| |
NEDEN ALEVİLER
SÜNNİLERE GÖRE DAHA DÜRÜSTTÜR ?
Sayın
Sami Selçuk 1999 yılında Yargıtay Başkanlığına
seçilmişti. O yaz Ayvalık'ta yapacağı adli yılın açılış
konuşmasını hazırlıyordu. Yazlıkta bulunan sınıf
arkadaşları ile birlikte bir sohbet toplantısı yaptık;
Toplantıda arkadaşlarına adli yılı açarken Türkiye laik
değildir diyeceğini söylemiş; O sıralar gazetelerde
yargıtay başkanının adli yıl açılışında şok açıklamalar
yapacağını, bomba patlatacağını yazıyordu. Benim naçiz
kanaatime göre Türkiye'nin çok büyük üç tane yumuşak
karnı vardır: Birincisi İslamiyet ve laiklik
uyuşmazlığı; İkincisi Türk lük Kürt'lük kimliği;
Üçüncüsü'de
Alevi-Sünni ayrımı; Her kim ki: Çok güçlü
çok kuvvetli, hazırlıklı olmadan bunların altına girerse
çözeyim derken altında kalabilir.NEDEN ALEVİLER
SÜNNİLERE GÖRE DAHA DÜRÜSTTÜR Söz Alevi Sünni ayırımına
ulaşınca 10 yıl boyunca nedenini sorup da doğru dürüst
cevap alamadığım bir olguyu burada irdelemek istiyorum.
Ben kimliğimde dini: İslam yazan Sunni bir yurttaşım
doktorluk yaparken bir çok Alevi meslektaşlarımla
çalıştım. Alevi yurttaşlarıma baktım. Bende uyanan kanı
şu oldu. Alevi yurttaşlarımız Sunnilere göre daha
dürüsttür. Bu kanımı Alevi yurttaşlarımızla yakın teması
olan, onları iyi tanıyan onlarla iş yapan Sunni
yurttaşlarıma söyledim. Gördüm ki onlar da aynı
kanıdalar, onlar da benim müşahedemi gözlemimi
paylaşıyorlar. Bu Türkiye de genelde kabul edilen bir
olgudur. Alevi yurttaşlarımızın yaşayayışları Cem
toplantıları hakkında detaylı bilgiler aldım kaba taslak
tarihi inceledim. Bu sorunun cevabı da aşağı yukarı
kendiliğinden oluştu kafamda. Ama ben bunun cevabını
Alevi yurttaşlarımızdan duymak istedim. 10 yıldır bu
soruyu hem Sünni hem de Alevi yurttaşlarıma soruyorum.
Çoğu bunu dine mezhebe, Hz. Ali ye bağlayıp dinsel
sebepler gösteriyorlar. Ben tabii ki bu görüşleri
kolayca çürütüyordum. Gidin düşünün okuyun, bilgisine
güvendiğiniz her kişiye sorun bana doğru cevabı getirin
diyordum. Ne yazık ki kimseden akla yakın tatminkar bir
cevap alamadım. Alevi yurttaşlarımız kendi
cemaatlerinden bilgili insanları sayıyor, onlar bu
işleri bilir diyorlardı. Peki onlara sorun bana cevap
getirin dediğimde hiç birinden inandırıcı bir cevap
alamadım. Onları fazla sıkıştırdığımda da bunu bilse
bilse Prof. İzzettin Doğan bilir o bizim en bilge
kişilerimizdendir diyorlardı. 4-5 yıl evvel İstanbul
Sarıyer Çayırbaşında Cem Vakfının bir Sempozyumu vardı.
Toplantıyı Sayın Prof. İzzettin Doğan idare ediyordu.
Panelde de çeşitli üniversitelerden gelen profesörler ve
doçentler ile dini ileri gelenler vardı. Belki de o
toplantıda tek sünni vatandaş olarak ben bulunuyordum.
Sualler bölümünde söz aldım. Her kesin duyabileceği bir
şekilde aynı suali gözlemleri de anlatarak cevaplaması
ricasıyla sayın Prof. İzzettin DOĞAN a ilettim. Şunu
belirtmeliyim ki; sualim, o toplantıyı izleyen Alevi
yurttaşlarımızdan büyük alkış aldı. Sayın İzzettin Doğan
ilk önce tevazu gösterdi. Sünni kardeşlerimiz de
dürüsttür dedi. Arkadan da bu dürüstlük Kur'an dan Hz.
Ali den, İslam örf ve adetlerinden gelir diye izaha
çalıştı. Sonradan bana sualinize cevap verebildim mi
dedi. Orada bulunan Alevi yurttaşlarımıza ve kendisine
saygısızlık olmasın diye evet dedim ve konuyu fazla
uzatmadım. Ama bu benim içimde hep ukde olarak kaldı.
Kendi soruma bulduğum kendi cevabımı burada izah etmeye
çalışacağım. Bana göre bunun tarihsel ve sosyal iki
nedeni vardır. Tarihsel nedeni Çaldıran savaşı; Sosyal
nedeni de Cem Toplantılarıdır. Bu iki sebepten dolayı da
Alevi yurttaşlarımız istemeseler de dürüst olmak
zorundadırlar. Daha açık bir deyişle Alevi
yurttaşlarımız dürüst olmaya mahkumdurlar. Çünkü
Çaldıran savaşında dinsel ve mezhepsel tercihlerinden
dolayı Yavuz Sultan Selim i değil Şah İsmail i
tutmuşlardır. Savaş bitince de Osmanlı ülkesinde
cezalandırılmak üzere takibe uğramışlardır. Onlar da
Osmanlı polisinin, Osmanlı Jandarmasının, Osmanlı
adliyesinin ulaşamayacağı uç, dağ köylerinde yaşamak
zorunda kalmışlardır. Ancak 80 yıldan beri Atatürk
Cumhuriyeti nde şehirlere inmeye başlamışlardır; 400 yıl
bu uç köylere ne inzibat, ne adliye, ne de devlet
girebilmiştir. Onlar 400 yıl kendi adaletlerini, kendi
nizamlarını, kendi düzenlerinin herkese açık Cem
toplantılarında sağladılar. Dediklerine göre: Cem
toplantılarına ayıplı olan gelmesin deniliyordu. Eğer
buna rağmen ayıplı olan Cem Toplantılarına gelirse onun
ayıbını bilen komşuları veya tanıdıkları bu ayıbı her
kesin önünde açıklamak zorundaydı. Böylece de Cem
toplantıları yapılış ve işleyiş bakımından ister istemez
açık yargılamaya dönüşüyordu. Bu toplantıları idare eden
ayıplı olanlara sopa dahil çeşitli cezalar
verebiliyordu. Böyle bir ortamda böyle bir sistemde
yaşayan her insan ayıp yapmamak, dürüst olmak
zorundadır. Başka seçeneği de yoktur zaten. Yukardaki
açıklamalardan açıkça anlaşılacağı üzere bu dürüstlüğün
sebebi denildiği gibi dinsel mezhepsel değil: bu
dürüstlüğün sebebi tarihseldir, sosyaldir.Bu yazımı
okuyan alevi yoldaşlarım,alevi kardeşlerim sakın bana
gücenmesinler.Buradaki amacım ülkemizde yok olmağa
yüztutan dürüstlüğe karşı,hala muhafaza ettikleri dürüst
yanlarını övmek ve onları diğerlerine karşı kışkırtmadan
400 yıldır kendilerine yapılan haksızlığı
belirtebilmektir.
Dr.Hasan HORTO
|
|