AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

SAABİLER’DEN  SOKRAT VE EFLÂTUN’A

 

Kuranı-Kerim, Saabileri, dünyada tek tanrılı dini kabul eden ilk kavim diye tarif eder. Saabiler, Anadolu’nun güneyinden Kızıl denize kadar, Dicle-Fırat nehirleri arasındaki geniş bölgede yerleşmiş kavimlerdi. Sabilerin kökleri  Babil, Asur toprakları üzerinde Sümerlere kadar uzanır. Günümüzden 5000 - 6000 yıl, milâttan ise 4000 - 3000 yıl evveline kadar giden Sümer uygarlığının en büyük kenti URUK taki Sümer sarayında görevli olan, AKAD asıllı SARGON, M.Ö. 2300 yılında iktidarı ele geçirir. İşte böylece Babil uygarlığı ile beraber, Babil kenti de doğar.

          Babil sözcüğü, Akad dilinde bir kelime olan Bab-ilü den gelir. Bap=Kapı, İlu=Tanrı, Babil ise, Tanrı kapısı demektir.

          Sümer, Babil, Asur, Akad uygarlıkları Dicle ve Fırat nehirlerinin Anadolu topraklarından sürükleyip getirerek Mezopotamya’ya, Harran ovasına yığdığı bereketli Alüvyon toprakları üzerinde kurulmuştur. Kuru tarımla başlayan TARIM UYGARLIK ÇAĞI ilk önce, Günümüzden 10.000-11.000 yıl, milâttan ise 9000-8000 yıl önce, mağaradan  çıkan atalarımızdan, bir kadın atamızın ilk tohumu Diyarbakır’daki KOCADAĞ civarında toprağa atması ile başlar. Tarım uygarlık çağının ikinci aşaması SULU TARIM da, Güney Mezopotamya’da, ZAROS dağlarının güneye ve batıya bakan yamaçlarında, Sümer’den bile eski olarak, günümüzden 8000, milâttan ise 6000 yıl önce başlar. Bu bereketli topraklarda karnını doyurup, beslenebilen insan, düzenli kentlerini de kurdu. Bir farkla ki: Mezopotamya ve Haranda taş çok nadir olduğundan binalar ve şehirler, daha çok çamur ve samandan yapılan kerpiçten kurulmuştur.Anadolu’da ise taşı bol olan yerlerde, binalar ve şehirler,daha çok taş ağırlıklıdır. Tarihin bu eski dönemlerinde Batı dünyasında, ancak, küçük yerleşim yerleri vardı. Ama, kentleşmenin  adı bile yoktu. Oysa ki ; Doğu yakasında,birbiri arkasına büyük kentler kurulmuştur.Kentleşme başlamıştır. UR, URUK, KIŞ, LAGAŞ, NİPPUR Sümer kentlerinden birkaç tanesi. BABİL, HATTUŞA ve daha niceleri.

       Yani ROMA, Roma olmadan önce, UR vardı. URUK vardı. BABİL vardı. HİTİT’in başkenti HATTUŞA vardı. Orta-Doğuda büyüyen ve çoğalan kentlerle beraber, inançlar, dinler, bilim ve ilim de gelişti. Dünyaya ışık saçan BABİL OKULU kuruldu.Babil’in 20 den fazla kıralı içinde,en ünlülerinden biri olan HAMMURABİ Milâttan önce 1792 -1750 yılları arasında yaşadı. Hammurabi’s code =Hammurabi Kanunları diye bütün dünyanın tanıdığı, dünyanın ilk kanunlarını  yayınladı. Dört kutsal kitaptaki ( ten ommentmet ) diye bilinen on kutsal kaidenin kutsal kitaplardan çok önce Hammurabi Kanunlarında yer aldığı söylenir.

        Günümüzden 3828 yıl önce doğmuş,Milâttan önce 1720-1686 yılları arasında yaşamış ünlü BABİL KIRALI HAMURRABİ 10 kutsal kaideyi kanunlarına koymuş ve dört kutsal kitaba da kaynak vermişse,bizde ANADOLU’DAN,www.demokrasidedevrim.com sitemizde,sağlıklı olmak için 3 ALTIN KURALI  yayınlıyoruz.
        Sağlıklı olmak için 3 şey yapacaksın. 

    1- Kafanı besleyeceksin.

    2- Dişini temizleyeceksin.

    3- Kuşunu öttüreceksin.


      Gelişen ilim, gelişen bilim, inançlar ve dinler, yavaş-yavaş doğudan batıya da sıçradı.

      Boşuna dememişler. GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR. Diye.     

      Bu bölgede, bu kentlerde çok Tanrılı dinler hakimdi. Kral Nimrod zamanında, Babil de insanlar, Tanrıya ulaşsınlar diye BABİL KULESİNİ  yaptılar. Buralardaki bütün kavimler hep ayni dili konuşurlardı. Babil kulesine çıkıp DİYALOĞ kurarlardı. Birsi söylediği zaman diğerleri dinlerdi. Böylece birbirlerini anlarlardı. Çok iyi anlaşırlardı. Rivayete göre, Tanrı, aralarında iyi anlaşan insanların kendisine ulaşacağından korktu. Kolay anlaşamasınlar diye, dillerini 72 parçaya böldü. Böylece insanlar aralarında anlaşamayıp, birbirlerine düştüler. Tanrı, sadece Hazreti İbrahime kendi dili İbraniceyi kullanmasına musaade etti. Çünkü Hazreti İbrahim’in atası HUD Babil kulesinin inşaatına katılmamıştı.O tanrının indinde günah işlememişti.

       Acaba Orta-Doğuda insanlar, Babil kulesinde,Tanrının gazabına uğradılar diye mi? Bugünde anlaşamıyorlar.Hep birbirleriyle savaşıyorlar. Hep birbirlerini öldürüyorlar ?

        Dünyada ilk defa, Babil kulesinde doğan DİYALOĞ Tanrının gazabına uğrayarak, gene Babil kulesinde ölüyor. Ama, Babil kulesinden BATIYA sıçrayarak  SOKRAT (  M . Ö . 470 – 399 )  ve PLÂTON’a=EFLÂTUN  ( M . Ö . 427 – 347 ) sayesinde BATI AYDINLANMASININ, BATI UYGARLIĞININ kaynağı oluyordu.

        Babil’in kulesinden başka, Babil kralı NEBUKADNEZAR, güzel karısı SEMİRAMİS için, BABİL’in ASMA BAHÇELERİNİ yaptırdı. Çünkü Semiramis, MEDES kralının kızıydı. Sulak, yeşil, serin yerlerden geliyordu. Çölde sıcaktan sıkılıyordu. Kral Nebukadnezar da, eşi Semiramis, serinlesin,sevinsin diye bu ünlü bahçeleri yaptırmıştı. BABİL’in ASMA BAHÇELERİ dünyanın yedi harikasından biridir. Babil’in asma bahçelerini dünyanın yedi harikasına sokan, yapılışı veya inşaası değildi. Çünkü : Babil’in asma bahçeleri de,tıpkı Babil kulesi gibi,toprak-saman karışımı kerpiçten yapılmıştı. Bunlar ise, bir teknoloji harikası değildi. Babil’in Asma Bahçelerini dünyanın yedi harikası yapan, Babil Asma Bahçelerinin sulama sistemiydi. Nasıl oluyordu da, tulumbanın, elektriğin olmadığı bir dönemde, Dicle suları binaların tepesindeki bahçelere çıkartılıyor, sulama yapılıyordu ? Hernekadar, bazı kaynaklar bunun zincir-pompa ile yapıldığını yazsa da, bu teori akla yakın gelmemektedir. Çünkü o zaman  pompa da yoktu ki : zincir-pompa  olsun. Biz, bu harika sulama sisteminin cam borularla gerçekleştiğini yazdık. Çünkü o dönemler, Sümerler de, Babil de ve bütün Mezopotamya da ileri bir cam teknolojisi vardı. Camın hammaddesi silica da çöl kumlarında fazlasıyle mevcuttu. Bu yüzden Sümerler, Babil ve Asurlular bol miktarda cam tabaklar,cam bardaklar, cam borular yaparlardı. Bu harika sulama teknolojisini yakından görmek için, lütfen Bilim ve tababet ana bölümümüzde ( NE VEREREBİLİRİZ AVRUPA BİRLİĞİNE ) başlıklı yazımızı açınız.

         Siz hiç, Babil’in asma bahçeleri ile Babil kulesini gördünüz mü ? İşte size, Babil Kulesi ve Babal’in asma bahçeleri !!!

           Babil halkı da, Sümer halkı ve diğer Mezopotamya halkları gibi çok Tanrılı dinlere inanırlardı. Sümer Tanrılarının en büyüğü ANU, Babil’in en büyük tanrısı MARDUK, hem Babil, hem de Asur’un baş tanrıçası AFRODİT’e benzeyen İŞTAR dı. Bütün bu halklar arasında bir kavim vardı ki: SAABİLER.Onlar tek Tanrılı dine inanırlardı.

           Saabilik inancı, kökü Sümer’e kadar dayanan, Babil okulu öğretisinin halka mal olmuş şeklidir. Saabiliğin Batınî inançları, şöyle ya da böyle bütün semavî dinlere, bütün Tek Tanrılı dinlere kaynaklık etmiştir. Şamanizm de olduğu gibi, başta Güneş, yedi gezegen de kutsal sayılırdı. İslâmiyet te olmazsa olmaz olan beş şart, Sabilikte de vardı. İslâmiyetteki beş vakit namaza karşı, Sabilikte her gezegene bir defa olmak üzere, günde yedi kez namaz kılınırdı. Sabilikteki Batınî inanç,Yüce Varlığa sadece SEVGİ ile ulaşabilme inancıdır. Sabilikte de kutsal sayılan yedi gezegenin adı, takvimdeki haftanın yedi gününe de verilmiştir.

           Saabilik, Makedonya kıralı Büyük İskender’in Babil’i işgal etmesiyle,PİSAGORYEN öğreti ile de tanışmıştır.Sabiliğin Batınî inançları PİSAGORYEN öğreti ile yenilenmiştir. Kaynaşmıştır.Batınî inançların yanına hava,su,toprak ve ateş gibi dört temel eleman da eklenmiştir. Böylece İsmaililik denilen müessese doğmuştur. Saabilerin bir kolu Fırat çevresinde HARRAN ovasındadır. Bir kolu Arap yarımadasındadır. Saabi inanışın en hası, en yücesi Hazreti İbrahim dir. Saabiler Hazreti İbrahim’in rehber ve önderliğinde Mısır’a göç etmişlerdir. Mısır’a göç eden Sabilerin bir kolu da YEMEN’e yerleşmiştir. İslâmiyet üzerine etkili olan bu kola HANİF DİN İNANIRLARI denilir.

          Hazreti İbrahim Mısırdan döndükten sonra Mekke’ye gelmiştir. Mekke de oğlu İsmail ile birlikte Kutsal KÂBE’yi kurmuştur. Kendilerini inanılır diye tanıtan bazı kaynaklar, sonradan putperest putlarının yerleştirildiği KÂBE’nin Güneş Tapınım merkezi olduğunu söylerler.

          Babil okulunun öğretileri ve Sabilerin Tek Tanrılı inancı çok geçmeden batıya da yayıldı. Çok muhtemeldir ki : Milâttan önce 470 – 399 yılları arasında yaşayan SOKRAT ve onun çalışkan öğrenicisi,Milâttan önce 427 -347 yılları arasında yaşayan EFLÂTUN=PLÂTON,Tek Tanrılı Batınî inanışı Sabilerden, DİYALOĞU da Babil kulesinden aldılar. SOKRAT batıda Tek Tanrılı dini tanıyan ilk insan diye de anılır. Ama Sabilik doğuda, SOKRAT tan çok eskilere dayanır. Sokrat ve Eflâtun Babil kulesinden aldıkları DİYALOG yolunu kullanarak insanlığa, uygarlığa, günümüze kadar değer kaybetmeksizin ulaşan çok kuvvetli, çok faydalı eserler verdiler. BATI AYDINLANMASININ, BATI UYGARLIĞININ başlangıcı oldular.

          Büyük düşünürler SOKRAT ve EFLÂTUN, bütün eserlerini DİYALOĞ ile yazdılar.

          SOKRAT doğudan, daha doğrusu Babil okulundan esinlenerek geliştirdiği düşünce felsefesi ve Sabilerden öğrendiği Tek Tanrı inancı ile, içinde yaşadığı ATİNA nın çok Tanrılı inançlarına ve düşünce sistemine ters düştü . Kitaplarında savunduğu düşünceler yüzünden ve ( 40 Tanrı mı olurmuş ? Tek Tanrı vardır ) dediği için, Atina Tanrılarını aşağılamak suçu ile, 500 yargıcın baktığı mahkemeye verildi. ( O dönemler Atina’nın 40 Tanrısı vardı. ). Baldıran zehiri içirilerek İDAM edildi . Ama,( DÜŞÜNCELERİMİN VE SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM. ) Diyerek, Bütün dünyaya, gelecek nesillere, DÜRÜST OLMAYI  ve de  DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ öğretti.

          Nasıl ki  Mustafa Kemâl Atatürk Modern Türkiye’nin BAŞÖĞRETMENİDİR. Eflâtun’un hocası Sokrat’ta, dünyanın İLK ÖĞRETMENİDİR.

          Dillere destan,Atinalı KATİNA, 2408 yıl evvelki Atina Mahkemesinde,Tek Tanrı-Çok Tanrı tartışmalarına çok kızdı. Çok içerledi. Ve şöyle haykırdı. Şöyle yakındı kara bahtından, kör talihinden Tek Tanrı olmuş. Çift Tanrı olmuş. KATİNA için ne değişir vree!!.Öyle de putana. Böyle de putana. ( Putana Yunancada orospu demek.)

          Böylece Babil kulesinde başlayan DİYALOG, Batı dünyasında BİLİM ile BATI UYGARLIĞINI yaratı. Orta-Doğuda ise, belki de, Tanrı gazabı ile DİYALOG

Öldüğünden, Bilim yerine Dinler gelişti. Dinsel gelişmenin, en önemli, en etkili kişisi, Saabi inancının en hası, en yücesi,Tek tanrılı üç Semavî dinin Peygamberi, HAZRETİ İBRAHİM de Orta-Doğuda doğdu. Kutsal kitaplar, Hazreti İbrahim’in, Peygamberler şehri sayılan URFA da doğduğunu söylerler.

            Bizde, Hazreti İbrahim’in hangi tarihlerde yaşadığını öğrenmek istedik. doğum ve ölüm tarihlerini araştırdık. Bulamadık. İnanırlığına pek güvenemediğimiz bir kaynakta, Hazreti İbrahim’in Milâtten önce 1900 yılında doğduğu yazıyordu. Ama, pek tatmin edici bulmadık. Din bilgisi kuvvetli olan arkadaşlarımıza danıştık. Hepsi de, eksik olmasınlar,ansiklopediler dahil,bir sürü din kitabı getirdiler. Hiçbirisinde Hazreti İbrahim’in doğum ve ölüm tarihlerine ait bilgi yoktu. Birkaç yıl evvel Urfa’yı ziyaret ettiğimizde, Babil kıralı Nemrut’un Hazreti İbrahim’i, ateşe fırlattığı mandınıçı görmüştük. Urfa’ya hakim olan tepede sapasağlam duruyordu. Buradan yola çıkarak babil kralı Nemrut’un doğum ve ölüm tarihlerini bulursak, yaklaşık olarak Hazreti İbrahim’in hangi yıllar arasında yaşadığını da öğreniriz diye düşündük. Çünkü Hazreti İbrahim’den evvel ve sonra yaşamış yirmiden fazla Babil krallarının hepsinin, doğum ve ölüm tarihleri hemen her kaynakta vardı. Örneğin Hammurabi ( M . Ö . 1792 -1750 ) gibi. Burada da başarılı olamadık. Çünkü, Babil krallarının hepsine de Nemrut denirmiş . Tek bir Nemrut yokmuş. Bu yüzden Nemrut’a da ulaşamadık. Zaten o Nemrut’u bir ele geçirebilseydik , Hazreti İbrahim’i ateşe attığından, Biz İslâmlar, Hiristiyanlar ve Musevîler, ona ne yapacağımızı bilirdik.

         Hazreti İbrahim’in Atası: HUD, Anası : UŞA, Babası: TAREH, Karısı : SARE, Sare’nin Cariyesi, sonrada Hazreti İbrahim’in ikinci eşi HACER. Cariyesine kadar bütün seceresi biliniyor da . Doğum ve Ölüm tarihleri bilinmiyor. Bu yüzden bu yazımız yarım kaldı gibi duruyor. Başta kuran, dört kutsal kitabın yüzü suyu hürmetine, lütfen Hazreti İbrahim’in Doğum ve Ölüm tarihlerini bilenler bize yazınız da, bizde yazımızı tamamlayabilelim.

                    

Dr. Hasan Horto,16 Mayıs,2008  

    

 

 

Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET