu dünyayı ve soğuk savaşı başlatmışsa,iki kutuplu dünya tek kutuplu hale gelince,soğuk savaş bitince,komşularımızdan,daha çok doğu komşularımızdan,ekmek parası için,Istanbul'a bir furyadır,bir akındır,başladı.Dünya edebiyatına da,NATAŞA deyimi,burada Istanbul'da doğdu.

        Çinli'ler,birisine,kötü niyetle,beddua etmek istediklerinde,( Dilerim,ilginç zamanlarda,geçiş zamanlarında yaşarsın ) Derler.İşte komşularımızda,en zor zamanlarını,geçiş zamanlarını yaşıyor.

        İki kutuplu dünyada,geçim sorunları da yoktu,ekmek sorunlarıda.Ama sebest ekonomiye geçince çalkantılar başladı.Istanbul'a bunun için geldiler.Bir kısmı da NATAŞA olmak zorunda kaldılar.

       Aslında,Anadolu kadının ABANOZ'a düşmesi ile,komşu kadınlarımızın NATAŞA olup Istanbul'a düşmesi arasında hiçbir fark yoktur.İkisinde de ortak yazgı,YOKSULLUK ve EVLATLARINA EKMEK GETİRMEK KAYGISI yatar.

       İşte bu yazgı,ABANOZ-NATAŞA KRİTERLERİ,Kopenghang Kriterlerinde birinci sıraya geçmeli.

       Haydi delikanlılar,Haydi genç kızlar,analarımız için,bacılarımız için, kadınlarımız için hepbirlikte yürüyelim.

        Bu günlerde,sinemalarda GALİPOLİ belgeseli vizyona girdi.Avrupa'nın,Asya'nın,Amerika'nın ve de Avusturalya'nın gelmiş geçmiş en büyük ayıbını oluşturan Çanakkale-Gelibolu bombardıman ve çıkarma savaşları,belgeselde çok güzel sergilenmiş.Gösterilmiş.Anlatılmış.Emeği geçenler,ön ayak olanlar,sağolsunlar.varolsunlar.

         GALİPOLİ belgeselini başaran genç ve aydın kardeşlerimiz,tarihin kaydettiği en kanlı,en acımasız,en manasız savaşları perdeye aksettirmekle,dünyadan ve ülkemizden milyonlarca insanı,biz,Demokraside Devrimin SAVAŞA KARŞI SAVAŞAN ORDUSUNA kattılar.Ordumuzu büyüttüler.Evrimle,Devrimle Demokrasiyi geliştiren SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜMÜZÜZÜ'de güçlendirdiler.Ne varsa gençlerde var.Ne varsa aydınlarda var.

        Eski Genel Kurmay Başkanımız,emekli orgeneral sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu,filmi izledikten sonra şöyle dedi. ( Dünyada ve ülkemizde,Savaş isteyen,savaş kışkırtkanlığı yapan,siyasîler,politikacılar ve askerler,bu belgeseli mutlaka görmeli, ve savaşın,tüm insanlar,tüm insanlık için,ne kadar büyük bir felâket,bir yıkım ve hatta yok oluş olduğunu açıkça öğrenmeli.)

       Sayın Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu,bu küçük,net ve açık beyanı ile,ülkemizin,son, yarım yüzyılda,en becerikli,en bilgili,en basiretli Genel Kurmay Başkanı olduğunu bir kere daha kanıtladı.Kendisine yürekten teşekkür ediyoruz,dünya-insanlık barışına katkılarının devamını diliyoruz.

      Nevruz kutlamalarında,Mersinde yaratılan,bayrak yakma ve barak hassasiyeti,daha sonra,linç girişimleri olarak ta,daha da şiddetlenerek Trabzon'a sıçradı.Birkaç gün sonra da,Sakarya da tekrarladı.

      Ülkemizi soyan çıkar çevreleri,açıklık,saydamlık ve şeffaflığa götürecek Avrupa yulumuzu tıkamak için,Kıbrıs engelini kullanırlardı.Şimdi bundan umutlarını kesince,BAYRAK HASSASİYETİNİ buldular.Yalan söylentilerle,kitleleri,bayrak yakılıyor diye birbirine düşürüyorlar.Aslında saf ve temiz olan ülkücü ,milliyetçi kesimler ise, kendilerini de soyan ve soymağa devam edecek olan bu soyguncu çevrelere,bilmeden alet oluyorlar.Ülkemizde,2005 yılı baharında yaşadığımız üzücü olayların özü,işte,burada yatar.Bu satırları biz,yaklaşık 20 gün önce,Mersin olaylarından sonra yazmağa başladık.Olaylar geliştikçe,ilaveleri yapıyoruz.Umarız Sakarya, bu tatsız olayların sonu olur.

      Geçmişte yaşadığımız,birçok yurtdaşımızın hayatını kaybettiği Kahraman Maraş,Çorum olaylarında,cami yakılıyor diye, dindar kesimleri kullandılar.Şimdi ise,bayrak yakılıyor,kışkırtması ile,milliyetçi,ülkücüleri kullanıyorlar.

      Geçte olsa sayın Devlet Bahçeli bunun farkına vardı.Ve olaylardan sonra konuştu.Dedi ki:Ülkücü hareket kontrolümüz altındadır.Bundan sonra kimse,kendi çıkarları için ülkücüleri sokağa dökemiyecektir.Sayın Devlet Bahçeli'nin yüreklere su serpen bu olumlu ve gerçekçi sözleri,ülkücü milliyetçilerin bazı çevrelerce,kendi pis çıkarları doğrultusunda kullanıldığının açık kabul ve itirafıdır.Sayın Devlet Bahçeli,ülkücülere şöyle sesleniyor.Ülkücüler bundan sonra,silah ve sopa değil,bilgisayar taşıyacaklar,bilgisayar kullanacaklar.

      Sayın Devlet Bahçeli Ülkü Ocakları yöneticileri ile öğrenici konseyi başkanlarına Kızılcahamam da şöyle dedi.Makine Kimya Enstitüsüne gidin,en ucuz silahın fiyatını sorun,eminim,o para ile bir Lap Tap bilgisayarı alabilirsiniz.En iyi silâhın menzili 100 metre,ama,bir bilgisayarın sınırı yok.Başkalarının yazdığı senaryo için,kendinizi sokağa atmayın.

       Ülkemizi açıklığa,berraklığa,saydamlığa götürecek,Avrupa Birliği yolumuzun, bu kırıtik dönemecinde,Sayın Devlet Bahçeli'nin aydın kişiliğine böylesine bilimci,barışçı,birleştirici çağrı yakışır işte.Umalım ki:Bu akılcı,yapıcı demeç,ülkemizdeki diğer partilerin liderlerine de,sık sık siyasal konularda konuşmağa hevesli,dört yıldızlı apoletlere de,ışık tutar,örnek olur.

      Sayın Devlet Bahçeli'nin,bu uygar, sağduyulu ve barışçı çağrısını yürekten alkışlıyoruz.Ülkemiz ve halkımız adına kendisine teşekkür ediyoruz.

* İlinti: Mangal Yürekli Cumhuriyet Kadınlarımız

www.demokrasidedevrim.com

Adına:Dr.Hasan HORTO 

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET