|
ADALET ANLAŞILIR VE DE ADİL OLMALI
Eğer bir ülkede,adalet denen yüce nesne iyi
anlatılamıyorsa,iyi anlaşılamıyorsa
Ve hele hele adil de değilse,o ülkedeki yurtdaşlar ne
huzur bulabilirler,ne mutlu ,ne de güvenli olabilirler.
Uzak tarih içinde,yakın tarih içinde,adaleti düzenleyen
hukuk sistemimize,hukuk dilimize uzaktan yakından
baktığımızda acaba ne görebiliyoruz ?
1 Hukuk dilimizi anlayabiliyor muyuz ?
2 Hukuk sistemimiz,adaletimiz adil midir ?
Gönül isterdi ki: Can alıcı bu iki soruya da evet
diyebilelim.Ama ne yazık ki: İkisine de evet
diyemiyoruz.İkisine de hayır diyoruz.
1 Hukuk dilimizi anlayamıyoruz.
2 Adaletimiz adil değildir.
Bilmediğimiz terim ve kelimelerle dolu hukuk dilimizi
kanunlarımızı nasıl anlayacağız. Temrid, temerrüd vs.
gibi.Daha bilmediğimiz anlamadığımız birçok kelimelerle
dolu bizim hukuk dilimiz.Daha davaya adımımızı atmadan
avukata verdiğimiz vekâletnamede kabul etmeğe
zorlandığımız ( AHZU KABZA ) kelimeleri ne anlama gelir
? Biri bana söyleyebilir mi ?.Hukuk ve kanunlar
anlaşılsın diye değil,anlaşılmasın diye mi yazılır acaba
?
Eğer adaletimiz adil olsa,binlerce yıldır halkımız (
Ananı belleyen kadı,kimi ,kime şikâyet edeceksin ?. )
Dermiydi?. Eğer adaletimiz adil olsa Osmanlı döneminde,
( Osmanlıda malın,Karadeniz de gemin,Romanya da karın
olmasın ) lâfı dilden dile dolaşırmıydı ?
Cumhuriyet dönemine gelince,Devlet Tapu dairelerini
kuruyor.Tapu dairelerinde taşınmaz mal alandan ve
satandan tapu harçlarını alarak Yurtdaşlarına,Yurt
dışından gelen kişilere, yatırımcılara kapı gibi imzalı
mühürlü,yaldızlı tapularını veriyor.Devlet kendi kurduğu
kurumlarda,gerekli inşaat ruhsatlarını veriyor,inşaat
yaptırıyor. Ardından da inşaat yasalara,imara uygun
şekilde kusursuz yapılmıştır,diye de iskân belgelerini
düzenleyip veriyor.Aradan 30 yıl,40 yıl, 50 yıl
geçtikten sonra Haa diyor.Bu tapular,bu inşaat
ruhsatları,bu iskân belgeleri size yanlış
verilmiştir.Burası orman arazisidir diyor,malınızı da ,tapunuzu
da,inşaat ruhsatınızı da,iskân belgenizi geri
alıyor.Oysa bunları zamanında veren kendisi.Harçları
alan kendisi.Alanın parasını,satana verdiren kendisi.
Lütfen söyleyin dostlar.Bu yurtdaşlara da,devletimize
güvenerekYurt dışından gelen insanlara da,yatırımcılara
da zulüm değil de Nedir ?
Son zamanlarda İstanbul da,Sarıyerde,Beykozda,Kemer
burgazda,Yurdun başka şehirlerinde ,Balıkesir ,Bandırmada
orman el koyma olayları mantar gibi çıkıyor Hiç şüphesiz
ülkemizde,hukuk dilimizi Türkçeleştirip,anlaşılır kılmak
isteyen ve de ( Yargıda devrim gerekir. ) Diyen
saygıdeğer hukukçularımız da var.Bunlardan bir tanesi
Yargıtay onursal başkanı sayın Sami Selçuktur.
Yargıtay başkanı Sami Selçuk Türk okullarında bizim gibi
Fransızca okudu; Türk okullarında Fransızca öğrenmek
imkansızdır, kim öğrendim derse yalan söyler. Hukukçu
olduktan sonra kendi im-kanları ile Fransızca öğrendi.
Yakınlarından duyduğuma göre de cezacı olduktan sonra
İtalyanca ve İspanyolcayı da kıvırmış. Kendisi bunlardan
bahsetmez. Çalışma zamanlarında olduğu gibi Ayvalıta
birlikte olduğumuz iki aylık adli tatilde de sabah altı
buçukta kalkar elinde kitap veya defter ya okur ya
tercüme eder yada yazar. Yani anlayacağınız hukukla
yatar hukukla kalkar.
Geçen
yaz Montesquie nun 1848 de yazdığı ünlü "Le sipirit de
loi separation du pouvvoir" adlı makalesini tercüme
ediyordu. Sanıyorum yargının aksayan yönlerini düzeltmek
istiyordu. Adalet mülkün temelidir eleştirisi koyarak
düzeltilmesi gereken
Önemli bir noktaya da ben burada işaret etmek isterim.
Bütün mahkemelerimizde adalet mülkün temelidir diye
yazar. Ben dahil halkımızın yüzde doksan dokuzu mülkü
malla eş anlamlı olarak anlıyor hatta mal sahibi mülk
sahibi diye birde tekerlememiz var. Böyle olunca bizlere
adalet mülkün temelidir cümlesi büyük bir mana ifade
etmiyor; Hatta bazılarımızı "Neden adalet mülkün temeli
olsun" diye rahatsız bile ediyor. Aslını araştırınca
görüyoruz ki mülk Osmanlıdan kalma memleket manasına
gelirmiş. Halkımızın büyük çoğunluğu hatta hukuktan
siyasal bilgilerden mezun olmuş arkadaşlarımızın
bazıları dahi mülkün memleket anlamına geldiğini
bilmiyor. Fransızların adalet için söyledikleri şöyle
bir söz var: "La justice est foundement de la vie du
societe". Herhalde osmalıda bu söz tercüme edilmek
istenmiş olmalı. Kanunların anlamadığımız bir çok
karışık kelimeleri hala duruyor temrid, temerrüt ve
anlamadığımız daha birçok eski terim; Kanunlar
anlaşılmasın diye mi yazılır acaba? Sanırım bunların
anlaşılır bir şekilde türkçeleştirilmesi zamanı çoktan
geldi geçiyor. Hukukçular Adalet mülkün temelidiri öne
alıp anlamadığımız terimleri birer birer düzeltsinler
belki birbirimizi daha iyi anlarız. Halkımızın
Selçukludan, Osmanlıdan belkide bin yıldan beri yürekten
gelen acı bir yakınması var adaletten. Çok galiz görünse
de şimdi yeri geldi buraya almak istiyorum. "Ananı
belleyen kadı, kimi kime şikayet edeceksin?" adalet
konusunda yaptığımız bu ağır eleştirilerden sonra
hukukçu arakadaşlarımıza haksızlık olmasın diye çarpıcı
amma çok acı bir örnek te tababetten verelim.
Adalet anlaşılır:vede adil olmalı
başlıklı bu yazımızdan sonra bu konuyu tamamlamak için
lütfen ANAMIZI
AĞLATAN ADALETİMİZ ile
MANDADAN AĞIR GİDEN
ADALETİMİZ başlıklı yazılarımızı hemen tıklayınız
Dr.Hasan HORTO
22.Nisan.2007
|