AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

DİYALOĞUN DİYALOĞU VE DİYALAOĞUN DOĞUŞU

        Sanmayın ki : Bu bir rivayettir.Rivayet değil bu, TAM BİR GERÇEK. Babil’li NİMROD, çamurdan, samandan ve kerpiçten bir kule yaptırdı. Bu kulenin adına Babil Kulesi dediler. Babil de insanlar yerde,Tanrılar gökte yaşardı. İnsanlar Tanrıya kıskandılar. Bu yüksek kuleye çıkıp,Tanrıya ulaşmak istediler.

        O zamanlar, Babil’deki kavimler, hep ayni dili konuşurlardı. Babil Kulesine çıkıp bu dilde DİYALOG yaparlardı. Biri söyler. Diğeri dinlerdi. Sonra diğeri söyler. Öbürü dinlerdi.

          5000 yıl sonra, Can Yücel de serçelerle diyalog üstüne bir şiir yazdı. / Sizde çok oldunuz ama serçeler / Kapatırım sonra kapıyı / Dedim / Dinlemediler / Bende kapıyı kapatmadım / Varsın Dinlemesinler / .

          Babil Kulesinde insanlar, DİYALOG’la çok iyi anlaşırlardı. Önceleri Tanrı, Babil Kulesindeki diyalog dan çok hoşnuttu. Sonraları Tanrı, kendi aralarında diyaloğla çok iyi anlaşan insanların kendisine ulaşacağından korktu. Birbirleri ile kolay anlaşamasınlar diye dillerini 72 parçaya böldü. İşte ne olduysa, o andan sonra oldu. Babil Kulesinde doğan DİYALOG, gene Babil Kulesinde öldü. Ama ölmeden önce bir hamle yaptı. Babil Kulesi tepesinden Batıya sıçradı. SOKRAT ve EFLÂTUN’a ulaştı.

       Zaten DOĞA, ölüme asla izin vermez. Bir şey ölecekse, yerine başka bir şey doğurur. DOĞA DOĞURTKANDIR. Anadolu insanları, bizim insanlarımız doğurtkanlığından ötürü DOĞAYA DOĞA dediler ya!! . Ne güzel de yakıştırdılar. Ben doğaya, doğadan başka bir şey diyemem. Ne TABİAT, ne NATURE . DOĞAYA DOĞA demekten de büyük bir haz alırım. Ayıptır söylemesi , Biraz da gurur duyarım. Çünkü atalarım, DOĞAYI, DOĞAYA çok güzel yakıştırdılar.

        Acaba atalarımızın bu gerçekçi basireti, bu gerçekçi hasleti, doğa güçlerini kutsayan ata dinimiz şamanizmden mi gelir ? TOPRAK ANA, SU ANA gibi.

       Eğer öyleyse, kör olaydın. Elin kırılaydı KUTEYBE !  Zorla, topraktan, sudan, gökten ayırdın bizi ! ( KUTEYBE, biz Türkleri, kılıç kullanarak, zorla İslâmlaştıran Arap kumandanı ).

         Ata dinimiz Şaman, Anadolu da,1000 yıl sonra, yirminci yüzyılda VEYSEL’i konuşturur. ( Gelen gideni görmez / Giden geleni görmez / iki kapılı bir handır DÜNYA / )

         Devrimci gençlerimiz de DOĞANIN DOĞURTKANLIĞINI şöyle haykırırlar.

         BİR ÖLÜR, BİN DOĞARIZ ÖLÜMLERDE .

         Milan Kundera’ya göre, gençlik, şiir ve devrim tek ve ayni şeydir. Dünya gençliğinin yanında olan gençtir. Geleceğe atlayan, ve Arkasına bakmak için,geriye dönmeyen gençtir

         DOĞA, Babil kulesinde doğup Tanrı’nın gazabına uğrayan DİYALOĞUN da ölmesine izin vermedi. Batıda da DİYALOĞU doğurdu. SOKRAT ve EFLÂTUN’un kucağına bıraktı. SOKRAT VE EFLÂTUN kucaklarında buldukları DİYALOĞU, ihtimamla, titizlikle, şefkatle büyüttüler.

         Atina da yaşayan Sokrat ( M . Ö . 470 -399 ) DİYALOG yolunu kullanarak eserlerini yazarken, Atina’dan sadece üç defa dışarı çıktı. 1 – Askerlik yapmak için, 2- Defli’ye gidip biliciye( bilge kişiye) danışmak için, 3 – Kapısında  GNÔTHİSEAUTON ( ÖNCE KENDİNİTANI ) yazan Apollon tapınağını görmek için.

        Sokrat, Apollon tapınağındaki GNOTHİSEAUTON ( Önce kendini tanı ) sözüne uydu. Kendini tanımağa çalıştı.Sonrada, SOKRAT, Babil kulesinden DİYALOĞU aldı. Babil okulundan da birçok bilgi öğrendi. SOKRAT, Babil kulesinden DİYALOĞU aldı. Babil okulundan da birçok bilgi öğrendi. Erdem öğrendi . BİLGİ ERDEMDİR. Dedi. Bundan başka, bu civarda ve Babilde  yaşayan Saabilerin Tek Tanrılı inancı ile tanıştı. Batıda, ilk defa Tek Tanrılı inancı benimsedi.

        Sokrat ve Hazreti Ali, yaşam yılları arasında 1000 yıl fark olmasına rağmen, bilgi konusunda ayni şeyleri söylerler. Çünkü her ikisi de ayni kaynaktan beslenirler. Sokrat BİLGİ ERDEMDİR. Derken, HAZRETİ ALİ, 1-   İNSANLAR BİR GÜN ÖLECEKTİR. AMA,  BİLGİ SAHİBİ OLANLAR BİLGİLERİYLE YAŞAYACAKTIR. 2- HERŞEY AZALDIKÇA,  BİLGİ  ARTTIKÇA DEĞER KAZANIR. 3- KALEM KILIÇTAN KESKİNDİR. Dedi.

        Acaba Batı dünyası, SOKRAT’ın Babilden öğrenip söylediği BİLGİ ERDEMDİR. Sözünü kendine sembol, kendine şiar edindiği için mi akıl yolunu tutup uygarlığa ulaştı ? Buna mukabil doğuda semavî dinler, Sokrat’ın muadili Hazreti Ali’nin KALEM KILIÇTAN KESKİNDİR. Sözünü göz ardı edip, CİHADA GİDEN, CENNETE GİDER. Sözüne itibar ettiği için mi Uygarlık yolunda geri kaldı?

         Bu hayatî, bu yaşamsal iki sorun yirmi birinci yüzyılda mutlaka çözülmeyi bekliyor.      

   

 

İşte size

Diyoloğun doğduğu

Diyaloğun öldüğü

BABİL KULESİ

         Biz şimdi,1400 yıldır çözemediğimiz bu hayatî, bu yaşamsal sorunu biraz daha beklemeye alalım.Ve, SOKRAT ile EFLÂTUN batıda neler yapmış ? Onlara bir göz atalım.

         Sokrat’ın öğrenicisi EFLÂTUN’da ( M . Ö : 427 – 347 ) Atina da doğdu. Asıl adı ARİSTOKLES tir. Geniş omuzları ve atletik yapısı nedeni ile. kendisine geniş göğüslü anlamına gelen PLÂTON da denildi.

         SOKRAT, bilinen her şeyi sorgular. Bilinen her şeye şüphe ile bakar. Bunun için, bilimde ve felsefede bu yaklaşıma, bu yönteme SOKRAT’S SKEPTİSİZM = ( Sokrat şüpheciliği ) derler. Sokrat ve Eflâtun, Bu skeptisizm içinde,bu şüphecilik içinde, gerçeğe ulaşmak için Babil kulesinden öğrendikleri DİYALOĞU kullandılar. Diyaloğ da, daima SES VE KARŞI SES vardır.Yani fikir ve karşı fikir vardır. Diyalogda ASLA OTORİTE yoktur. Diyalogda ASLA MERKEZÎ DÜŞÜNCE YOKTUR. DİYALOGDA HAZIR CEVAPLAR ASLA BULUNMAZ. DİYALOG,DİYALOG YAPAN İNSANLARI ASLA BAĞLAMAZ. Diyalogda NE GERÇEK ÇIKACAK ? sadece ona bakılır. Yani tabir caizse DİYALOĞ TAM BİR DENEY LÂBORATUVARIDIR. Diyaloğda farklı sesler birbirleriyle çarpışırlar. Diyaloğda karşı sesler birbiri ile çatışırlar.

         Diyaloğda ne kadar yanlış,ne kadar saçma  görünürse görünsün her türlü sese ,her türlü fikre mutlaka yer vardır. Çünkü çok yanlış, çok saçma görülen ses ve fikirlerden bazan çok doğru sonuçlar çıkabilir. Bu doğru sonuçlarda çok şeyler kurtarabilir. Bu savı, çok yakın bir geçmişte,çok üzücü  ve çok trajik bir şekilde  başlayıp,mutlu sonla biten bir olayla kanıtlayalım.

         Savaş içinde, Amerikadan yolcuları ile yola çıkan bir gemi,Okyanusta her tarafı mayınlarla dolu bir denize Rastlar. Kaptanın hiçbir yerden yardım alması olanak dahilinde değildir.Eğer kendileri oradan bir çıkış yolu bulamazlarsa, kaptan,mürettebat ve yolcular hep birden yok olup gideceklerdir.İşte kaptan bu çaresizlik içinde,DİYALOĞ yolu ile çare bulmak üzere,yolcular ve mürettabatı,herkesi bir araya toplar.Herkes konuşur.Herkes fikrini söyler. Hiçbir yol bulunamaz. Nihayet yolcular arasında bulunan bir üniversite öğrenicisi de fikir ortaya atar. ÜFLEYELİM der.Tabii ki: Bu olacak şey değildir.Bu fikir çok yanlış,çok saçma görünmektedir. Ama,bu yanlıştan,bu saçmadan çok doğru bir sonuç çıkar. ÜFLEMEKTEN HORTUMA doğru bir çağrışım doğar. Sonuçta, Hortum uygulanarak mayınlar temizlenir. Mürettebatında,kaptanında,yolcularında hayatları kurtulur.

          Sokrat ve Eflâtun Diyaloğla şu gerçeği  buldular. DİYALOĞDA BİLDİĞİMİZ ALANLAR ARTTIKÇA, BİLMEDİĞİMİZ ALANLARDA ÇOĞALIYOR. İşte SOKRAT VE EFLÂTUN Babil kulesinden aldıkları DİYALOG ile, DÜNYADA İLK DEFA FELSEFEYİ KURDULAR. Ayni zamanda BATI AYDINLANMASININ başlangıcı oldular. Sokrat ve Sokrat’ın öğrenicisi Eflâtun ve Eflâtun’un da öğrenicisi Aristo'nun başlattıkları Demokrasi ve Cumhuriyette iki türlü Yurtdaş vardır.

          1 - Yasalara uyan ve vatanını savunan yurtdaş.

          2- Vatanını savunurken dahi başkalarına zarar verecekse bu yolu reddeden ERDEMLİ YURTDAŞ. Erdemli yurtdaş ayni zamanda herkese karşı da sorumlu olan yurtdaştır. Biz, ERDEMLİ VE SORUMLU YURTDAŞLAR olmak isteriz.

 

Dr.Hasan Horto,25 Mayıs,2008

                        

 

  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET