AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

MUSTAFA KEMAL VE MUSTAFA KAMAL ATATÜRK'ÜN YÜCELİĞİ ATATÜRK'ÇÜLERİMİZİN CÜCELİĞİ

         Bu çok önemli konuyu,derinlemesine irdelemek ve olabildiğince aydınlatabilmek için, Diyalektik Materyalizmin, zıtları birbiri ile karşılaştırma, metod ve yöntemini kullandım.Çarpıcı olsun, kolay anlaşılsın diye de, YÜCELİK ve CÜCELİK,YİNELEMEK-YENİLEMEK,HIMBILLIK ve ÇILGINLIK kavramlarını seçtim.

       Bazı kesimler,Atatürkçülüğü,statik,kalıplaşmış,doğma olarak algılamak istiyorlar.Bu denlû Atatürkçülüğe,Atatürk te karşıdır.Çünkü Atatürk,evrende ve dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu herkesten iyi bilirdi.

       Atatürkçü kardeşlerimiz,Atatürk'ün 60-70 yıl evvel koyduğu ilkelere,yenilikler katacaklarına,devamlı surette bunları YİNELEMEKLE yetiniyorlar.Bu ahval ve şeriat altında Atatürk gençliğe,ikinci hitabesini yazsaydı,şöyle derdi.( EY TÜRK GENÇLİĞİ! BİRİNCİ VAZİFEN,BENİ YİNELEMEK DEĞİL,DEVAMLI YENİLEMEKTİR.) 

      Batılı bilim adamları,Osmanlı'nın son döneminde,kısır ve çorak fikir ortamında,adeta hımbıllar içinden,nasıl olup ta Mustafa Kemal gibi bir dahinin çıktığını merak edip araştırdılar.Sonuçta şu kanıya vardılar ki: Mustafa Kemal'i, Atatürk yapan, Osmanlı okullarında  gördüğü öğrenim değil, kısacık ömrüne sığdırdığı,sayısız kitaplardır.Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluğundan 1937 yılına kadar, okuduğu,satırlarının altını çizip,özel notlarını düştüğü,3997 kitap tespit ettiler.Bu kitaplar bugün,Anıt Kabir kütüphanesinde titizlikle sergilenmekte ve isteyene her türlü bilgi verilmektedir. 

     Rahmetli Celal Bayar,uzun ve zahmetli hayat deneyimi ile,çayı geçerken at değiştirilmiyeceğini öğrendi.Eğer lise ve üniversite okuma fırsatını bulabilseydi,çok muhtemeldir ki:çay çok sert akarken,atların çaya vurulamıyacağını da öğrenirdi.Böylece,milletçe kendisine tevdi edilen Cumhurbaşkanlığı yetki ve sorumluluklarını yerinde kullanır.Hem kendisinin,hemde arkadaşlarının boynunu ipten kurtarabildiği gibi,ülkeyi 1960 askerî darbesine tostlazmazdı.Unutmayalım ki: kendi kellesini,kendi basireti değil,yaşı kurtardı.Celal Bayar dalya dediği 100 yaşına bastığında,televizyon ekranlarının karşısına geçip,( ATATÜRK SEN BİR İLAHSIN ) dedi.Oysa Atatürk,kısa hayatına sığdırdığı büyük başarılarını,,ilahî güce değil,devamlı,düzenli çalışmaya ve BİLİME dayandırırdı.Atatürk'e ilâh diyebilene,Atatürk'ü ve Atatürk'çülüğü anlamış denebilr mi? Bu söz söylendiğinde Atatürk iyi ki:sağ değildi.Çünkü çok üzülürdü.Eğitim ve öğretimdeki noksanlıklar zor fark edilirler.Çoğu zamanda anlaşılmazlar.Ama, öyle kiritik dönemlerde ortaya çıkarlar ki: kendileri ile beraber,onun yolunda yürüyenleri, ve ülkeleri de derinden etkilerler.İşte Celal Bayar deneyimi,bu önemli noksanın çarpıcı bir örneğidir. 

    15 Şubat,2002 de kendilerini Atatürk'çü tanıtan bazı isimler bir bildiri imzalayıp yayınladılar.Doğrusu,bildiride,neyi isteyip,neyi istemediklerini açıkça belirtemediler.Sakız gibi,her anlama gelebilecek muğlâk ifadeler kullandılar.Oysa ki:Atatürk,her konuşmasında,neye karşı olduğunu,neyi savunduğunu açıkça söylerdi.İşte bunlarda Atatürk'ü anlamayan Atatürk'çüler.

      EVRENİN EN BÜYÜK KUYRUKLU YILDIZI,ülkemizden geldi ve geçti.Üzülerek söylememiz gerekir ki:Fikir hayatımız haalâ çorak ,haalâ kısır.    

      Kültür-Sanat Sendikası (KESK) genel başkanı Bilal Şimşir,15-12-2004 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yazdığı ( Şehiden,Şehiden Şehit ) başlıklı yazıda,Yasır Arafat ile Mustafa Kemal Atatürk'ü bir tutuyor .Ve de, Müslümanlara Cihad çağrısı yapıyor.    

       Sir Bernard Russel'a göre,her devirde ve dünyanın her yerinde 32 yaşını idrak etmiş bir insan haalâ devrimci olamamışsa,pısırık biri demektir. Devrimciler olmayınca da dünya hımbıllarla dolar,bilim ve uygarlık oluşmazdı. Uygarlık,pısırıkların,hımbılların değil,Mustafa Kemâl ve Mustafa Kemâl Atatürk gibi;Devrimcilerin eseridir.

     Şunu iyice bilelim ki: Dünyayı değiştiren de,bilim ve uygarlığı yaratan da hımbıllar değil çılgınlardır.Mustafa Kemal,Çanakkale destanını yazarken,1919 da Samsun'a çıkarken,devrinin en büyük çılgını değilmi idi?Mustafa Kemal ve Mustafa Kemal Atatürk,statüko ve tutuculuğa karşı daima devrimi ve değişimi savunmuştur.Bundan böyle de,tüm yaşamı boyunca,her zaman devrimci ve değişimci olmuştur.

     Bilim bir sorunu çözerken,10 tane yeni sorun yaratır.Bilimin sonu gelmez.Bilimin sonu demek,insanoğlunun sonu demektir.

     Uygarlık tarihi,özgürlüğün öyküsüdür.Uygarlık tarihi,iyilikle mantığın,kötülükle kafasızlağa karşı kazandığı zaferin öyküsüdür.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Sanırım 1982 veya 1983 yıllarında idi.Notre Dame De Sione Fransız lisesinde okuyan küçük kızım Bahar, Türkçe öğretmeninin verdiği ev ödevini bana sordu.Ev ödevi aynen şöyle idi.Atatürkçülük,Atatürk ilkeleri ve Atatürkçü düşünce konusunda bir composition=Tahrir yazınız.
Doğrusu,soruya hazırlıklı değildim.Bir an tereddüt geçirdim.Sonra kendisine dedim ki: Bak kızım,Atatürk’ün kurduğu C.H.P. Cumhuriyet Halk Partisinin altı okla özetlenen programı var ya,işte odur,Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilkeleri.Onların her birini al.İrdele.Anlamağa çalış,ve yaz.


Şimdi aradan yıllar geçti. Altı okla özetlenebilen Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilkelerini daha da özetledim.


Atatürkçülük,akıl ve bilimi kullanarak devamlı değişim,devamlı gelişim,devamlı ilerleme demektir.
Sonunda da,Atatürk ilkelerini üç kelimeye özümsedim.


Atatürk ilkeleri DEĞİŞİM,GELİŞİM,İLERLEME demektir.

 
Hep kendime sorar, Hep merak eder dururum.Atatürkçü Düşünce Derneğinin sayın üyeleri kurulduklarından bugüne kadar ( Neyi değiştirdiler ? Neyi geliştirdiler ? Neyi ilerlettiler ? )

 

 

İlave: 28.05.2007

 

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------
 

      Benim genç kardeşlerime tavsiyem şudur: Atatürk'çülüğün mevcut ilkeleri ile yetinmesinler.Onları değişen zaman içinde,daha ilerilere getirmek çabası içinde olsunlar.Atatürk te sağ olsaydı,bunu ister,bunu özlerdi. 

     Heykeller yanlarına yaklaştıkça büyürler.Büyük adamlar yanlarına yaklaştıkça küçülürler.Anasını kaybeden insan, hayatının en zayıf,en acîz anını yaşar.Mustafa Kemal,ülkenin kiritik mütareke döneminde,yedi düvele zayıf görünmemek için,çok sevdiği anasının, İzmir deki cenaze törenine bile katılmadı.Çünkü,eğer katılsaydı,yabancı gazeteciler,kendisinin üzgün,bitkin,aciz halini görüntüleyip,dünya basınında yayınlıyacaklar,bu da ,o sıralarda Lozan da İsmet paşanın yürüttüğü çetin barış muzakerelerini kötü yönde etkiliyecekti.Bu büyüklük ve,bu fedakârlığı anlayamayan basit çevreler, bunu aleyhine eleştiri konusu  yaptıar.Hiç bilemediler ki:Mustafa Kemal,Sakarya muharebesinin ortasında atından düşmüş,kaburga kemiklerini kırmıştır.Bunu katîyen etrafına sezdirmemiş,muharebeyi sedye üzerinde yatarak idare etmiştir.Zira attan düştü,kaburga kemikleri kırıldı söylentisi yayılsa,muharebeyi kötü yönde etkiliyecekti.

      Gene 25 Eylül,1922 de Reuter ajansı muhabirine ve ertesi günde,Chicago Tribune gazetesi muhabirine verdiği beyanatta şöyle diyordu.Yunan donanması bugün,Istanbul'dan ayrılıyor.Fransızlar ve İtalyanlar gibi,siz de,Asya sahilindeki kıtalarınızı geri çeker ve mütareke müzakerelerine başlarsanız,ben de,boğazlar sahilindeki kıt'alarıma,yavaş,yavaş geri çekilme emri veririm.Aksi takdirde ordularımı durduramam.Oysa ki: o zaman,ne boğaz yakınlarında,ne de, Istanbul civarında,ordumuz da yoktu,kıt'amız da.

       Bu çıkış,güçlü görünmek için,açık bir meydan okumaydı.Esmesen de, gürle bire kardaş derler.İşte savaş taktiği,işte politik taktik,işte ileriyi görüş örneğiydi bu beyanat.

 

 Dr.Hasan Horto 

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET