AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

TRAVMA, DARBE VE SARSINTI

      Yargıtay Başsavcısı sayın Abdurrahman  Yalçınkaya’nın Anayasa Mahkemesinde açtığı Ak Partiyi, AKP’yi,KAPATMA DAVASI  ile İstanbul Şişli Mahkemelerinde İstanbul Savcımız sayın Zekeriya Öz’ün açtığı ,Derin Devlet i sorgulayan, ERGENEKON  DAVASI  tam hızla, devam edip  giderken,Ak Partinin İslâm’a  yakınlığı ile çok tanınan politikacısı,sayın milletvekililinin dış basında başlattığı şu çarpıcı iddialar ortalığı büsbütün kızıştırdı. Büsbütün karıştırdı.

      Cumhuriyetle birlikte gelen Atatürk Devrimleri toplumumuzda TRAVMA YARATTI. TRAVMA yaşattı.

       Travma sözcüğü Arap dili dışında hemen bütün Batı dillerinde aynidir.Batı dillerinde TRAUMA olarak geçer. Birçok dilde ŞOK ile SCHOCK ile eş anlamlıdır. Türkçede ise DARBE,SARSINTI,ÇALKANTI anlamına gelir.Hatta  dünyada ve bizde tıp diline de girmiştir. Kemik ve eklem hastalıkları ile darbe bilim dalı,her yerde Ortopedi ve Travmatoloji( Traumatoloji) olarak söylenir.

        Yukarıda özetlenen iddiayı iyice anlamak için sosyal yanına bakmak gerekir. 1 – Atatürk Devrimleri aşağıdan yukarı gelen, yukarıyı yani idareyi değişime ve gelişime zorlayan, bir derin dalga, bir HALK HAREKETİ midir ? Bir HALK DEVİMİ midir ?. 2- Yoksa yukarıdan,tepeden gelen, aşağıyı değişime,gelişime zorlayan bir devrim midir ?.Bu konuda,çok hassas, çok önemli, çok can alıcı iki soruya siz cevap vere durun,bende 55 yıllık bir hekim olarak,bu yaşamsal konuyu Tıp biliminin deneysel süzgecinden geçirmeğe çalışayım.

        İnsan beyninde BAHNUNG KANUNU diye bir olay vardır. O kanun da,ALIŞKANLIKLARIN  fizyolojik anlamını inceler. Olaylar insan beyninde belirli  yollar izleyerek ALGILANIR. Ayni olaylar beyinde ayni yollardan geçtiğinden beyinde izler bırakırl. Olaylar tekrarladıkça beyindeki bu izler de DERİNLEŞİR. Olaylar hep ayni yollardan, ayni izlerden geçtiğinden artık buradan çıkıp başka yollar,başka izler yaratmak ta ZORLAŞIR. İşte bu fizyolojik sebeptendir ki :insanda ALIŞKANLIKLAR DOĞAR. Yine bu fizyolojik sebeplerdendir ki :alışkanlıklardan çıkmak,alışkanlıklardan vazgeçmek,alışkanlıklardan kurtulmak çok zorlaşır. Bunu zorlamak ta insan beyninde, insan bedeninde Darbe,Sarsıntı,Çalkantı yaratır.

         Siz isterseniz bu darbe, bu sarsıntı,bu çalkantıya batı dillerine uyarak TRAVMA=TRAUMA,isterseniz de Şok= schock deyin.İsterseniz de Türkçe olarak darbe,sarsıntı,çalkantı deyin.Hepsi aynidir.Hepsi ayni kapıya çıkar.

       Ülkemizde yaşadığımız karşılıklı suçlama ve karmaşa ortamında,Türkiye Büyük Millet Meclisine bağımsız aday olarak girmeyi başaran sayın UFUK URAS’tan yaşadığımız olayları çok güzel özetleyen,çok güzel bir izah,çok güzel bir tespit,çok güzel de, bir sol ittifak teklifi geldi.Her nekadar,bu gerçekçi ve güzel teklifin,ülkemizdeki sol kesimin içinde bulunduğu dağınık yelpaze, ve konjonktürü içinde  gerçekleşebileceğine inanmasak ta, sayın Ufuk Uras’ın bu gerçekçi sözlerini tartışmakta,ülkemiz ve ülkemiz insanı açısından büyük yarar görüyoruz.

        Sayın Uras  özetle diyor ki :Ak Parti,AKP politikaları halkımızın gelir düzeyi düşük katmanlarına din,iman,cennet, gelir düzeyi yüksek katmanlarına ise han,hamam vaad etti.Gelin bizde bu vaadlere,hep beraber, sol ittifak içinde alternatif oluşturalım.

        Söz cennete dayanınca insanın aklına cennetle ilgili şu ek bilgiler de geliyor.

        Tek Tanrılı üç Semavî dinde de,cennet ve cennette Huriler vardır.Üç Semavî dinde de Hurilere Houri derler.

        Üç Semavî dinde de Huriler hep 33 yaşında kalırlar. Ne gençleşirler. Ne de yaşlanırlar. Bu dinsel ve bilimsel gerçeklerden şu sonuç çıkar. Üç Semavî dinde, ANAERKİL= ANA EGEMEN değil, BABAERKİL= BABA EGEMEN dir.

        Atalarımızın ilk dini ŞAMANİZM ise, üç Semavî dinin aksine BABAERKİL değil,ANAERKİL dir.ANA EGEMEN dir.

         Bizim dilimizde,başka hiçbir dilde olmayan ANAYURT sözcüğü vardır. Sonraları buna ANAVATAN sözcüğü de katılmıştır. Türkçede ANAYURT ve ANAVATAN eş anlamlıdır. Batı dillerinde ise FATHERLAND sözcüğü vardır. Bunun Türkçe karşılığı da BABAYURT=BABAVATAN demektir.

        Yazılmış birçok tarihsel kaynağa göre, atalarımız,Ata dinleri ŞAMANİZM den çok hoşnuttular. İslâm olmamak için çok direndiler. Çok savaştılar. Ancak Arap kumandanı, eski Horasan valisi KUTEYBE,BUHARA ‘yı kuşatıp aldıktan sonra  zorla İslâm oldular. KUTEYBE Buhara’yı aldığı zaman bile, Buhara’da yönetici olarak, erkek bir hakan değil, güzelliği dillere destan MELİKE SULTAN vardı.

       Bazı tarihsel kaynaklara göre de atalarımız İslâm’ı kabul ettikten sonra bile,  evlerinde Şaman usullerine göre ibadet ederlerdi. Bunu önlemek için KUTEYBE her eve bir Arap askeri yerleştirdi. İslâm’dan başka her türlü ibadeti yasakladı.

       İnsanlara, sen ona inanamazsın. Buna inanacaksın. Sen öyle ibadet edemezsin böyle ibadet edeceksin. Diyerek insanları zorlamanın insan beyninde, insan bedeninde yaratacağı Travmayı, şoku, darbeyi, sarsıntı ve çalkantıyı, bir an olsun kafamızda canladırabiliyor muyuz ?  Tahayyül edebiliyor muyuz ?.     

          AK Parti,AKP ‘nin İslâm’a çok yatkın politikacısı sayın milletvekilinin  (Cumhuriyetle gelen Atatürk Devrimlerinin toplumda Travma,darbe,sarsıntı,Çalkantı yarattı.) söz ve iddialarını yukarıdaki tarihsel,dinsel ve bilimsel veriler ışığında ele alıp incelemek çok daha  doğru olur sanırız. Birçok politikacılarımız, birçok düşünür ve yazarlarımız kendisine gerekli cevapları verdiler. Eleştirilerde bulundular. Saygıdeğer milletvekilinin sözlerinde haklılık olsa bile, bizim toplumumuz İslâm olurken de travma, darbe, sarsıntı yaşamadı mı? Hangi travma,hangi darbe,hangi sarsıntı daha çoktu? Daha büyüktü ?

          Biz olayların peşinden giderek, olayları izlerken hiçbir politikacımızın, hiçbir düşünür ve yazarımızın bu tarihsel, bu dinsel, bu bilimsel gerçeklere değindiğini duymadık. İşitmedik.

         Eğer, bütün dikkat ve ihtimamıza rağmen, gözümüzden ve kulağımızdan kaçmışsa, yazan arkadaşlarımızdan peşinen özür dileriz. Kendilerini yürekten kutlarız.

          Bu durumlar, bu gözlemler, ister istemez akla şu soruları getiriyor.

    1- Bu konuda yazılmış tarihsel kaynaklar acaba doğru mu yazıyorlar ?

    2- Acaba bu politikacılarımız,bu yazarlarımız bu tarihsel,bu dinsel gerçekleri bilmiyorlar mı ?. 

    3- Eğer biliyor da, söylemiyorlarsa, İslâm’a karşı iki yüzlü mü davranıyorlar ?.

    4- Yoksa yukarıdaki bu üç sorunun üçü de mi doğru ? .

 

         Bu sorulara ben cevap veremedim. Siz cevap verin sayın dostlar. Siz cevap verin sevgili okuyucular.

 

28.Haziran.2008

Dr. Hasan HORTO

   

  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET