AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

EVRİMLE YARATILAN DEVRİM 

The Revolution by evolution

La revolution par evolution 

Genç kuşaklara ve gelecek kuşaklara (to the young generations and to the further generations=a les generations jeune et les generations nouveau) örnek olsun diye İsmet Karacan arkadaşımın hayatını anlatmak istiyorum.

              Tıbbiyeyi bitirişimizin, yani doktor oluşumuzun 50’ci yılını kutluyorduk. Elli yıl hizmet plaketini almak için Yıldız Üniversitesi Oditoryumunda toplanmıştık. Ön sıralardaki koltuklarda, hiç beklemediğim bir anda, Amerika da olduğunu bildiğim İsmet Karacan arkadaşımı gördüm; Bir an için şaşırdım. Baba İsmet’mi geldi? Yoksa oğul İsmet’mi geldi diye sordum. İsmet hemen espiriyi patlattı. Hayır dedi: Bu sefer torun İsmet geldi... 

Bu güzel raslantı ve güzel espirinin gerçek öyküsünü anlatarak açalım sayfamızı. 

            1953 yılı Tıp Fakültesi Mezunları bizler her yılın yaz sonları ve sonbahar başlarında anadolunun çeşitli yörelerinde birer haftalığına toplanır hasret giderir birbirlerimizle. 8-9 yı evvel gene bir gün Antalya da toplandık. Amerika dan gelen Cevdet Turan arkadaşım ile konuşuyorduk. Cevdet dedi’ki: Biz Amerika dan İsmet Karacan ile birlikte geldik ikimizde bekarız, İsmet ile otelde bir odayı paylaşıyoruz. Cevdete dedim’ki ben İsmet i mezuniyetten beri görmedim. Şimdi görsem’de belki tanımam. Muhtemelen o’da görse beni tanımaz. İsmeti bana göster dedim. Olur dedi.  

            Öğleden sonra otelin bahçesinde oturup sohbet ediyor, birbirimizle gırgır geçiyorduk. Ben sandelyede otururken Cevdet arkamda dikildi. Beni dürttü. İşte dedi ismet burda. İsmet ile kucaklaştık, öpüştük. Biraz sonra ben İsmete baktım. Benim okul sıralarında tanıdığım İsmete pek benzemiyordu. Kafamı yoklamaya başladım. Tereddüt geçirdim. Benim bu şaşkın halime ikisi’de kıs kıs gülüyorlardı. Ben talebelikten tanıdığımız İsmetten farklı diye birşeyler mırıldanırken İsmet hemen atıldı dedi’ki: Ben İsmetin oğluyum; Babam bana Texsas’ta dedi’ki ben ihtiyarların içine gitmek istemiyiorum benim yerime sen git. Ben’de babamın yerine buraya geldim. Gene ikisinin yüzünde tebessüm vardı. Amma bu izah bana daha makul geldi. Orada toplanan arkadaşlara hemen havadis yayıldı. İsmet gelmemiş, oğlunu göndermiş diye. Biraz sonra İsmetin oğlu ile orada bulunan arkadaşlar arasında koyu bir sohbet başladı. Sohbeti ben’de dinliyordum. İsmetin oğlu şakır şakır mükemmel Türkçe konuşuyordu. Bu beni bir daha şaşırttı. Cevdet’te içinden kıs kıs gülüyordu. Orada bulunan arkadaşlara özellikle bizim sınıfın hem sembolü, hem lideri kızlık soyadı Aslaner olup, Nejat enişte ile evlendiğinden dolayı Rana Beşe olan kız Ranaya seslendim: Durun yahu dedim. Bunlar bizi işletiyor, İsmet Amerika da evlendi oğlu Amerikada doğdu, Amerikada büyüdü; Ben Amerikada doğum Amerikada büyüyen Türk çocuklarının ne menem Türkçe konuştuklarını gayet iyi bilirim. Burada biz faka bastık galiba. Rana hemen bizim mezuniyet albümümüzü çıkardı. Bir albümdeki resme baktı, bir’de İsmete baktı, bir daha baktı; Yüksek sesle şöyle söylendi. (Eğer bu İsmetin oğlu değilse İsmet gayet köklü, gayet güzel bir plastik yaptırmış kendine.)

   Evrimle devrim yaratan İsmet

İsmet Karacan 1952

İsmet Karacan 2003

 

Sınıfın bakışları İsmetin üzerinde süzüldü. Orada bulunanlar bir albümdeki resme baktılar, bir de İsmete tekrar tekrar baktılar. Ne Cevdetten ne’de İsmetten ne evet ne'de hayır diye bir yanıt çıkmadı. Amma ikisinin yüzündeki muzip tebessüm devam edip gidiyordu. Galiba’da gerçek buydu ve bu gerçek’te başarılı bir estetik-plastik uygulaması vardı. Zihinsel değişim, fikirsel gelişim olmadan fiziksel gelişim’de olmaz diyerek girelim İsmetin hayatına. 

      1953 yılı mayısında İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra ver elini Amerika; O yıllarda bizim gibi orta ve dar gelirli aile çocuklarına ihtisas için Amerika bir can simidi gibi idi. Çünkü biz mütevazi doktorlara Türkiyede uzman olmak şansı yoktu o dönemlerde. Devlet maaş vermiyordu, Üniversite maaş vermiyordu. Hatta hatta bağzı Üniversite Profesörleri asistan olmak isteyen doktorlara (Para yoktur, pul yoktur. İstiyorsan gel bedava çalış, seni bir süre, bir yıl, iki yıl deneyelim beğenirsek parasız asistan kadrosuna alırız.) diyorlardı. Tabii asistanlıkta ne yiyeceksin? Ne içeceksin? Nerede kalacaksın? O yıllarda biz genç doktorların imdadına Amerikanın doktor ve asistan açığı yetişti. Amerikanın yılda 14.000 doktora ihtiyacı vardı. Amerika tıp fakültelerinden yılda 7.000 doktor mezun oluyordu. 7.000 doktor açığını’da dış dünyadan karşılıyorlardı. Onların bize ihtiyacı vardı. Biz de oralarda uzmanlaşmak imkanına kavuştuk. Zira Internlik diye adlandırılan ilk asistanlık yılında bile bize yatacak yer sağlanıyordu. Yemek içimek ve’de aileyi geçindirecek kadar’da maaş veriliyordu. Bir’de şu noktayı belirtelim. Türkiyeden Amerikaya giden Türk doktorlarından yarısı veya yarısından fazlası Psikiyatris yani akıl doktoru oldular. Bu tercih Türk doktorlarının akıl hastalıklarını, piskiyatriyi diğer tıp alanlarından daha sevdiklerindendir sanılmasın. Bunun sebebi ekonomik nedenlere dayanır. Amarikadaki akıl hastanaleri diğer hastanelere göre asistan bulmakta zorlanıyorlardı. Asistan bulabilmek için daha fazla maaş teklif ediyorlardı. Amerikalı doktorlara asistanlık dönemlerinde 2-3 veya dört yıl alacakları fazla asistan maaşı cazip gelmiyordu. Zira diğer tıp alanlarında hayatları boyunca sağlayacakları kazanç, psikiyatri ile mukayese edilemiyecek kadar çok daha fazla olacaktı. Psikiyatriye Amerikalı doktorların çok fazla gönül verenleri giriyordu. Bizim gibi kazancı düşük fakir ülke çocuklarına ise asistanlıkta 3-4 yıl alacağımız fazla maaş ise çekici geliyordu. Bu yüzden Amerikadaki Türk doktorlarının yarısından fazlası psikiyatris oldular. İsmet Karacan arkadaşım’da psikiyatriyi seçti. Amma parasal tercihten değil, bu branşı sevdiğinden, gönülden seçti. Ve bunu’da sonraki hayatında yaptığı çalışmalar ve verdiği eserlerle kanıtlayıp perçinledi.  

            Amerikada uzmanlığa ilk adım ilk yıl asistanlığı denen INTERNLIK’le atılır. İste İsmet’te internlik’e adımını  

 1.   1954-1955 yılları arasında Evanston Illionıs’teki North Western üniversitesi ile bağlantılı çalışan Saint.Francis katolik hastanesinde attı. Burada Pat hanımla evlendi, bir süre çocuğu olmadı. Babası Ayvalık zeytinyağının Afrodiziyak olup zürriyeti kızıştırdığını duymuştu. Hemen Ayvalığa gidip halis süzme Ayvalık zeytinyağını paketleyip Amerikada oğluna postaladı. Zeytinyağı etkisini çabuk gösterdi’ki: Az sonra birbiri arkasından çocuklar gelmeye başladı. Amerikada çocuk aldırmak amacı ile kürtaj olmaz; Gelen çıkar, gelen doğar; Bu yüzden çocuk bakımından da İsmet Amerikadaki Türkler arasında bir rekor attı. Beş çocuk sahibi oldu. Genelde Amerikadaki Türklerde bir veya iki çocuk vardır. İsmetin dört kızı ve bir oğlu Amerikada yaşamaktadırlar. Oğlu’da baba mesleğini seçti psikiyatrist oldu.  

2.   1955-197 yılları arasında iki yıl Danville, pennsylvania’daki ünlü John Hopkins Üniversitesi ile bağlantılı çalışan Danville State Hospital’da psychitry asistanlığı yaptı.  

3.   1957-1958 yılları arasında Boston Massachusettes de psychitry asistanlığına girdi. Bunu takiben bir yıl’da Concord New Hamshire’de Artur-Noyes Research Istute’de araştırmacı asistanlık diye tercüme edebileceğimiz Fellowship yaptı.  

4.  Sekiz saat süren zorlu imtihan vererek American psychitry board’ını yani psychitry ihtisasını aldı. Böylece genç yaşında Amerikada psychitry board’ını veren ilk yabancı uyruklu doktor ünvanını’da kazandı.  

 Askerlik görevini yapmak ve Türkiyede ihtisas imtihanını vermek üzere yurda döndü. Yedek Subay okulunda dört aylık eğitimden sonra çektiği kuraya Ankara Mevkii hastanesi düştü; Orada işe başlayalı on gün olmuştu’ki Devlet Başkanı Cemal Gürsel Paşa yı nüzül dediğimiz felç vurdu. Adet olduğu üzere askeriyede Amerikadan gelen bir uzman hekim aradılar. Genç ve enerjik İsmet Karacanı buldular. Cemal Gürsel Paşaya tıp dilinde Hemiplegie dediğimiz bir taraf el, kol ve ayağı tutan felç gelmiş ve Cemal Gürsel Paşa komaya girmişti. Diğer müdavi hekimlerin verdiği aspirin, yüksek doz b vitamini vesaire gibi ilaçlara hasta cevap vermiyordu. Cemal Paşanın koma hali ve şuur kaybı biraz uzayınca yardımcıları dediler’ki: Cemal Paşanın daha evvelden kararlaştırılan radyo konuşması var; Bu konuşmayı yapması lazım; Ne yapıp yapın onu komadan çıkarın. İsmet arkadaşım Boston Massachussette’te asistanlığı döneminde o yılların dünyada en ünlü kalp doktoru olan Dr.Wihite’dan öğrendiği bir tedavi yöntemini teklif etti. Teklif kabul edilince Ankara Kavaklıdere’deki Detachement-37 denilen askeri hastaneden %5’lik karbondioksit ve oksijen karışımı tüpler getirildi. Cemal Gürsel Paşaya maske ile karbondioksit solutulacak, kandaki karbondioksit miktarı arttırılarak beyin damarları genişletilecekti. Amma bu çok tehlikeli olabilecek bir tedavi uygulaması idi. Zira eğer felç ve koma beyindeki bir kanamadan oluyor idiyse genişleyen beyin damarları kanamayı büsbütün arttırıp hastayı öldürebilirdi. Eğer felç ve koma tıpta Trombose dedğimiz kan pıhtısının daralan beyin damarlarını tıkamasından oluyorsa hastaya iyi gelip komayı açabilirdi. O dönemlerde Tomografi ve MR gibi gelişmiş teşhis araçları’da olmadığından kanama veya pıhtı konusunda yüzde yüz kati’i konuşmak imkanı yoktu. Tedavi çabuk ve olumlu sonuçlandı. Gürsel paşa hemen uyanarak etrafındakilerle konuştu ve kararlaştırılan radyo konuşmasını’da zamanında yapabildi. Böylece’de Cemal Gürsel Paşanın hastalığının beyin kanamasından değil beyin trombozu dediğimiz damar tıkanıklığından olduğu anlaşıldı. İsmet olabilecek eleştirilere karşı’da Harward Üniversitesinden Dr.Raymond Adams’ı konsultasyona çağırdı. Dr.Adams’ta benim gelmeme gerek yoktu Dr.Karacan lüzumlu herşeyi yapmış diyerek Amerikan doktorları arasında herzaman mevcut Medical Ethics yani meslek ahlakı dediğimiz nezaketi bir kere’de Türk Doktorlarına göstermiş oldu. Tıpta genelde evvela teşhis konulur sonradan tedavi uygulanılır. Buna teşhisten tedaviye denilir. Teşhisin zor olduğu, kat’i teşhisin konulamadığı bağzı durumlarda ise şüphenelinen hastalığa ait tedavi uygulanır. Hastanın uygulanan tedaviye verdiği cevaba göre’de hastalığın ne olduğu anlaşılır.

 

 

 

Bu yazının yazılışından yaklaşık 2 yıl sonra yurtdaşımız dünyaca ünlü beyin cerrahı Gazi Yaşargil Beyinde mevcut nöron hücrelerinin bir trilyonu bulduğunu ve hatta bir trilyonu aştığını açıkladı.)

Bu usule’de tedaviden teşhise denilir. Şimdi rahmetli olmuş bir profesör hocamızın’da bu isimde bir kitabı vardır. Cemal Gürsel paşaya o dönem uygulanan tidavi’de bu metoda uyan bir tedavi usulü idi. Hastanın tedaviye verdiği çok olumlu sonuçla’da hastalığın beyin kanamasından değil, beyin trombozuna bağlı damar tıkanıklığından olduğu kati surette anlaşılmış oldu. İsmet bundan sonra Cemal Gürsel paşanın özel doktoru olarak atandı. Devamlı olarak köşkte yanında kalıyordu. Cemal Gürsel paşa arabasına İsmeti’de alarak ara sıra Ankara sokaklarında geziye çıkardı. O sıralarda’da Yassı Ada mahkemeleri sonuçlanmış, Menderes ve iki bakanı asılmıştı.  Ben o dönemlerde Amerikada bulunuyordum. Olayları gayet iyi hatırlıyorum: Amerikan basınında ve batı basınında seçimle işbaşına gelmiş bir başbakanın ve bakanların asılması çok eleştiriliyordu. İsmet bir fırsatta Cemal Gürsel paşaya sormuştu. Paşam: Menederis ve iki bakanı asmasa idik olmazmıydı? Cemal Gürsel paşanın verdiği yanıt çok ilginçti. Eğer biz onları asmasaydık, onlar bizi asacaktı. İşte bu açık cevap’ta ihtilalin yalın mantığı ve yalın gerçeğinin ta kendisi id 

         İsmet 1962 yılında askerlikten terhis oluncaya kadar tam birbuçuk yıl Cemal Gürsel paşanın özel doktoru olarak kaldı. Terhis olurken Gürsel paşa ona (Amerikaya git, orada  kendin gibi doktorlar yetiştir, bize’de doktorlar yetiştir) dedi. O’da aynen öyle yaptı. 1962 yılında Boston Massachusette’ki Harward üniversiesinde bir süre Research yani araştırma asistanı olarak çalıştı. 1963-1965 yılları arasında iki yıl Brookly, NewYorktaki devlet üniversitesinde iki yıllık research fellow yani araştırma asistanı programına, Amerikada PHD denilen doktra programına katıldı. Bu programa iküyüz kişi müracaat etmişti. Ama programa ancak dört kişi alınabildi. Program çok ağırdı. Bu dört kişi içinden’de sadece İsmet mezun olup Science doktorasını aldı. 1962 yılı içinde Cemal Gürsel paşanın kızı İsmete telefon ederek Cemal Gürsel paşayı Amerikaya check-up için getireceklerini ve kendilerini karşılamasını söyledi. Gürsel paşanın uçağı Washinton’a inecek ve Gürsel paşa Amerikanın en ünlü askeri hastanesi olan Washintondaki Walter-Reed hastanesine yatacaktı. Nevar’ki yoğun kar yağışı nedeniyle Cemal Gürsel paşanın uçağın Washington’a inemedi Bostona inmek zorunda kaldı. Sonra sanırım karayolu ile Washingtondaki Walter-Reed hastanesine yürüyerek girdi. Fakat yürüyerek geldiği hastanede hastalanarak tekrar komaya girdi. İsmet, Cemal Gürsel paşayı Walter-Reed hastanesinde gördüğü zaman Anakarada ilk gördüğü gibi gene komada bulunuyordu. Ankarada komanın tedavi edilmesine rağmen ne yazık’ki; Cemal Gürsel paşa Walter-Reed hastanesinde komadan çıkamadı ve hayata veda etti. 

          İsmet iki yıllık doktora çalışmasında research yani araştırma tekniklerinin en ince taraflarını öğrendi. Bir yıl süre ile Dr.Paul ve Dr.Snyder ile birlikte New Hemshire’de NIH=National Istitue of health merkezinde maymunların beyni üzerinde sex merkezinin bulunması çalışmalarına katıldı. Erkek maymunlarda sex merkezinin frontal lob dediğimiz beynin ön küresinde septal=orta bölümlerde olduğunu buldu. Bu merkezi uyardıkları anda maymunların penisinde hemen erection yani sertleşme başlıyordu. Ayrıca bu araştırmalar esnasında erkeklerde uykuda her doksan dakikada bir periyodik ereksiyonların yani sertleşmelerin olduğunu ve bu sertleşmelerin her seferinde yirmibeş dakika sürdüğünü buldular. Bu sertleşmelerin’de REM=Rapid Eye Movement yani rüyaların görüldüğü zamana rastladığı’da bulundu. Bu çalışmalardan sonra Florida Üniversitesine Sleep Laboratuary=Yani uyku labrotuarına doçent olarak gitti ve altı ay sonra’da profesör oldu. Florida Üniversitesindeki çalışmaları1973 yılına kadar yani tam yedi yıl sürdü. 1973 yılında profesör olarak Huston-Teksas Medicel Center’deki Baylor College of Medicine tayin oldu. Burada iki sleeping labratuarına=Uyku labratuarına drektör oldu. Burada çalışmaları çok uzun oldu. Günümüze kadar sürdü ve Emeritus professor=Emekli, konsultant profesör olarak hala’da sürmektedir. 

          Huston Texas’taki çalışmalar esnasında Huston’a gerek eğitim, gerekse’de tedavi için gelen Türklere her zaman yardımcı oldu. Tedavilerini üstlendi. Huston’da derdine derman arayanlardan biri’de Borusan şirketinin çalışkan başarılı sahip ve başkanı Asım Kocabıyık’ta vardır. Kendisi tedaviden çok memnun kaldı ve iki müteşebbis insan arasında hala’da devam eden uzun bir dostluk doğdu. Bu dostluk daha başka ve yararlı ilişki ve dostluklara’da vesile oldu. Örneğin 1980 yılının başlarında Turgut Özal’ın bir gazetedeki resmini İsmete göstererek bak demiş: Bu insan çok akıllıdır; İleride Başbakan ve Cumhurbaşkanı olacaktır. Kehanet gibi neticelenen bu tahmin yapıldığı zaman, sayın Turgut Özel devlet üst kademelerinde değil, ya işverenler sendikası başkanı idi veya planlamada çalışıyordu. Gazedeki resme bakan İsmet yahu bu insan normal değil hasta demiş; Asım Kocabıyık’ta nereden anladın deyince resimden diye cevap vermiş. Bu konuşmayı Asım Kocabıyık Türkiyedeki Turgut Özal’a aktarmış. Turgut Özal’da: Allah allah o doktor doğru söylüyor; Ben politikaya girmeye hevesleniyorum; Özellikle bu dönemde politikaya soyunmak akıllı bir insanın yapacağı iş değil; Ben o doktorla buluşup tanışmak isterim  demiş. Kısa bir zaman sonra Turgut Özal Huston’a gelir İsmetle buluşur. Söyle bakalım der benim nerem hasta? İsmet’te boynunuzda bir anormallik var der. Filimler çekilir tahliller yapılır İsmetin teşhisi doğrulanır. Muayene ve check-up masrafları oldukça çok oluyor dörtbeşbin doları buluyordu. Asım Kocabıyık Türkiyeden telefon ediyor; Turgut beyin bu faturaları ödeyecek parası yok; Sen faturaları öde sonra ben sana öderim diyordu. Böylece’de Turgun Özal ile uzun yıllar Turgut Özalın ölümüne kadar süren arkadaşlık’ta denebilecek dostluk doğuyordu. Bir ara Turgut Özal ben Türkiyede buradakilere benzer bir hastahane kurmak istiyorum bana yardım edermisin diye İsmete soruyor. İsmet’te hay hay diyor; Fakat ortada ne devlet olanakları vardı o zaman ne de para; Turgut Özal para önemli değil, ben bulurum diyor. Nitekim Türkiyeye döndükten bir süre sonra Suudi Arabistana gidiyor Texas’ta Turgut Özal’a uygulanan bir rejimle çok fazla olan kilolarını atmıştı. Tamam şimdi formuma girdim politikaya atılabilirim diyordu. Bu misyona ve yeni forma uygun elbileseler’de dikilerek politika çalışmaları başlıyordu. Yıllar sonra Özal başbakan olunca İsmet bizim çok sevdiğimiz hastane projemiz suya düştü, siz politikaya atılıb başbakan oldunuz bundan sonra zamanının olmaz demişti. Başbakan Özal’da yok yok onun’da zamanı gelecek demişti. Nitekim Cumhurbaşkanı olduktan sonra yardım için İsmeti Amerikadan çağırıp Malatya Tıp Fakültesi ve Malatya Hastanesi’ni kurduruyor.  Çok sıcak ilişkiler uzun yıllar devam ediyor; Sayın Turgut Özalın gerek kalp by-pass ameliyatında; gerekse’de prostat ameliyatında İsmet Huston’da elinden geldiğince yardımcı oluyordu. İsmet Karacan arkadaşımızın Amerikadaki bilimsel çalışmaları 85 adet kitap veya kitaplara bölüm yazarak ve ikiyüzden fazla bilimsel makale yazarak yayımlandı. Asistan bilim adamı ve araştırmacı yetiştirmek amacı ile Amerikada Sleep Research Foundadion Inc. Yani uyku araştırma vakfını kurdu. Uzun zaman vakıf bu isimde devam etti. Bu vakıf olanaklarını Amerika dışına özellikle Türkiyeye’de aktarabilmek için vakfın başına Amerikalı avukatların tavsiyesi ile Inernational kelimesi iliave edildi. Böylece vakıf International Sleep Researc Foundadion Inc. İsmini aldı ve uluslararası bir hüviyet kazanarak Türkiyeye’de yardım olanağı sağladı. Bu vakıf olanakları ile dünyanın her tarafından yüzonbir ve Türkiyeden’de yüze yakın araştırmacı Amerikaya getirildi. Gelen araştırmacı doktorların maaşları vakıf tarafından ödeniyordu. Amerikan kanunlarına göre maaşlar vakıf tarafından ödenebiliyor, ve fakat yol paraları vakıf tarafından ödenemiyordu. Türkiyeden gelen doktorların uçak biletlerini saygıdeğer, girişimci ve hayırsever Asım Kocabıyık üstlendi. Türkiyeden gelen yüz doktorun biletleri Asım Kocabıyık tarafından alındı fakat saygıdeğer Asım Kocabıyık bunun bilinmesini özellikle doktorların bunu bilmesini asla istemedi ve hala’da istemiyor. Biz bunu kendisinin izni olmadan açıkladığımız için kendisinden özür diliyoruz. Bunu açıklarken daha başka iş adamları, daha başka zenginler çıksın Asım Kocabıyık gibi bilim gelişmesine yardımcı olsun istedik. Bunu özendirmeyi amaçladık ve kendisini örnek gösterdik. Umarım’ki: Asım Kocabıyık kıymetli çalışmaları arasında zaman bulur “Demokraside Devrim” sitemin yeni oluşumlar bölümünü tıklar hem kendisi hakkında hem’de başka konularda yazdığım görüşlerimi okur ve fikirlerini yazarak bana yardımcı olur. International sleep research foundation Inc.’in geliri İsmet Karacak arkadaşımın kendi özel kazancından kattığı imkanlar ve’de bu vakfa yapılan bağışlarla karşılanıyor. Özellikle hasta olup İsmet arkadaşımın tedavilerine yardım ettiği kişiler vakfa bağışta bulunuyorlar. İşte Asım Kocabıyık vatandaşımızın vakfa ilgisi ve yüksek yardımları’da böyle bir başlangıca dayanıyor. Amerikada vakfılara yapılan bağışlar gelir vergisinden düşülüyor. Bugün vakıf Harward Üniversitesinde ve ingilterede doktora yapan iki doktora yardımda bulunuyor. Ayrıca vakıf Türkiyede özellikle GATA askeri hastanesinde, İstanbul Ünivristesinde sleep labratuarı denen uyku merkezleri kuruyor. Türkiyede bunların adedi bu yıl açılanlarla beraber yediye yükseldi. Türkiyede uyku bozukluklarından doğan otomobil kazalarını önleyip azaltmak için otobüs ve kamyon şöförlerinin bu uyku merkezlerinde muayeneden geçmesi konusunda gerekli kanun düzenlemeleri yapmak için çalışmalar devam etmektedir. İsmet Türkiyedeki yetkili kişilere Türkiyede okullarda sex dersleri yok, sex dersleri koyduralım demiş. Yetkililer’de bunu Başbakan Turgut Özal’a aktaralım demişler. İsmet’te doktor olan yetkililere yahu Turgut Özeal sex konusunda uzman değil’ki demiş. Bu konuşma esnasında muhtemelen orada aklı evvel gazeteciler’de vardı. Ertesi gün gazetelerde (İsmet Karacan diyor’ki: Turgut Özal sex’i bilmez) diye haberler çıkmış: Turgut Özal kendisine sitem etmiş yahu bunu nasıl söylersin? Ben üç çocuk sahibiyim, sex’i bilmeyen insanın hiç üç çocuğu olur’mu? Samimi konuşmalardan sonra gazetecilikte, söylenen sözü çarpıtma anlamına gelen PAPARAZİ olayı olduğu anlaşılmış. Bu’da gazetecilerin sıkça başvurduğu bir hile olmalıydı. Turgut Özal okullarda sex dersleri için ilgili bakan Mehmet Keçeciler’i salık vermiş; Mehmet Keçeciler okullara sex dersleri konulmasına olumlu yaklaşmış. Kendisinin muhafazakar olduğu buna şaşırdıkları hatırlatılınca’da (Siz bakmayın söylenenlere, basın beni öyle boyamış bir kere) diye cevap vermiş.  

          Bizim öğrencilik ve asistanlık dönemlerimizde pisikiyatriye FREUD teorileri hakimdi; Freud ruhsal bozuklukları daha çok bilinç ve bilinçaltı olaylarla aydınlatmaya çalışırdı. Freud’un akıl hastalıkları tedavisinde daha çok kendi geliştirdiği psychotherapy yönetimini tavsiye ederdi. Ne var’ki: Türkçeye kaba bir deyimle bilinçaltını boşaltma ve telkin verme diye tercüme edebileceğimiz psychotherapy hastalıkların tedavisinde pek etkili olamıyordu. Amerikada ve dünyada akıl hastaneleri kendini idareden aciz, zavallı kronik akıl hastaları ile dolup taşıyordu. Birkaç yıl sonra beyin hücrelerine’de etkili olan ilaçlar geliştirilmeye başlandı. Bu ilaçların beyin hücrelerine etkisini sağlayan Receptor’ler yani alıcılar ve transmitter’ler yani yansıtıcılar, ileticiler keşfedildi. İlerki yıllarda bu ilçların yaygın kullanımı sayesinde akıl hastaneleri kısmen’de olsa boşalabildi ve akıl hastası yığınlar evlerinde günlük hayatlarına dönebildiler. İnsanın en mükemmel organı olan beyinde nöron diye adlandırılan yüz milyar sinir hücresi tespit edildi. Her hücre’de Axon dediğimiz bağlatıları ile biribirine 100 defa bağlanabildiği’de bulundu. Bu hücreler ve bağlantılar düşünüldüğünde insan beyninde ne mükemmel bir iletişim bağının olduğu anlaşılır. Hiçbir bilgisayar ağı hiçbir zaman insan beyni kadar mükemmel olamayacaktır. Eski tıp bilgilerine göre sinir hücreleri ve beyin hücreleri bozulunca bir daha düzelmez, yenilenemez sanılırdı. Yeni araştırmalar gösterdi’ki sinir hücreleri’de diğer hücreler gibi yenilenebiliyor; Bu yenilenme her yaşta olabildiğinden insan ömrünün uzatılabilmesi için insanın önüne yeni ufuklar açıyor. 

          Netice olarak dahiyane fikirlere sahip dahiler yaratan insan beyninde olup bitenler’de tüm evrende olduğu gibi kimyasal enerjinin elektrik enerjisine, elektrik enerjisinin mekanik ve organik enerjiye dönüşmesi demek olan basit bir enerji değiş tokuşudur. Bu buluşlar, bu gelişmeler gelecek kuşaklardan daha fazla gayret, daha çok araştırma bekliyor. 

        Anlatılanlardan anlaşılacağı gibi İsmet arkadaşımız talihin karşısına çıkardığı fırsatları olabildiğince iyi değerlendirmiş ve bunlardan çıkan yararları’da bilim, ülke ve insanlık yolunda kullanmıştır. Bize’de yakışan buydu zaten. Umarım genç kuşaklarımız ve gelecek kuşaklarımız (to the young generations and to the further generations=a les generations jeune et les generations nouveau) kısaca özetlediğimiz hayat öyküsünden faydalanırlar, Ahmetlerle Mehmetlerimiz gelecek günlerde insanlık yolunda, bilim yolunda daha büyük ve daha faydalı eserler verebilirler.

Dr.Hasan HORTO

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET