| |
YAŞADIKLARIMIZI DİLLENDİRELİM
ki:herzaman konuşsunlar.
1985 yılı ağustosunda,AR-TUR 'da geçirdiğim
senelik tatilden sonra,Sarıyer'deki baştabiplik görevime
döndüğümde,odamda,başka bir doktor meslektaşımı oturur
buldum.Elinde bir kâğıt vardı.Bana tebliğ etmek
istiyordu.Genç kuşaklar tebliği belki anlamazlar.Yani
tayin emrini,bana bildirmek ve imzamı almak
istiyordu. Emirde,sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanlığınca,Kandıra Devlet Hastanesine
tayin edildiğim yazıyordu.. Buraya kadar geçen zamanı,
(
GECE KONDU
SARMALINDAKİ BU ŞEHRÎ ISTANBUL'DA SARIYER İSMAİL AKGÜN
DEVLET HASTANESİNİN DOĞUŞ ÖYKÜSÜ )
başlıklı yazımda
dillendirdim. Lütfen önce bu bölümü okuyup, sonra buraya
dönelim.
Tayin evrimi veren ve imzalayan,ANAP, TURGUT ÖZAL
iktidarının,doktor olmayan,iktisatçı sağlık bakanı,
sayın Mehmet Aydın idi.
Sağlık ve sosyal yardım bakanlığınca,bakanlığın
izni ve yardımı olmadan,neden?halkla bütünleşerek,sırf
halkın,yardımları ve katkıları ile,inşaatı tamamlayıp,5
odalı,4 doktorlu dispanseri hastane haline
çevirdim,getirdim diye,adeta cezalandırılmak
isteniyordum.Başlarına dert açmıştım.Bina yapıldığına
göre,bunu hastaneye çevirmeleri,doktor,hemşire,personel
vermeleri,bütçeden tahsisat ayarlamaları
gerekecekti.Durup dururken,iş çıkarmış,bunu, neden
başlarına sarmıştım? Oysa ki: bizim devlet hizmeti
anlayışımızda,salla başını al maaşını,zihniyeti
geçerliydi.Başını sallamayanın,argo ve mafya dili ile,boynunu
da,
başını da, koparmak adetti.Yaklaşık bir yıl evvel,o
dönemin devlet başkanı sayın Kenan Evren'e,Sarıyer
halkının,yapılan bu binanın,hastane olarak
değerlendirilmesini isteyen dilekçesini,yerinde tetkik
etmek üzere,tedavi kurumları başkanı Dr.Mücahit Gürol,Istanbul'a,Sarıyer'e
gelmiş,aşağı yukarı,yukarıdaki sözleri aynen
tekrarlıyarak,bize söylemiş,bizi uyarmış,bize nasihat
etmişti.Bir bakıma da,oturun oturduğunuz yerde,başımıza
daha fazla iş çıkarmayın,yoksa sizi süreriz,der gibi
bizi tehdit te etmişti.Neticede öyle de oldu.Ben Kandıra
Devlet Hastanesine,kadın-doğum hastalıkları uzmanımız,Dr.Galip
Aktan'da Çorlu'ya sürüldü.
Tayin emrim elimde, Kandıra'nın yolunu tuttum.Baş
tabibe tayin emrimi verdim,ve göreve başladım.
Hatırlı dostlar araya girdiler. 3 ay sonra,Istanbul
Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezine tayinim
çıktı. Bu seferki tayin ve becayiş emrim,önce Kocaeli
Valiliğine,oradan da,Kocaeli Sağlık Müdürlüğüne
gönderildi.Ama bir türlü bana tebliğ edilmek,yani
bildirilmek için, Kandıra'ya yollanmıyordu.Çünkü,yine
iktisatçı sağlık bakanımızın girişimleri ve emirleri
ile,aşı kampanyası başlatılmıştı.5-6 ay sürecek aşı
kampnyası süresince tayinler,nakiller durdurulmuş.O güne
kadar yapılmış tayin ve nakillerinde, tebliğileri,bildirimleri
kasten geciktiriliyordu.
Bu emirlerin gereği duğrultusunda,Kocaeli valisi
İhsan Dede,tayin emrimi,Kocaeli Sağlık Müdürlüğüne
göndermiş,ama,katîyen tebligat yapılmayacak diye de,katî
emir vermişti.
Bu açmaz içinde,Haydarpaşa Lisesinden yakın
arkadaşım,eski İçel valisi,eski senatör, Bayram Turan
Çetin'le konuştum.Kocaeli valisi İhsan Dede'yi
tanıyordu.Eskiden,birlikte çalışmışlar,ve,vali İhsan
Dede'nin,kaymakamlık sicilini de,arkadaşım Bayram Turan
Çetin vermişti. Arkadaşım Bayram Turan Çetin,vali beye
telefon etmiş.Hatırına binaen,emrin tebliğini rica
etmiş, istemiş.Kocaeli valisi İhsan Dede'de, ( Ama sayın
valim,iki elimi bağlıyorsunuz ) .Demiş.Cevap olarakta
Bayram arkadaşım, ( Yalnız iki elini değil,iki ayağını
da birlikte bağlıyorum.Doktor Hasan, benim en iyi,en
yakın arkadaşım ).Demiş.
Ertesi gün,Kocaeli Sağlık müdürü,beni İzmit'e
çağırdı.Tayin emrimi,imzalatıp bana verdi.Bende,tekrar
Istanbul'un yolunu tuttum.
İşte işler,bizde böyle yürüyor, Hacı
Çelebi.Allah,yardım sever dostlardan,vefalı,candan
arkadaşlardan razı olsun her zaman.Onları eksik etmesin
hiç bir zaman.
Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezinin baş
tabibi,Tıbbiyeden beri arkadaşlık ettiğim,yakın dost
olduğum,Bayburt'lu Necati Ersoy du.Baştabip muavini
olarak ta,yine Bayburt'lu hemşehrisi,diş tabibi
Bahattin'i getirmişti.Bahattin'in gözünde aşırı derecede
strabismus,yani,şaşılık olduğundan,sağ gözü kuzeye
baksa,sol gözü mutlaka güneyi gösterirdi.şakacı Necati
Ersoy,matrak olsun diye,adını Kör Bahattin'e
çıkarmıştı.Dispanserde,ne zaman kör deseler,Bahattin
anlaşılırdı.
Tayin emrimle beraber,Beşiktaş ta,bende, bu matrak
kervanına katıldım.Gırgır ve matrak,çoğu zaman,Baştabip
Necati beyin odasında devam eder,sürerdi.Bayburt'lu,Azerî
kökenli,Necat Ersoy,tıbbiyede iken,orta boylu,gür, siyah
saçlı,kara yağız, yakışıklı bir oğlandı.Şimdilerde
ise,göbeklenmiş,saçları dökülmüş,kabak kafalı
olmuştu.Sadece ön tarafında birkaç tel saçı
kalmış,hanımı Sabiha Ersoy'un anlatımı ile sabahları
aynanın karşısında dakikalarca,onları nereye
oturtacağını,bir türlü de kestiremezmiş.
Baştabip Necati beyde,ben de dahiliye uzmanı
olduğumuzdan,Necati beyin poliklinik hizmetlerini ben
üzerime aldım.Onun da eli rahatladı.İdare işlerine daha
fazla zaman ayırmağa başladı.Ayrıca,bir yerlere gideceği
zaman,dispanseri bana emanet edebiliyor,dışarda daha
fazla zaman harcıyabiliyordu.Bu minval üzre,çalışmalar
devam ediyor,uyumlu bir ortam doğuyordu.Baştabibin
odasında,boş zamanlarda,doktorlar arasında,şaka ve
gırgır da gırla giderdi.Oldukça büyük bir binası ve
oldukça geniş bir doktor kadrosu olan Sait Çiftçi Kamu
sağlığı merkezinde,ameliyat yapılmıyor,gece nöbeti
tutulmuyor,saat akşam üzeri 5 olunca,dispanserin
kapıları dışarı kapanıyordu.Şunu söylemek hiç abartılı
olmaz.Beşiktaş,Sait Çiftçi Kamu sağlığı
Merkezinin,doktor,hemşire ve personel kadrosu,her hangi
bir Anadolu ilindeki,vasat bir devlet hastanesinin
kadrosundan fersah,fersah daha fazla idi.
Kamu sağlığı Merkezinde,bir de yardımlaşma ve
destekleme derneği vardı.Poliklinik hizmetleri için, baş
vuran hastalardan,makbuz karşılığı,hem dispanser adına,hemde
dernek adına,para kesilir,toplanırdı.Dispanserde görevli
tüm doktorların,tüm hemşirelerin,tüm personelin
maaşları,dispanserin yakıt ve bakım ücretleri Sağlık ve
Sosyal Yardım bakanlığınca ödendiğinden,hastalardan
toplanan bu paralar düşük te olsa birleşince büyük bir
meblâğ oluşturuyordu.Yani,Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu
sağlığı merkezi,başvuran hastaların adediyle orantılı,azımsanamıyacak
bir geliri olan,buna mukabil hiç masrafı
olmayan,kârlı,verimli bir işletme haline dönmüştü.
Bu verim ve kârlılık ta,doktor değil,ticarete yakın
iktisatçı olan sağlık bakanımız,sayın Mehmet Aydın'ın da
çok hoşuna gidiyor.Bu verimli işletmeyi kuran ve başarı
ile işleten baştabip Necati Ersoy'u çok seviyor,çok
takdir ediyordu.Araların da yakın bir bağ
oluşmuştu.Sayın bakan Mehmet Aydın'ın Istanbul'u
ziyaretlerinde,gönderilen çiçeklerin faturası da Sait
Çiftçi Dispanseri derneğinden ödenirdi.Yakınlık o kadar
ileri idi ki:çok, çok uzun yıllar Istanbul il sağlık
müdürlüğü yapmış,adeta adı,şanı Istanbul il sağlık
müdürlüğü ile özdeleşmiş,Dr.Nuri Ertürkoğlu yerine,o
yıllarda,dispanserde çalışan,o sıralarda da,baştabip
Necati Ersoy'un yakın arkadaşı olan operatör Dr.Kadri
Özbey,Necati Ersoy beyin öneri ve telkinleri ile
Istanbul il sağlık müdürü yapılmıştı.
Beşiktaş,Sait Çiftçi Kamu sağlığı merkezinin
kasalarında her zaman,külliyetli miktarda para
bulunurdu.Çünkü masrafı hiç yoktu.Bütün zarurî masraflar
Sağlık bakanlığınca karşılanıyor,hastalardan gelen para
dispanserde birikiyordu.Bir yerde,bol para olunca, ona
heveslenenler de çoğalır.Nerde hareket,orda bereket,bal
tutan parmağını yer, derler.Devlet paralarını
harcayanlar,ondan nasıl nemalanırlar, ben bilmem,ama,onu
kullananlar her halde,çok iyi
bilirler.Dispanserde,tecrübeli arkadaşlarımızın
söylediklerine göre,bizim, devlet dairelerindeki
harcamalarda hep yüzde on,yüzde yirmi fira varmış.
Elimde bay Pio adlı kitap var.Onu okuyorum.Istanbul sıkı
yönetim kumandanı general Faik Gürün döneminde,Ziver bey
köşkü diye ünlenen yerde tutuklanan generallarimizden
bazılarının
ellerine
kelepçeler,ayaklarına prangalar vurulmuş.Kendilerine
akıl almaz işkenceler yapılmış.Bunlar yayınlandığı
halde,tekzip edilmediğine göre ,doğru olsa gerektir.Bir
subay,orduları yönetmiş üst rütbeli general
kumandanlarına bu tür işkenceleri nasıl reva görür?
Nasıl yapar? Bir türlü anlıyamıyorum.
1927 doğumlu emekli tank albayı Tahsin Diker arkadaş
ta yanıt verip,karşı bir soru soruyor.Bu
millet,padişahını bile becermiştir.Buna niye şaşıyorsun?
Şinasi Çolpan arkadaşımız da,ancak haklısın diyebiliyor.
Hayat;kâinatta her zaman,her yıl,her ay,her hafta ,her
gün ,her saat ,her dakika,devamlı,mevcut, enerji
değiş-tokuşunun en olumlu ve en ılımlı aşamasıdır.
Fransızcası:La vie; est tres affirmatif et tres moderé
étape de exchange des energies qui toujour;en chaque
anné,chaque moı, chaque semain,chaque jour,chaque heur,chaque
minute continument existé dans luniverse.
İngilizcesi:The life;is most moderate
and most affirmative leap of the exchanges of the
energies which always,every year,every,month,every week,every
day,every hour,every minute continiously exists at the
üniverse.
Canlı, enerji değiş-tokuşu yapabilen yapıdır.
Viruslar enerji değiş-tokuşu yapamazlar.Ancak canlı
hücrelere girerlerse,onların yardımı ile enerji
değiş-tokuşu yapabilirler, ürerler ve hastalık
yaratırlar.
Bu yüzden,bazıları viruslara canlı,bazıları da, cansız
derler.
La difference antre / La derniere jour / Et le premiere
jour / Est la vie / Come le chant Francaise / Vive la
vie / Vive le plus / La vie est Lamour / La vie est
lamour
1985 yılı ağustosunda,AR-TUR da geçirdiğim senelik
tatilden sonra,Sarıyerdeki baştabiplik görevime
döndüğümde,odamda,başka bir doktor meslektaşımı oturur
buldum.Elinde bir kâğıt vardı.Bana tebliğ etmek
istiyordu.Genç kuşaklar tebliği belki anlamazlar.Yani
tayin emrini,bana bildirmek ve imzamı almak
istiyordu.Emirde,sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığınca,Kandıra Devlet Hastanesine tayin edildiğim
yazılıyorduyordu..Buraya kadar geçen zamanı,www.demokrasidedevrim.com
sitemizin,( GECE KONDU SARMALINDAKİ BU ŞEHRÎ ISTANBULDA
SARIYER İSMAİL AKGÜN DEVLET HASTANESİNİN DOĞUŞ ÖYKÜSÜ )
bölümünde dillendirdim.Lütfen önce orayı okuyup,sonra
buraya dönelim.
Tayin evrimi veren ve imzalayan,ANAP, TURGUT ÖZAL
iktidarının,doktor olmayan,iktisatçı sağlık bakanı,
sayın Mehmet Aydın idi.
Sağlık ve sosyal yardım bakanlığınca,bakanlığın izni ve
yardımı olmadan,neden?halkla bütünleşerek,sırf
halkın,yardımları ve katkıları ile,inşaatı tamamlayıp,5
odalı,4 doktorlu dispanseri hastane haline
çevirdim,getirdim diye,adeta cezalandırılmak
isteniyordum.Başlarına dert açmıştım.Bina yapıldığına
göre,bunu hastaneye çevirmeleri,doktor,hemşire,personel
vermeleri,bütçeden tahsisat ayarlamaları
gerekecekti.Durup dururken,iş çıkarmış,bunu, neden
başlarına sarmıştım? Oysa ki: bizim devlet hizmeti
anlayışımızda,salla başını al maaşını,zihniyeti
geçerliydi.Başını sallamayanın,argo ve mafya dili
ile,boynunu da, başını da, koparmak adetti.Yaklaşık bir
yıl evvel,o dönemin devlet başkanı sayın Kenan
Evrene,Sarıyer halkının,yapılan bu binanın,hastane
olarak değerlendirilmesini isteyen dilekçesini
göndermiştik.Sayın Kenan Evren de,dilekçemizi tetkik
edilmek ve mümkünse yapılması emri ile dilekçemizi
aidiyeti cihetyle,Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına
göndermişti.Yerinde tetkik etmek üzere,Sağlık Bakanlığı
tedavi kurumları başkanı Dr.Mücahit Gürol,Istanbula,Sarıyere
gelmiş,aşağı yukarı,yukarıdaki sözleri aynen
tekrarlıyarak,bize söylemiş,bizi uyarmış,bize nasihat
etmişti.Bir bakıma da,oturun oturduğunuz yerde,başımıza
daha fazla iş çıkarmayın,yoksa sizi süreriz,der gibi
bizi tehdit te etmişti.Neticede öyle de oldu.Ben Kandıra
Devlet Hastanesine,kadın-doğum hastalıkları uzmanımız,Dr.Galip
Aktanda Çorluya sürüldü.
Tayin emrim elimde, Kandıranın yolunu tuttum.Baş tabibe
tayin emrimi verdim,ve göreve başladım.
Hatırlı dostlar araya girdiler. 3 ay sonra,Istanbul
Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezine tayinim
çıktı. Bu seferki tayin ve becayiş emrim,önce Kocaeli
Valiliğine,oradan da,Kocaeli Sağlık Müdürlüğüne
gönderildi.Ama bir türlü bana tebliğ edilmek,yani
bildirilmek için, Kandıraya yollanmıyordu.Çünkü,yine
iktisatçı sağlık bakanımızın girişimleri ve emirleri
ile,aşı kampanyası başlatılmıştı.5-6 ay sürecek aşı
kampnyası süresince tayinler,nakiller durdurulmuş.O güne
kadar yapılmış tayin ve nakillerinde, tebliğileri,bildirimleri
kasten geciktiriliyordu.
Bu emirlerin gereği duğrultusunda,Kocaeli valisi İhsan
Dede,tayin emrimi,Kocaeli Sağlık Müdürlüğüne
göndermiş,ama,katîyen tebligat yapılmayacak diye de,katî
emir vermişti.
Bu açmaz içinde,Haydarpaşa Lisesinden yakın
arkadaşım,eski İçel valisi,eski senatör, Bayram Turan
Çetinle konuştum.Kocaeli valisi İhsan Dedeyi
tanıyordu.Eskiden,birlikte çalışmışlar,ve,vali İhsan
Dedenin,kaymakamlık sicilini de,arkadaşım Bayram Turan
Çetin vermişti. Arkadaşım Bayram Turan Çetin,vali beye
telefon etmiş.Hatırına binaen,emrin tebliğini rica
etmiş, istemiş.Kocaeli valisi İhsan Dedede, ( Ama sayın
valim,iki elimi bağlıyorsunuz ) .Demiş.Cevap olarakta
Bayram arkadaşım, ( Yalnız iki elini değil,iki ayağını
da birlikte bağlıyorum.Doktor Hasan, benim en iyi,en
yakın arkadaşım ).Demiş.
Ertesi gün,Kocaeli Sağlık müdürü,beni İzmite
çağırdı.Tayin emrimi,imzalatıp bana verdi.Bende,tekrar
Istanbulun yolunu tuttum.
İşte işler,bizde böyle yürüyor, Hacı Çelebi.Allah,yardım
sever dostlardan,vefalı,candan arkadaşlardan razı olsun
her zaman.Onları eksik etmesin başımızdan.
Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezinin baş
tabibi,Tıbbiyeden beri arkadaşlık ettiğim,yakın dost
olduğum,Bayburtlu Necati Ersoy du.Baştabip muavini
olarak ta,yine Bayburtlu hemşehrisi,diş tabibi
Bahattini getirmişti.Bahattinin gözünde aşırı derecede
strabismus,yani,şaşılık olduğundan,sağ gözü kuzeye
baksa,sol gözü mutlaka güneyi gösterirdi.şakacı Necati
Ersoy,matrak olsun diye,adını Kör Bahattine
çıkarmıştı.Dispanserde,ne zaman kör deseler,Bahattin
anlaşılırdı.
Tayin emrimle beraber,dispanserde,bende, bu matrak
kervanına katıldım.Gırgır ve matrak,çoğu zaman,Baştabip
Necati beyin odasında devam eder,sürerdi.Bayburtlu,Azerî
kökenli,Necat Ersoy,tıbbiyede iken,orta boylu,gür, siyah
saçlı,kara yağız, yakışıklı bir oğlandı.Şimdilerde
ise,göbeklenmiş,saçları dökülmüş,kabak kafalı
olmuştu.Sadece ön tarafında birkaç tel saçı
kalmış,hanımı Sabiha Ersoyun anlatımı ile sabahları
aynanın karşısında dakikalarca,onları nereye
oturtacağını,bir türlü de kestiremezmiş.
Baştabip Necati beyde,ben de dahiliye uzmanı
olduğumuzdan,Necati beyin poliklinik hizmetlerini ben
üzerime aldım.Onun da eli rahatladı.İdare işlerine daha
fazla zaman ayırmağa başladı.Ayrıca,bir yerlere gideceği
zaman,dispanseri bana emanet edebiliyor,dışarda daha
fazla zaman harcıyabiliyordu.Bu minval üzre,çalışmalar
devam ediyor,uyumlu bir ortam doğuyordu.Baştabibin
odasında,boş zamanlarda,doktorlar arasında,şaka ve
gırgır da gırla giderdi.Oldukça büyük bir binası ve
oldukça geniş bir doktor kadrosu olan Sait Çiftçi Kamu
sağlığı merkezinde,ameliyat yapılmıyor,gece nöbeti
tutulmuyor,saat akşam üzeri 5 olunca,dispanserin
kapıları dışarı kapanıyordu.Şunu söylemek hiç abartılı
olmaz.Beşiktaş,Sait Çiftçi Kamu sağlığı
Merkezinin,doktor,hemşire ve personel kadrosu,her hangi
bir Anadolu ilindeki,vasat bir devlet hastanesinin
kadrosundan fersah,fersah daha fazla idi.
Kamu sağlığı Merkezinde,bir de yardımlaşma ve destekleme
derneği vardı.Poliklinik hizmetleri için, baş vuran
hastalardan,makbuz karşılığı,hem dispanser adına,hemde
dernek adına,para kesilir,toplanırdı.Dispanserde görevli
tüm doktorların,tüm hemşirelerin,tüm personelin
maaşları,dispanserin yakıt ve bakım ücretleri Sağlık ve
Sosyal Yardım bakanlığınca ödendiğinden,hastalardan
toplanan bu paralar düşük te olsa birleşince büyük bir
meblâğ oluşturuyordu.Yani,Beşiktaş Sait Çiftçi Kamu
sağlığı merkezi,başvuran hastaların adediyle orantılı,azımsanamıyacak
bir geliri olan,buna mukabil hiç masrafı
olmayan,kârlı,verimli bir işletme haline dönmüştü.
Bu verim ve kârlılık ta,doktor değil,ticarete yakın
iktisatçı olan sağlık bakanımız,sayın Mehmet Aydının da
çok hoşuna gidiyor.Bu verimli işletmeyi kuran ve başarı
ile işleten baştabip Necati Ersoyu çok seviyor,çok
takdir ediyordu.Araların da yakın bir bağ
oluşmuştu.Sayın bakan Mehmet Aydının Istanbulu
ziyaretlerinde,gönderilen çiçeklerin faturası da Sait
Çiftçi Dispanseri derneğinden ödenirdi.Yakınlık o kadar
ileri idi ki:çok, çok uzun yıllar Istanbul il sağlık
müdürlüğü yapmış,adeta adı,şanı Istanbul il sağlık
müdürlüğü ile özdeleşmiş,Dr.Nuri Ertürkoğlu yerine,o
yıllarda,dispanserde çalışan,o sıralarda da,baştabip
Necati Ersoyun yakın arkadaşı olan operatör Dr.Kadri
Özbey,Necati Ersoy beyin öneri ve telkinleri ile
Istanbul il sağlık müdürü yapılmıştı.
Beşiktaş,Sait Çiftçi Kamu sağlığı merkezinin kasalarında
her zaman,külliyetli miktarda para bulunurdu.Çünkü
masrafı hiç yoktu.Bütün zarurî masraflar Sağlık
bakanlığınca karşılanıyor,hastalardan gelen para
dispanserde birikiyordu.
Bir yerde para var mı?,ben paradan korkarım.Ünlü şair
shaekspire,parayı neye benzetir,bilirmisiniz?.savaşları
çıkaran,insanları birbirine düşüren,kardeşi kardeşe
vurduran sarı orospuya.Shaekspirein yaşadığı
dönemde,kâğıt para değil,sarı altın revaçta idi.Bir
yerde,bol para olunca, ona heveslenenler de
çoğalır.Nerde hareket,orda bereket,bal tutan parmağını
yer, derler.Devlet paralarını harcayanlar,ondan nasıl
nemalanırlar, ben bilmem,ama,onu kullananlar her
halde,çok iyi bilirler.Dispanserde,tecrübeli
arkadaşlarımızın söylediklerine göre,bizim, devlet
dairelerindeki harcamalarda hep yüzde on,yüzde yirmi
fira varmış.
Sait çiftçi Kamu sağlığı merkezimizin kasalarında hep
külliyetli miktarda para bulunur ve bu paralar sağlık
kuruluşumuzun ihtiyaçları için alet edavat ve malzeme
alımlarında kullanılırdı.Alet edavat ve malzeme satmak
isteyen firmaların temsilcileri dispansere
gelir,baştabip,veya baştabip muavini
arkadaşımız,pazarlık sureti ile siparişleri
verir,faturaları öderdi.Günlerimiz,bu minval üzre tatlı
geçerdi.Günlerden bir gün,sınıf arkadaşım dr.Muammer
Etingü,beni dispanserde ziyarete geldi.Kendisi röntgen
mütehassısı olduğundan,Eskişehir Devlet Demir yolları
baştabipliğinden emekli olmuş,sahip olduğu röntgen
makinesini sermaye karşığı,Aksaray daki DOĞANER hastane
ve dispanserine katmış,değeri karşılığı kadar
da,hastaneye ortak olmuş ,ve orada çalışmaya
başlamıştı.Hastanede iç hastalıkları uzmanına ihtiyaç
olduğunu,emekli olup orada çalışmamı önerdi.Teklif bana
da cazip geldi.Emekli olmağa ve orada çalışmağa karar
verdim.
Bir beyaz kâğıda
emeklilik dilekçemi yazarken altına da bir kopya
kâğıdı
ve onun altına da beyaz bir yazı kâğıdı koydum.İsabet
ki:her zamanki titizliğimi göstererek tedbirli
davrandım.Yoksa,şimdi anlatacağım öyküde öğreneceğiniz
gibi,emeklilik dilekçem kaybolup gümbürtüye
gidecekti.Çünkü bizim devlet dairelerindeki gevşeklikten dilimiz çok yanmıştı.Emeklilik dilekçeme,yıllık
iznimi almak istediğimi ve emeklilik dilekçesi
mehil müddetini de hesaba katarak hangi tarihte,hangi
gün emekli olmak
istediğimi yazdım.Baştabip Necati Ersoy beye,o
günün tarihini de yazarak dilekçemi imzalattım.Asıl dilekçeyi
gereğinin yapılması için
baştabiplik sekreterine bıraktım..İmza ve tarihinde geçtiği dilekçe
kopyası da bende kaldı .İsabette öyle oldu,elimde
imzalı,mühürlü dilekçe kopyası
bulundu.Titizlikle hesap ettiğim tarih ve plân
içinde Aksaray Doğaner hastanesinde İç hastalıkları
uzmanı olarak çalışmaya başladım.Sağlik Bakanlığınca
uygulanan prosedür gereği,emeklilik dilekçemin Sağlık
Bakanlığına iletilmesi için,o zamanlar Cağaloğlunda bulunan Istanbul İl Sağlık müdürlüğüne gönderilmesi
lâzım.Aradan 10 gün geçti,Emeklilik dilekçemim,hangi tarihte,hangi
sayı ve numara ile Sağlık
Bakanlığına
iletildiğini öğrenmek üzere Istanbul Sağlık Müdürlüğüne
gittim.Dilekçemin tarih numarasını verdim.Bize böyle
bir dilekçe gelmedi dediler.Sait Çiftçi Kamu
sağlığı merkezine gittim.Baştabibe dilekçemi
sordum.Biz,dilekçeyi tutmayız,sağlık müdürlüğüne
göndeririz.Sizin emeklilik dilekçenizi de,Sağlık
müdürlüğüne gönderdik,dediler.Her halde,posta
idaresine,dilekçeyi Beşiktaştan,Cağaloğluna ulaştırmak için 10 gün yetmedi
diye,bekleyiş içine girdik.Bir 10
gün daha geçip,20 gün
dolunca emeklilik dilekçemin akibetini öğrenmek
üzere,tekrar il sağlık müdürlüğüne
gittim.Heyhat!!,aldığım cevap ayni idi.Böyle bir emeklilik
dilekçesi bize gelmedi,deyip başka birşey söylemiyorlardı.Tekrar
Sait Çiftçi Dispanserine gittiğimde,onlarda
ayni şeyi sölüyorlardı.Biz,dilekçenizi il sağlık
müdürlüğüne gönderdik.Ben,emeklilik dilekçemin akibeti
için,İl sağlık müdürlüğü ile Sait Çiftçi kamu sağlığı
merkezi arasında mekik dokumağa başladım.Kamu sağlığı
merkezi baştabipliği de,gönderdik diyor,başka birşey
söylemiyor,ama dilekçeni şu tarihte,şu kayıt,sayı ve
numara ile gönderdik diyemiyordu.Sağlık müdürlüğü ile
dispanser arasında mekik dokumaktan usandım ve
bunaldım.Bir ara,baştabip
Necati Ersoy beye,yarı şaka,yarı ciddi olarak,bizim dilekçe,sağlık Müdürlüğü yerine,çöp sepetine gitmiş olmasın
dediğim de,hiç ummadığım bir soru ile karşılaştım.Soru
şu idi:İspat edebilirmisin? Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen,ben bunun sırrını haalâ
çözebilmiş değilim.
Dr.Hasan
HORTO
|
|