AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

TARİH AÇISINDAN TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE SOVYET SOSYALİST DEVRİMİNİN

ORTAK DÜŞMANI EMPERYALISME

 

Sağ ve sol ideoloji çatışmalarının çok azaldığı, sağın sola, solun sağa yaslandığı,sol un sağa ,sağ ın sola omuz verdiği günümüzde, bu yazı çağdışı kalmış gibi görünür insana ilk bakışta; Amma Cumhuriyetin ilk yılları ile uzun süren soğuk savaş döneminde tarihimiz ve kaderimiz bakımından hayati sayılabilecek bu konu yeteri kadar ele alınıp irdelenmemiştir. Berlin duvarının yıkılması ile başlayan yeni dünya düzenin-de yeni komşuluk ilişkileri gelişmiştir. Karadeniz Bölgesel İşbirli-ği ve Ticaret çalışmaları başlamıştır. Türk firmaları ve müteahhitlerinin komşu Rusya'da dünyayı kıskandıracak başarılı yatırımları, girişimleri vardır. Ve komşumuz; ülkemizde ticaretimizi kamçılayan Laleli Bavul Pazarını kurmuştur. Bu gelişmeler göz önüne alındığında konunun önemi artar. Bu satırların yazarı, bir tarihçi, bir siyasal bilimci yada bir sosyolog değildir. Amacı yeni gelişen dostluğa dostluk katmak-tır. Görülecek eksiklik ve yanlışlıklar hoş karşılanıp affola. Birinci Dünya Savaşı sona ermeden Rusya'da iktidara gelen Lenin'in Sosyalist rejimi Brest-Livosk anlaşması ile tek taraflı olarak tüm cephelerdreki Rus savaşını durdurdu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı, kapitalist ve emperyalist bir savaştı ve Sosyalist rejimde; Kapitalist ve emperyalist savaşlara temelden karşıydı. Doğu cephesinde sosyalistlerin savaşı durdurup, birlik-lerini işgal edilmiş Türk topraklarından geri çekmesi, Mustafa Kemal Paşa'yı oldukça rahatlattı; Çünkü doğu cephesinde bulu-nan Türk birlikleri Yunanlılara ve Emperyalistleri karşı savaş-mak üzere batı cephelerine doğru kaydırıldı. 21.12.1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir toplantısını fırsat bilen Mustafa Kemal Paşa, yeni kurduğu Türk Devletinin yapısını ne olup, olmadığını aynen şöyle anlatır: Kanun Kanunu hakiki olmak lazımdır, kanunu tabii olmak lazımdır, yani kanuni ilahi lazımdır. İşte teşkilatı esasiyemiz böyle bir kanuni hakikidir. Mustafa Kemal Paşa hakiki, tabii, ilahi sıfatlarını aynı anlamda değerlendirir ve şöyle der: Efendi-ler bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir. Ve hakikatten kitaplarda var olan hükümetlerin hiçbirine benzeme-yen bir hükümettir. Fakat milli egemenliği, tek milli iradeyi belirten bir hükümettir. Sosyal bilimler açısından açıklamak gerekirse Halk Hükümetidir deriz. Halkçılık sosyal düzenini emeğine hukukuna dayandırmak isteyen bir sosyal bilime dayanan bir esas olduğunu açık bir surette görürüz. Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş. Efendiler, biz benzememekle iftihar etmeliyiz. Çünkü biz bize benziyoruz efendiler. Sosyal doktrin bakımından dahi düşündüğümüz zaman biz hayatını bağımsızlığını kurtarmak için çalışan emekçileriz, zavallı bir halkız. Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı uygun gören bir doktrin izleyen insanlarız.

Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisinde söylediği bu veciz sözlerle Türkiye Devletinin yapısını açık ve seçik anlatıyordu. Gelelim komşumuzdaki gelişmelere: Mustafa Kemal Paşanın 19.Mayıs.1919 da Samsun'a çıkması ile Lenin: cüssesi küçük amma, kendisi büyük bu adam Anadolu'da emperyalizme karşı bir direniş başlayacağını daha 1919 haziranında sezmişti. Mustafa Kemal Paşa sosyalist bir devrim-ci değildi, değildi amma emperyalizme karşı savaşacaktı. Tarih-leri boyunca birbirleri ile hep savaşmış iki komşu ülkede belki de ilk defa ORTAK DÜŞMAN BELİRGİNLEŞİYORDU. 'Kapitalizmin en son aşaması emperyalizm' ve 'politikada bir adım ileri, iki adım geri' kitaplarının yazarı Lenin ile Türk kurtuluşunun yiğit mimarı Mustafa Kemal Paşa bu yeni durumu gayet tabii ki en akılcı, en gerçekçi bir şekilde değerlendirecekti. Böylece Talihimizin ve tarihimizin seyrini değiştirebilecek Türk-Sovyet dostluk ve dayanışması sessiz sedasız başlamış oluyordu. Şunu belirtmekte yarar var ki: Lenin'in yukarıda adı geçen kitapları ölümünden 75 yıl sonra bugün dahi tüm dünya üniversitelerin-de klasik politika kitabı olarak okutulmaktadır. Bu sözlerden sonra bazı kesimlerden yükselecek 'Ne yani Lenin'i övüyor musun?' itirazlarını duyar gibi oluyorum. Böyle düşünenlere Mustafa Kemal Paşanın bizzat öz diliyle cevap vermek isterim: 'Yiğidi vurunuz, vurunuz Efendiler!! Amma hakkını da veriniz.' Birinci Dünya Savaşının mağlubu Türkiye ile Lenin'in ilk teması Enver Paşayla başlar. Gelelim Enver Paşanın serüven dolu öyküsüne; Osmanlı'yı Birinci Dünya Savaşına sokan Enver, Talat ve Cemal Paşalar yenilgiden sonra İstanbul'u terk eder, soluğu Berlin'de alırlar. Talat Paşanın Berlin'deki akıbeti malum; Enver Paşaya gelince günlerden bir gün Berlin'de aylak aylak gezerken savaş boyunca İstanbul'da yaşamış Rus asıllı Pervuz Paşaya rastlar. Pervuz Paşa 'Ekselans Enver Paşa, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?' diye sorar. Enver Paşa 'Savaşı kaybettik, yapacak birşey kalmadı.' Der. Pervuz Paşa 'Hayır' der. 'Yapacak çok şey var; Rusya'da Sosyalist iktidar oluştu, şimdi onlar sizi yenen Emperyalizme karşı savaşa hazırlanıyorlar. Eğer Ekselansları isterlerse, kendilerini Rusya'ya göndeririz. Devrimin başkanı Lenin'le temaslarını sağlarız. 'Maceracı Enver Paşaya bu teklif cazip gelir. Bir pırpır uçak bulunur, Enver Paşa bununla Berlin'den Moskova'ya hareket eder. Fakat bir aksilik olur. Polonya üzerinde iken uçak arızalanır ve Polonya'da düşer. Pilot ölür amma Enver Paşa şans eseri kurtulur. Türkçe'den başka dil bilmez Enver Paşa, Kendisini bulan Polonya köylülerine kim olduğunu anlatmakta zorlanır. Tercüman bulunur, başka bir uçakla Moskova'ya yollanır. Enver Paşanın Moskova'ya gelişi Mustafa Kemal Paşanın, Anadolu'daki kurtuluş hareketini başlattığı zamanlara rastlar. Lenin ile buluşan Enver Paşa, Lenin' şöyle der: "Mustafa Kemal Paşa, bu savaşı beceremez, bana bir kuvvet hazırlatın bu kuvvetle ben Anadolu'ya geçeyim, Mustafa Kemal Paşayı hallettikten sonra savaşı ben başlatayım." Lenin Enver Paşayı anlamaya çalışır. İki Osmanlı paşasını tartar. Mustafa Kemal Paşayı; gerçekçi, akılcı, mücadeleci; Enver Paşayı ise hayalci ve maceraperest bulur. Tercihini Mustafa Kemal Paşadan yana koyar. Amma Enver Paşayı da el altında tutar. Enver Paşa Baku'de Türk-Komünist Fırkasını kurar. Enver Paşanın sonraki maceraları Türkistan'da bohçacılar ile birleşip, Lenin kuvvetlerine karşı savaşırken uğradığı akibet konumuzun dışındadır..Kurtuluş savaşı başladığında HalideEdip Adıvar,Adnan Adıvar,Yusuf Kemal Tengirşek gibi vatanseverler İstanbul'dan Ankara'ya geçerler. Anadolu'da Milli Mücadelenin sıkıntılı günleri yaşanmaktadır. Yunan; İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin hudutsuz desteği ile süratle ilerlemektedir. Yunan Kuvvetleri, Eskişehir'i geçip, Anka-raya yaklaşmaktadır. Hatta Mecliste Başkentin Ankara'dan Kay-seriye taşınması bile konuşulmaktadır. Durumu değerlendiren Mustafa Kemal nabız yoklamak ve yardım istemek için devrin Dışişleri bakanı Bekir Sami bey ve Yusuf Kemal Tengirşek'i Moskova'ya gönderir. Ne var ki: yol güzergahındaki Doğu Anadolu ve Kafkaslar tekin yerler değildir. Ermeni çeteleri böl-gede cirit atmaktadır. Zaman zaman gizlenerek, kah at arabasında, kah katır sırtında, kah da yaya olarak heyet, tam 69 günde Rusya'ya varır. Amma Lenin'e ulaşamayıp, Çiçerin ile görüşür. Çiçerin görüşmeler sonunda: Van ve Bitlis'in Ermenile-re bırakılması şartı ile istenilen yardımı vereceklerini söyler. Beklenmedik bu teklif karşısında heyet Çiçerin'e şöyle cevap verir; "Eğer biz bunu kabul edersek, Mustafa Kemal Ankara'ya döndüğümüzde, Meclis önünde sehpa kurar ve hepimizi asar; Bize müsaade edin, Ankara'ya dönelim, teklifi Heyeti-Vükelaya aktaralım." Heyet Ankara'ya döner, tabii bu olacak şey değildir. Aradan zaman geçer, Meclis çalışmaları devam eder Günlerden bir gün, Lenin ve Stalin, Şark Kuvvetleri kumandanı Kazım Karabekir'e Mustafa kemal ve Heyeti Vükela ile anlaşmak istediklerine dair bir şifre gönderir. Mustafa Kemal, Dışişleri Bakanlığını üstlenen Yusuf Kemal Tengirşek ile aynı odada çalışmaktadır. Mustafa Kemal'in sekreteri şifreyi Tengirşek'e uzatır. Mustafa Kemal, Tengirşek'e şifre hakkında ne düşündüğünü sorar, Yusuf Kemal Tengirşek de aynen şöyle cevap verir: "İşte Paşam, şimdi iş pişti ve kotarılacak duruma geldi." Mustafa Kemal onu öperek Moskovaya gönderir. Moskova'ya varan Tengirşek'e konferansta Lenin şöyle bir sual sorar. "Biz biliyoruz ki, Mustafa Kemal ve Türkiye, sosyalist olmayacaktır. Amma Mustafa Kemal de ortak düşmanımıza karşı savaşmaktadır. Ona yardım etmek istiyoruz. Amma Mustafa Kemal bizim yardımımıza rağmen sonunda emperya-lizm ile anlaşırsa ne olacaktır?" Yusuf Kemal Tengirşek de bu suale şöyle cevap verir: "Eğer böyle bir durum olursa biz Meclis olarak Mustafa Kemal'i Meclis Bahçesinde asarız." Lenin, bu cevaptan memnun kalır. Peki der Lenin "Her şeye rağmen Yunanlılar zafer kazanacak olursa ne olur?" Yusuf Kemal Ten-girşek'de şöyle cevap verir: "O zaman, biz Mustafa Kemal ve Meclis, Ankara'nın dışında en yüksek tepeye çekilir, ölünceye kadar düşmanla savaşır ve şerefle ölürüz." Bu cevap; Yusuf Kemal Tengirşek'in tatar delikanlısı dediği Leninin gözlerini yaşartır. İstenilenden fazla silah ve altını Kuvayi Milliye'nin emrine verir.Heyet, Lenin'in altınlarını alarak, bir tekne ile Karade-niz'den Türkiye'ye yola çıkar. İnebolu açıklarında, büyük bir fırtınaya yakalanırlar. Karaya çıkmaları imkansız hale gelir; O arada bir İngiliz dretnotunun kendilerine doğru yaklaşmakta olduğu istihbaratını alırlar; Ve bunu inebolu kayıkçılarına bildi-rirler. Yusuf Kemal Tengirşek, olanları kendi ağzından şöyle anlatır: İnebolu kayıkçıları canlarını dişlerine taktılar, inen çıkan dev dalgalar içinde bizi altınlarla birlikte adeta kaptılar, evvela kayıklara sonra karaya çıkardılar." Yusuf Kemal Tengirşek, o dönemde Dışişleri Bakanıdır. Mustafa Kemal Paşaya şöyle der: " Paşam, bir iki başarılı askeri harekat yapalım, ondan sonra Avrupa barış görüşmelerine avantajlı olarak gidelim. "Mustafa Kemal de: "Acele etmeyiniz intizar ediniz" der. Aradan zaman geçer, Yusuf Kemal hastalanıp evinde hasta döşeğinde yatmaktadır. Mustafa kemal atını Yusuf Kemal'in evinin önünde durdurur. Hızla merdivenleri çıkarak, Yusuf Kemal'in yatağının yanına oturur. Ve "Şimdi" der "Özlediğiniz an geldi. Yarın şafak vakti büyük taarruz ile istediğiniz harekat başlayacaktır." Yusuf Kemal ile vedalaşarak cepheye gitmek üzere ayrılır. Menkıbe gibi olan bu öyküleri, kıymetli hocalarım Reşat Kaynar, İsmet Giritli ve Sulhi Dönmezer'in TRT ekranında anlat-tıklarından izledim. Her biri doksanına yaklaşmış bu sayın ve muhterem hocalar Atatürk'ü ve Kurtuluşu anlatırken öyle heyecanlanıyor, öyle heyecanlanıyorlardı'ki; Her biri sankimde kükremiş birer aslan kesiliyordu. NE MUTLU ONLARA; NE MUTLU ONLARDA BU HEYECANI YARATANLARA.!!!

Dr.Hasan HORTO  

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET