| |
SAABİLERDEN SOKRAT VE EFLÂTUNA
Kuranı-Kerim, Saabileri, dünyada tek
tanrılı dini kabul eden ilk kavim diye tarif eder.
Saabiler, Anadolunun güneyinden Kızıl denize kadar,
Dicle-Fırat nehirleri arasındaki geniş bölgede yerleşmiş
kavimlerdi. Sabilerin kökleri Babil, Asur toprakları
üzerinde Sümerlere kadar uzanır. Günümüzden 5000 - 6000
yıl, milâttan ise 4000 - 3000 yıl evveline kadar giden
Sümer uygarlığının en büyük kenti URUK taki Sümer
sarayında görevli olan, AKAD asıllı SARGON, M.Ö. 2300
yılında iktidarı ele geçirir. İşte böylece Babil
uygarlığı ile beraber, Babil kenti de doğar.
Babil sözcüğü, Akad
dilinde bir kelime olan Bab-ilü den gelir. Bap=Kapı, İlu=Tanrı,
Babil ise, Tanrı kapısı demektir.
Sümer, Babil, Asur, Akad
uygarlıkları Dicle ve Fırat nehirlerinin Anadolu
topraklarından sürükleyip getirerek Mezopotamyaya,
Harran ovasına yığdığı bereketli Alüvyon toprakları
üzerinde kurulmuştur. Kuru tarımla başlayan TARIM
UYGARLIK ÇAĞI ilk önce, Günümüzden 10.000-11.000 yıl,
milâttan ise 9000-8000 yıl önce, mağaradan çıkan
atalarımızdan, bir kadın atamızın ilk tohumu
Diyarbakırdaki KOCADAĞ civarında toprağa atması ile
başlar. Tarım uygarlık çağının ikinci aşaması SULU TARIM
da, Güney Mezopotamyada, ZAROS dağlarının güneye ve
batıya bakan yamaçlarında, Sümerden bile eski olarak,
günümüzden 8000, milâttan ise 6000 yıl önce başlar. Bu
bereketli topraklarda karnını doyurup, beslenebilen
insan, düzenli kentlerini de kurdu. Bir farkla ki:
Mezopotamya ve Haranda taş çok nadir olduğundan binalar
ve şehirler, daha çok çamur ve samandan yapılan
kerpiçten kurulmuştur.Anadoluda ise taşı bol olan
yerlerde, binalar ve şehirler,daha çok taş ağırlıklıdır.
Tarihin bu eski dönemlerinde Batı dünyasında, ancak,
küçük yerleşim yerleri vardı. Ama, kentleşmenin adı
bile yoktu. Oysa ki ; Doğu yakasında,birbiri arkasına
büyük kentler kurulmuştur.Kentleşme başlamıştır. UR,
URUK, KIŞ, LAGAŞ, NİPPUR Sümer kentlerinden birkaç
tanesi. BABİL, HATTUŞA ve daha niceleri.
Yani ROMA, Roma olmadan önce,
UR vardı. URUK vardı. BABİL vardı. HİTİTin başkenti
HATTUŞA vardı. Orta-Doğuda büyüyen ve çoğalan kentlerle
beraber, inançlar, dinler, bilim ve ilim de gelişti.
Dünyaya ışık saçan BABİL OKULU kuruldu.Babilin 20 den
fazla kıralı içinde,en ünlülerinden biri olan HAMMURABİ
Milâttan önce 1792 -1750 yılları arasında yaşadı.
Hammurabis code =Hammurabi Kanunları diye bütün
dünyanın tanıdığı, dünyanın ilk kanunlarını yayınladı.
Dört kutsal kitaptaki ( ten ommentmet ) diye bilinen on
kutsal kaidenin kutsal kitaplardan çok önce Hammurabi
Kanunlarında yer aldığı söylenir.
Günümüzden 3828 yıl önce doğmuş,Milâttan önce 1720-1686
yılları arasında yaşamış ünlü BABİL KIRALI HAMURRABİ 10
kutsal kaideyi kanunlarına koymuş ve dört kutsal kitaba
da kaynak vermişse,bizde
ANADOLUDAN,www.demokrasidedevrim.com sitemizde,sağlıklı
olmak için 3 ALTIN KURALI yayınlıyoruz.
Sağlıklı olmak için 3 şey
yapacaksın.
1- Kafanı besleyeceksin.
2- Dişini temizleyeceksin.
3- Kuşunu öttüreceksin.
Gelişen ilim, gelişen bilim,
inançlar ve dinler, yavaş-yavaş doğudan batıya da
sıçradı.
Boşuna dememişler. GÜNEŞ
DOĞUDAN DOĞAR. Diye.
Bu bölgede, bu kentlerde çok Tanrılı
dinler hakimdi. Kral Nimrod zamanında, Babil de
insanlar, Tanrıya ulaşsınlar diye BABİL KULESİNİ
yaptılar. Buralardaki bütün kavimler hep ayni dili
konuşurlardı. Babil kulesine çıkıp DİYALOĞ kurarlardı.
Birsi söylediği zaman diğerleri dinlerdi. Böylece
birbirlerini anlarlardı. Çok iyi anlaşırlardı. Rivayete
göre, Tanrı, aralarında iyi anlaşan insanların kendisine
ulaşacağından korktu. Kolay anlaşamasınlar diye,
dillerini 72 parçaya böldü. Böylece insanlar aralarında
anlaşamayıp, birbirlerine düştüler. Tanrı, sadece
Hazreti İbrahime kendi dili İbraniceyi kullanmasına
musaade etti. Çünkü Hazreti İbrahimin atası HUD Babil
kulesinin inşaatına katılmamıştı.O tanrının indinde
günah işlememişti.
Acaba Orta-Doğuda insanlar,
Babil kulesinde,Tanrının gazabına uğradılar diye mi?
Bugünde anlaşamıyorlar.Hep birbirleriyle savaşıyorlar.
Hep birbirlerini öldürüyorlar ?
Dünyada ilk defa, Babil
kulesinde doğan DİYALOĞ Tanrının gazabına uğrayarak,
gene Babil kulesinde ölüyor. Ama, Babil kulesinden
BATIYA sıçrayarak SOKRAT ( M . Ö . 470 399 ) ve
PLÂTONa=EFLÂTUN ( M . Ö . 427 347 ) sayesinde BATI
AYDINLANMASININ, BATI UYGARLIĞININ kaynağı oluyordu.
Babilin kulesinden başka,
Babil kralı NEBUKADNEZAR, güzel karısı SEMİRAMİS için,
BABİLin ASMA BAHÇELERİNİ yaptırdı. Çünkü Semiramis, MEDES kralının kızıydı. Sulak, yeşil, serin yerlerden
geliyordu. Çölde sıcaktan sıkılıyordu. Kral Nebukadnezar
da, eşi Semiramis, serinlesin,sevinsin diye bu ünlü
bahçeleri yaptırmıştı. BABİLin ASMA BAHÇELERİ dünyanın
yedi harikasından biridir. Babilin asma bahçelerini
dünyanın yedi harikasına sokan, yapılışı veya inşaası
değildi. Çünkü : Babilin asma bahçeleri de,tıpkı Babil
kulesi gibi,toprak-saman karışımı kerpiçten yapılmıştı.
Bunlar ise, bir teknoloji harikası değildi. Babilin
Asma Bahçelerini dünyanın yedi harikası yapan, Babil
Asma Bahçelerinin sulama sistemiydi. Nasıl oluyordu da,
tulumbanın, elektriğin olmadığı bir dönemde, Dicle
suları binaların tepesindeki bahçelere çıkartılıyor,
sulama yapılıyordu ? Hernekadar, bazı kaynaklar bunun
zincir-pompa ile yapıldığını yazsa da, bu teori akla
yakın gelmemektedir. Çünkü o zaman pompa da yoktu ki :
zincir-pompa olsun. Biz, bu harika sulama sisteminin
cam borularla gerçekleştiğini yazdık. Çünkü o dönemler,
Sümerler de, Babil de ve bütün Mezopotamya da ileri bir
cam teknolojisi vardı. Camın hammaddesi silica da çöl
kumlarında fazlasıyle mevcuttu. Bu yüzden Sümerler,
Babil ve Asurlular bol miktarda cam tabaklar,cam
bardaklar, cam borular yaparlardı. Bu harika sulama
teknolojisini yakından görmek için, lütfen Bilim ve
tababet ana bölümümüzde ( NE VEREREBİLİRİZ AVRUPA
BİRLİĞİNE ) başlıklı yazımızı açınız.
Siz hiç, Babilin asma bahçeleri ile Babil kulesini
gördünüz mü ?
İşte size, Babil Kulesi ve Babalin asma bahçeleri !!!

Babil halkı da, Sümer
halkı ve diğer Mezopotamya halkları gibi çok Tanrılı
dinlere inanırlardı. Sümer Tanrılarının en büyüğü ANU,
Babilin en büyük tanrısı MARDUK, hem Babil, hem de
Asurun baş tanrıçası AFRODİTe benzeyen İŞTAR dı. Bütün
bu halklar arasında bir kavim vardı ki: SAABİLER.Onlar
tek Tanrılı dine inanırlardı.
Saabilik inancı, kökü
Sümere kadar dayanan, Babil okulu öğretisinin halka mal
olmuş şeklidir. Saabiliğin Batınî inançları, şöyle ya da
böyle bütün semavî dinlere, bütün Tek Tanrılı dinlere
kaynaklık etmiştir. Şamanizm de olduğu gibi, başta
Güneş, yedi gezegen de kutsal sayılırdı. İslâmiyet te
olmazsa olmaz olan beş şart, Sabilikte de vardı.
İslâmiyetteki beş vakit namaza karşı, Sabilikte her
gezegene bir defa olmak üzere, günde yedi kez namaz
kılınırdı. Sabilikteki Batınî inanç,Yüce Varlığa sadece
SEVGİ ile ulaşabilme inancıdır. Sabilikte de kutsal
sayılan yedi gezegenin adı, takvimdeki haftanın yedi
gününe de verilmiştir.
Saabilik, Makedonya
kıralı Büyük İskenderin Babili işgal etmesiyle,PİSAGORYEN
öğreti ile de tanışmıştır.Sabiliğin Batınî inançları
PİSAGORYEN öğreti ile yenilenmiştir. Kaynaşmıştır.Batınî
inançların yanına hava,su,toprak ve ateş gibi dört temel
eleman da eklenmiştir. Böylece İsmaililik denilen
müessese doğmuştur. Saabilerin bir kolu Fırat çevresinde
HARRAN ovasındadır. Bir kolu Arap yarımadasındadır.
Saabi inanışın en hası, en yücesi Hazreti İbrahim dir.
Saabiler Hazreti İbrahimin rehber ve önderliğinde
Mısıra göç etmişlerdir. Mısıra göç eden Sabilerin bir
kolu da YEMENe yerleşmiştir. İslâmiyet üzerine etkili
olan bu kola HANİF DİN İNANIRLARI denilir.
Hazreti İbrahim Mısırdan
döndükten sonra Mekkeye gelmiştir. Mekke de oğlu İsmail
ile birlikte Kutsal KÂBEyi kurmuştur. Kendilerini
inanılır diye tanıtan bazı kaynaklar, sonradan putperest
putlarının yerleştirildiği KÂBEnin Güneş Tapınım
merkezi olduğunu söylerler.
Babil okulunun öğretileri
ve Sabilerin Tek Tanrılı inancı çok geçmeden batıya da
yayıldı. Çok muhtemeldir ki : Milâttan önce 470 399
yılları arasında yaşayan SOKRAT ve onun çalışkan
öğrenicisi,Milâttan önce 427 -347 yılları arasında
yaşayan EFLÂTUN=PLÂTON,Tek Tanrılı Batınî inanışı
Sabilerden, DİYALOĞU da Babil kulesinden aldılar. SOKRAT
batıda Tek Tanrılı dini tanıyan ilk insan diye de
anılır. Ama Sabilik doğuda, SOKRAT tan çok eskilere
dayanır. Sokrat ve Eflâtun Babil kulesinden aldıkları
DİYALOG yolunu kullanarak insanlığa, uygarlığa, günümüze
kadar değer kaybetmeksizin ulaşan çok kuvvetli, çok
faydalı eserler verdiler. BATI AYDINLANMASININ, BATI
UYGARLIĞININ başlangıcı oldular.
Büyük düşünürler SOKRAT
ve EFLÂTUN, bütün eserlerini DİYALOĞ ile yazdılar.
SOKRAT doğudan, daha
doğrusu Babil okulundan esinlenerek geliştirdiği düşünce
felsefesi ve Sabilerden öğrendiği Tek Tanrı inancı ile,
içinde yaşadığı ATİNA nın çok Tanrılı inançlarına ve
düşünce sistemine ters düştü . Kitaplarında savunduğu
düşünceler yüzünden ve ( 40 Tanrı mı olurmuş ? Tek Tanrı
vardır ) dediği için, Atina Tanrılarını aşağılamak suçu
ile, 500 yargıcın baktığı mahkemeye verildi. ( O
dönemler Atinanın 40 Tanrısı vardı. ). Baldıran zehiri
içirilerek İDAM edildi . Ama,( DÜŞÜNCELERİMİN VE
SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM. ) Diyerek, Bütün dünyaya,
gelecek nesillere, DÜRÜST OLMAYI ve de DÜŞÜNCE VE
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ öğretti.
Nasıl ki Mustafa Kemâl Atatürk Modern Türkiyenin
BAŞÖĞRETMENİDİR. Eflâtunun hocası Sokratta, dünyanın
İLK ÖĞRETMENİDİR.
Dillere destan,Atinalı KATİNA, 2408 yıl evvelki Atina
Mahkemesinde,Tek Tanrı-Çok Tanrı tartışmalarına çok
kızdı. Çok içerledi. Ve şöyle haykırdı. Şöyle yakındı
kara bahtından,
kör talihinden Tek Tanrı olmuş. Çift Tanrı olmuş. KATİNA için ne değişir vree!!.Öyle de putana. Böyle de
putana. ( Putana Yunancada orospu demek.)
Böylece Babil kulesinde
başlayan DİYALOG, Batı dünyasında BİLİM ile BATI
UYGARLIĞINI yaratı. Orta-Doğuda ise, belki de, Tanrı
gazabı ile DİYALOG
Öldüğünden, Bilim yerine Dinler
gelişti. Dinsel gelişmenin, en önemli, en etkili kişisi,
Saabi inancının en hası, en yücesi,Tek tanrılı üç Semavî
dinin Peygamberi, HAZRETİ İBRAHİM de Orta-Doğuda doğdu.
Kutsal kitaplar, Hazreti İbrahimin, Peygamberler şehri
sayılan URFA da doğduğunu söylerler.
Bizde, Hazreti
İbrahimin hangi tarihlerde yaşadığını öğrenmek istedik.
doğum ve ölüm tarihlerini araştırdık. Bulamadık.
İnanırlığına pek güvenemediğimiz bir kaynakta, Hazreti
İbrahimin Milâtten önce 1900 yılında doğduğu yazıyordu.
Ama, pek tatmin edici bulmadık. Din bilgisi kuvvetli
olan arkadaşlarımıza danıştık. Hepsi de, eksik
olmasınlar,ansiklopediler dahil,bir sürü din kitabı
getirdiler. Hiçbirisinde Hazreti İbrahimin doğum ve
ölüm tarihlerine ait bilgi yoktu. Birkaç yıl evvel
Urfayı ziyaret ettiğimizde, Babil kıralı Nemrutun
Hazreti İbrahimi, ateşe fırlattığı mandınıçı görmüştük.
Urfaya hakim olan tepede sapasağlam duruyordu. Buradan
yola çıkarak babil kralı Nemrutun doğum ve ölüm
tarihlerini bulursak, yaklaşık olarak Hazreti İbrahimin
hangi yıllar arasında yaşadığını da öğreniriz diye
düşündük. Çünkü Hazreti İbrahimden evvel ve sonra
yaşamış yirmiden fazla Babil krallarının hepsinin, doğum
ve ölüm tarihleri hemen her kaynakta vardı. Örneğin
Hammurabi ( M . Ö . 1792 -1750 ) gibi. Burada da
başarılı olamadık. Çünkü, Babil krallarının hepsine de
Nemrut denirmiş . Tek bir Nemrut yokmuş. Bu yüzden
Nemruta da ulaşamadık. Zaten o Nemrutu bir ele
geçirebilseydik , Hazreti İbrahimi ateşe attığından,
Biz İslâmlar, Hiristiyanlar ve Musevîler, ona ne
yapacağımızı bilirdik.
Hazreti İbrahimin Atası:
HUD, Anası : UŞA, Babası: TAREH, Karısı : SARE, Sarenin
Cariyesi, sonrada Hazreti İbrahimin ikinci eşi HACER.
Cariyesine kadar bütün seceresi biliniyor da . Doğum ve
Ölüm tarihleri bilinmiyor. Bu yüzden bu yazımız yarım
kaldı gibi duruyor. Başta kuran, dört kutsal kitabın
yüzü suyu hürmetine, lütfen Hazreti İbrahimin Doğum ve
Ölüm tarihlerini bilenler bize yazınız da, bizde
yazımızı tamamlayabilelim.
Dr. Hasan Horto,16 Mayıs,2008
|
|