Sanmayın ki : Bu bir
rivayettir.Rivayet değil bu, TAM BİR
GERÇEK. Babilli NİMROD, çamurdan,
samandan ve kerpiçten bir kule
yaptırdı. Bu kulenin adına Babil
Kulesi dediler. Babil de insanlar
yerde,Tanrılar gökte yaşardı.
İnsanlar Tanrıya kıskandılar. Bu
yüksek kuleye çıkıp,Tanrıya ulaşmak
istediler.
O zamanlar, Babildeki
kavimler, hep ayni dili
konuşurlardı. Babil Kulesine çıkıp
bu dilde DİYALOG yaparlardı. Biri
söyler. Diğeri dinlerdi. Sonra
diğeri söyler. Öbürü dinlerdi.
5000 yıl sonra, Can Yücel de
serçelerle diyalog üstüne bir şiir
yazdı. / Sizde çok oldunuz ama
serçeler / Kapatırım sonra kapıyı /
Dedim / Dinlemediler / Bende kapıyı
kapatmadım / Varsın Dinlemesinler /
.
Babil Kulesinde insanlar,
DİYALOGla çok iyi anlaşırlardı.
Önceleri Tanrı, Babil Kulesindeki
diyalog dan çok hoşnuttu. Sonraları
Tanrı, kendi aralarında diyaloğla
çok iyi anlaşan insanların kendisine
ulaşacağından korktu. Birbirleri ile
kolay anlaşamasınlar diye dillerini
72 parçaya böldü. İşte ne olduysa, o
andan sonra oldu.
Babil Kulesinde doğan DİYALOG, gene
Babil Kulesinde öldü. Ama ölmeden
önce bir hamle yaptı. Babil Kulesi
tepesinden Batıya sıçradı. SOKRAT ve
EFLÂTUNa ulaştı.
Zaten DOĞA, ölüme asla izin
vermez. Bir şey ölecekse, yerine
başka bir şey doğurur. DOĞA
DOĞURTKANDIR. Anadolu insanları,
bizim insanlarımız doğurtkanlığından
ötürü DOĞAYA DOĞA dediler ya!! . Ne
güzel de yakıştırdılar. Ben doğaya,
doğadan başka bir şey diyemem. Ne
TABİAT, ne NATURE . DOĞAYA DOĞA
demekten de büyük bir haz alırım.
Ayıptır söylemesi , Biraz da gurur
duyarım. Çünkü atalarım, DOĞAYI,
DOĞAYA çok güzel yakıştırdılar.
Acaba atalarımızın bu
gerçekçi basireti, bu gerçekçi
hasleti, doğa güçlerini kutsayan ata
dinimiz şamanizmden mi gelir ?
TOPRAK ANA, SU ANA gibi.
Eğer öyleyse, kör olaydın.
Elin kırılaydı KUTEYBE ! Zorla,
topraktan, sudan, gökten ayırdın
bizi ! ( KUTEYBE, biz Türkleri,
kılıç kullanarak, zorla
İslâmlaştıran Arap kumandanı ).
Ata dinimiz Şaman, Anadolu
da,1000 yıl sonra, yirminci yüzyılda VEYSELi konuşturur. ( Gelen gideni
görmez / Giden geleni görmez / iki
kapılı bir handır DÜNYA / )
Devrimci gençlerimiz
de DOĞANIN DOĞURTKANLIĞINI şöyle
haykırırlar.
BİR ÖLÜR, BİN DOĞARIZ
ÖLÜMLERDE .
Milan Kunderaya göre,
gençlik, şiir ve devrim tek ve ayni
şeydir. Dünya gençliğinin yanında
olan gençtir. Geleceğe atlayan, ve
Arkasına bakmak için,geriye dönmeyen
gençtir
DOĞA, Babil kulesinde doğup
Tanrının gazabına uğrayan DİYALOĞUN
da ölmesine izin vermedi. Batıda da
DİYALOĞU doğurdu. SOKRAT ve
EFLÂTUNun kucağına bıraktı. SOKRAT
VE EFLÂTUN kucaklarında buldukları
DİYALOĞU, ihtimamla, titizlikle,
şefkatle büyüttüler.
Atina da yaşayan Sokrat ( M . Ö
. 470 -399 ) DİYALOG yolunu
kullanarak eserlerini yazarken,
Atinadan sadece üç defa dışarı
çıktı. 1 Askerlik yapmak için, 2- Defliye gidip biliciye( bilge
kişiye) danışmak için, 3 Kapısında
GNÔTHİSEAUTON ( ÖNCE KENDİNİTANI
)
yazan Apollon tapınağını görmek
için.
Sokrat, Apollon tapınağındaki
GNOTHİSEAUTON ( Önce kendini tanı )
sözüne uydu. Kendini tanımağa
çalıştı.Sonrada,
SOKRAT, Babil kulesinden DİYALOĞU
aldı. Babil okulundan da birçok
bilgi öğrendi.
SOKRAT, Babil kulesinden DİYALOĞU
aldı. Babil okulundan da birçok
bilgi öğrendi. Erdem öğrendi . BİLGİ
ERDEMDİR. Dedi. Bundan başka, bu
civarda ve Babilde yaşayan
Saabilerin
Tek Tanrılı inancı ile
tanıştı. Batıda, ilk defa Tek
Tanrılı inancı benimsedi.
Sokrat ve Hazreti Ali, yaşam
yılları arasında 1000 yıl fark
olmasına rağmen, bilgi konusunda
ayni şeyleri söylerler. Çünkü her
ikisi de ayni kaynaktan beslenirler.
Sokrat BİLGİ ERDEMDİR. Derken,
HAZRETİ ALİ, 1- İNSANLAR BİR GÜN
ÖLECEKTİR. AMA, BİLGİ SAHİBİ
OLANLAR BİLGİLERİYLE YAŞAYACAKTIR.
2- HERŞEY AZALDIKÇA, BİLGİ
ARTTIKÇA DEĞER KAZANIR. 3- KALEM
KILIÇTAN KESKİNDİR. Dedi.
Acaba Batı dünyası, SOKRATın Babilden öğrenip söylediği
BİLGİ ERDEMDİR. Sözünü kendine
sembol, kendine şiar edindiği için
mi akıl yolunu tutup uygarlığa
ulaştı ? Buna mukabil doğuda semavî
dinler, Sokratın muadili Hazreti
Alinin KALEM KILIÇTAN KESKİNDİR.
Sözünü göz ardı edip, CİHADA GİDEN,
CENNETE GİDER. Sözüne itibar ettiği
için mi Uygarlık yolunda geri kaldı?
Bu hayatî, bu yaşamsal iki sorun
yirmi birinci yüzyılda mutlaka
çözülmeyi bekliyor.
| |
 |
İşte size
Diyoloğun doğduğu
Diyaloğun öldüğü
BABİL KULESİ |
Biz
şimdi,1400 yıldır çözemediğimiz bu
hayatî, bu yaşamsal sorunu biraz
daha beklemeye alalım.Ve, SOKRAT ile
EFLÂTUN batıda neler yapmış ? Onlara
bir göz atalım.
Sokratın öğrenicisi EFLÂTUNda ( M . Ö : 427 347 )
Atina da doğdu. Asıl adı ARİSTOKLES
tir. Geniş omuzları ve atletik
yapısı nedeni ile. kendisine geniş
göğüslü anlamına gelen PLÂTON da
denildi.
SOKRAT, bilinen her şeyi
sorgular. Bilinen her şeye şüphe ile
bakar. Bunun için, bilimde ve
felsefede bu yaklaşıma, bu yönteme SOKRATS SKEPTİSİZM
= ( Sokrat şüpheciliği ) derler.
Sokrat ve Eflâtun,
Bu skeptisizm içinde,bu şüphecilik
içinde, gerçeğe ulaşmak için Babil
kulesinden öğrendikleri
DİYALOĞU kullandılar. Diyaloğ
da, daima SES VE KARŞI SES
vardır.Yani fikir ve karşı fikir
vardır. Diyalogda ASLA OTORİTE
yoktur. Diyalogda ASLA MERKEZÎ
DÜŞÜNCE YOKTUR. DİYALOGDA HAZIR
CEVAPLAR ASLA BULUNMAZ.
DİYALOG,DİYALOG YAPAN İNSANLARI ASLA
BAĞLAMAZ. Diyalogda NE GERÇEK
ÇIKACAK ? sadece ona bakılır.
Yani tabir caizse DİYALOĞ TAM BİR
DENEY LÂBORATUVARIDIR. Diyaloğda farklı
sesler birbirleriyle çarpışırlar.
Diyaloğda karşı sesler birbiri ile
çatışırlar.
Diyaloğda ne kadar yanlış,ne kadar
saçma görünürse görünsün her türlü
sese ,her türlü fikre mutlaka yer
vardır. Çünkü çok yanlış, çok saçma
görülen ses ve fikirlerden bazan çok
doğru sonuçlar çıkabilir. Bu doğru
sonuçlarda çok şeyler kurtarabilir.
Bu savı, çok yakın bir geçmişte,çok
üzücü ve çok trajik bir şekilde
başlayıp,mutlu sonla biten bir
olayla kanıtlayalım.
Savaş içinde, Amerikadan yolcuları
ile yola çıkan bir gemi,Okyanusta
her tarafı mayınlarla dolu bir
denize
Rastlar. Kaptanın hiçbir yerden
yardım alması olanak
dahilinde değildir.Eğer kendileri
oradan bir çıkış yolu bulamazlarsa,
kaptan,mürettebat ve yolcular hep
birden yok olup gideceklerdir.İşte
kaptan bu çaresizlik içinde,DİYALOĞ
yolu ile çare bulmak üzere,yolcular
ve mürettabatı,herkesi bir araya
toplar.Herkes konuşur.Herkes fikrini
söyler. Hiçbir yol bulunamaz.
Nihayet yolcular arasında bulunan
bir üniversite öğrenicisi de fikir
ortaya atar. ÜFLEYELİM der.Tabii ki:
Bu olacak şey değildir.Bu fikir çok
yanlış,çok saçma görünmektedir.
Ama,bu yanlıştan,bu saçmadan çok
doğru bir sonuç çıkar. ÜFLEMEKTEN
HORTUMA doğru bir çağrışım doğar.
Sonuçta, Hortum uygulanarak mayınlar
temizlenir.
Mürettebatında,kaptanında,yolcularında
hayatları kurtulur.
Sokrat ve Eflâtun Diyaloğla şu gerçeği buldular.
DİYALOĞDA BİLDİĞİMİZ ALANLAR
ARTTIKÇA, BİLMEDİĞİMİZ ALANLARDA
ÇOĞALIYOR. İşte SOKRAT VE EFLÂTUN Babil
kulesinden aldıkları DİYALOG ile,
DÜNYADA İLK DEFA FELSEFEYİ KURDULAR.
Ayni zamanda BATI AYDINLANMASININ
başlangıcı oldular.
Sokrat ve Sokratın öğrenicisi
Eflâtun ve Eflâtunun da öğrenicisi
Aristo'nun başlattıkları Demokrasi
ve Cumhuriyette iki türlü Yurtdaş
vardır.
1
- Yasalara uyan ve vatanını savunan
yurtdaş.
2- Vatanını savunurken dahi
başkalarına zarar verecekse bu yolu
reddeden ERDEMLİ YURTDAŞ. Erdemli
yurtdaş ayni zamanda herkese karşı
da sorumlu olan yurtdaştır. Biz,
ERDEMLİ VE SORUMLU YURTDAŞLAR olmak
isteriz.
Dr.Hasan Horto,25 Mayıs,2008