| |
MUSTAFA KEMAL VE MUSTAFA KAMAL ATATÜRK'ÜN YÜCELİĞİ
ATATÜRK'ÇÜLERİMİZİN CÜCELİĞİ
Bu çok önemli konuyu,derinlemesine irdelemek ve
olabildiğince aydınlatabilmek için, Diyalektik
Materyalizmin, zıtları birbiri ile karşılaştırma, metod
ve yöntemini kullandım.Çarpıcı olsun, kolay anlaşılsın
diye de, YÜCELİK ve
CÜCELİK,YİNELEMEK-YENİLEMEK,HIMBILLIK ve ÇILGINLIK
kavramlarını seçtim.
Bazı
kesimler,Atatürkçülüğü,statik,kalıplaşmış,doğma olarak
algılamak istiyorlar.Bu denlû Atatürkçülüğe,Atatürk te
karşıdır.Çünkü Atatürk,evrende ve dünyada değişmeyen tek
şeyin değişim olduğunu herkesten iyi bilirdi.
Atatürkçü kardeşlerimiz,Atatürk'ün 60-70 yıl
evvel koyduğu ilkelere,yenilikler katacaklarına,devamlı
surette bunları YİNELEMEKLE yetiniyorlar.Bu ahval ve
şeriat altında Atatürk gençliğe,ikinci hitabesini
yazsaydı,şöyle derdi.( EY TÜRK GENÇLİĞİ! BİRİNCİ
VAZİFEN,BENİ YİNELEMEK DEĞİL,DEVAMLI YENİLEMEKTİR.)
Batılı bilim adamları,Osmanlı'nın son
döneminde,kısır ve çorak fikir ortamında,adeta hımbıllar
içinden,nasıl olup ta Mustafa Kemal gibi bir dahinin
çıktığını merak edip araştırdılar.Sonuçta şu kanıya
vardılar ki: Mustafa Kemal'i, Atatürk yapan,Harp okulu
ve Harp akademilerinde gördüğü eğitim değil,kısacık
ömrüne sığdırdığı,sayısız kitaplardır.Mustafa Kemal
Atatürk'ün çocukluğundan 1937 yılına kadar,
okuduğu,satırlarının altını çizip,özel notlarını
düştüğü,3997 kitap tespit ettiler.Bu kitaplar bugün,Anıt
Kabir kütüphanesinde titizlikle sergilenmekte ve
isteyene her türlü bilgi verilmektedir.
Rahmetli Celal Bayar,uzun ve zahmetli hayat
deneyimi ile,çayı geçerken at değiştirilmiyeceğini
öğrendi.Eğer lise ve üniversite okuma fırsatını
bulabilseydi,çok muhtemeldir ki:çay çok sert
akarken,atların çaya vurulamıyacağını da
öğrenirdi.Böylece,milletçe kendisine tevdi edilen
Cumhurbaşkanlığı yetki ve sorumluluklarını yerinde
kullanır.Hem kendisinin,hemde arkadaşlarının boynunu
ipten kurtarabildiği gibi,ülkeyi 1960 askerî darbesine
tostlazmazdı.Unutmayalım ki: kendi kellesini,kendi
basireti değil,yaşı kurtardı.Celal Bayar dalya dediği
100 yaşına bastığında,televizyon ekranlarının karşısına
geçip,( ATATÜRK SEN BİR İLAHSIN ) dedi.Oysa Atatürk,kısa
hayatına sığdırdığı büyük başarılarını,,ilahî güce
değil,devamlı,düzenli çalışmaya ve BİLİME
dayandırırdı.Atatürk'e ilâh diyebilene,Atatürk'ü ve
Atatürk'çülüğü anlamış denebilr mi? Bu söz söylendiğinde
Atatürk iyi ki:sağ değildi.Çünkü çok üzülürdü.Eğitim ve
öğretimdeki noksanlıklar zor fark edilirler.Çoğu zamanda
anlaşılmazlar.Ama, öyle kiritik dönemlerde ortaya
çıkarlar ki: kendileri ile beraber,onun yolunda
yürüyenleri, ve ülkeleri de derinden etkilerler.İşte
Celal Bayar deneyimi,bu önemli noksanın çarpıcı bir
örneğidir.
15 Şubat,2002 de kendilerini Atatürk'çü tanıtan bazı
isimler bir bildiri imzalayıp
yayınladılar.Doğrusu,bildiride,neyi isteyip,neyi
istemediklerini açıkça belirtemediler.Sakız gibi,her
anlama gelebilecek muğlâk ifadeler kullandılar.Oysa
ki:Atatürk,her konuşmasında,neye karşı olduğunu,neyi
savunduğunu açıkça söylerdi.İşte bunlarda Atatürk'ü
anlamayan Atatürk'çüler.
EVRENİN EN BÜYÜK KUYRUKLU YILDIZI,ülkemizden geldi
ve geçti.Üzülerek söylememiz gerekir ki:Fikir hayatımız
haalâ çorak ,haalâ kısır.
Kültür-Sanat Sendikası (KESK) genel başkanı Bilal
Şimşir,15-12-2004 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde
yazdığı ( Şehiden,Şehiden Şehit ) başlıklı yazıda,Yasır
Arafat ile Mustafa Kemal Atatürk'ü bir tutuyor .Ve de,
Müslümanlara Cihad çağrısı yapıyor.
Bernard Shov'a göre,her devirde ve dünyanın her
yerinde 30 yaşını idrak etmiş bir insan haalâ devrimci
olamamışsa,pısırık biri demektir. Devrimciler olmayınca
da dünya hımbıllarla dolar,bilim ve uygarlık oluşmazdı.
Uygarlık,pısırıkların,hımbılların değil,Mustafa Kemâl ve
Mustafa Kemâl Atatürk gibi;Devrimcilerin eseridir.
Şunu iyice bilelim ki: Dünyayı değiştiren de,bilim
ve uygarlığı yaratan da hımbıllar değil
çılgınlardır.Mustafa Kemal,Çanakkale destanını
yazarken,1919 da Samsun'a çıkarken,devrinin en büyük
çılgını değilmi idi?Mustafa Kemal ve Mustafa Kemal
Atatürk,statüko ve tutuculuğa karşı daima devrimi ve
değişimi savunmuştur.Bundan böyle de,tüm yaşamı
boyunca,her zaman devrimci ve değişimci olmuştur.
Bilim bir sorunu çözerken,10 tane yeni sorun
yaratır.Bilimin sonu gelmez.Bilimin sonu
demek,insanoğlunun sonu demektir.
Uygarlık tarihi,özgürlüğün öyküsüdür.Uygarlık
tarihi,iyilikle mantığın,kötülükle kafasızlağa karşı
kazandığı zaferin öyküsüdür.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Sanırım 1982 veya 1983 yıllarında idi.Notre Dame De
Sione Fransız lisesinde okuyan küçük kızım Bahar, Türkçe
öğretmeninin verdiği ev ödevini bana sordu.Ev ödevi
aynen şöyle idi.Atatürkçülük,Atatürk ilkeleri ve
Atatürkçü düşünce konusunda bir composition=Tahrir
yazınız.
Doğrusu,soruya hazırlıklı değildim.Bir an tereddüt
geçirdim.Sonra kendisine dedim ki: Bak kızım,Atatürkün
kurduğu C.H.P. Cumhuriyet Halk Partisinin altı okla
özetlenen programı var ya,işte odur,Atatürkçü düşünce ve
Atatürk ilkeleri.Onların her birini al.İrdele.Anlamağa
çalış,ve yaz.
Şimdi aradan yıllar geçti. Altı okla özetlenebilen
Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilkelerini daha da
özetledim.
Atatürkçülük,akıl ve bilimi kullanarak devamlı
değişim,devamlı gelişim,devamlı ilerleme demektir.
Sonunda da,Atatürk ilkelerini üç kelimeye özümsedim.
Atatürk ilkeleri DEĞİŞİM,GELİŞİM,İLERLEME demektir.
Hep kendime sorar, Hep merak eder dururum.Atatürkçü Düşünce Derneğinin
sayın üyeleri kurulduklarından bugüne kadar ( Neyi
değiştirdiler ? Neyi geliştirdiler ? Neyi ilerlettiler ?
)
İlave: 28.05.2007
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Benim genç kardeşlerime tavsiyem şudur:
Atatürk'çülüğün mevcut ilkeleri ile yetinmesinler.Onları
değişen zaman içinde,daha ilerilere getirmek çabası
içinde olsunlar.Atatürk te sağ olsaydı,bunu ister,bunu
özlerdi.
Heykeller yanlarına yaklaştıkça büyürler.Büyük
adamlar yanlarına yaklaştıkça küçülürler.Anasını
kaybeden insan, hayatının en zayıf,en acîz anını
yaşar.Mustafa Kemal,ülkenin kiritik mütareke
döneminde,yedi düvele zayıf görünmemek için,çok sevdiği
anasının, İzmir deki cenaze törenine bile
katılmadı.Çünkü,eğer katılsaydı,yabancı
gazeteciler,kendisinin üzgün,bitkin,aciz halini
görüntüleyip,dünya basınında yayınlıyacaklar,bu da ,o
sıralarda Lozan da İsmet paşanın yürüttüğü çetin barış
muzakerelerini kötü yönde etkiliyecekti.Bu büyüklük
ve,bu fedakârlığı anlayamayan basit çevreler, bunu
aleyhine eleştiri konusu yaptıar.Hiç bilemediler
ki:Mustafa Kemal,Sakarya muharebesinin ortasında atından
düşmüş,kaburga kemiklerini kırmıştır.Bunu katîyen
etrafına sezdirmemiş,muharebeyi sedye üzerinde yatarak
idare etmiştir.Zira attan düştü,kaburga kemikleri
kırıldı söylentisi yayılsa,muharebeyi kötü yönde
etkiliyecekti.
Gene 25 Eylül,1922 de Reuter ajansı muhabirine ve
ertesi günde,Chicago Tribune gazetesi muhabirine verdiği
beanatta şöyle diyordu.Yunan donanması
bugün,Istanbul'dan ayrılıyor.Fransızlar ve İtalyanlar
gibi,siz de,Asya sahilindeki kıtalarınızı geri çeker ve
mütareke müzakerelerine başlarsanız,ben de,boğazlar
sahilindeki kıt'alarıma,yavaş,yavaş geri çekilme emri
veririm.Aksi takdirde ordularımı durduramam.Oysa ki: o
zaman,ne boğaz yakınlarında,ne de, Istanbul
civarında,ordumuz da yoktu,kıt'amız da.
Bu çıkış,güçlü görünmek için,açık bir meydan
okumaydı.Esmesen de, gürle bire kardaş derler.İşte savaş
taktiği,işte politik taktik,işte ileriyi görüş örneğiydi
bu beyanat.
Dr.Hasan Horto
|
|