AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET
   

Dr.Hasan Horto Biyografi

 
 
 

TEKDÜZE ÇARPIK EĞİTİMİN YAMUK ÜRÜNLERİ

 

Bir Kültür hizmeti vermeğe çalışan sitemizin Bilim ve tababet ana bölümünde incelemeğe aldığımız (Tekdüze çarpık eğitim sistemimizdeki ) ikinci yazımız olan ( Tekdüze çarpık eğitimin tutarsız politikaları ) yazısının yanında ( Tekdüze çarpık eğitimin yamuk ürünleri ) başlığı ile bir yazı tasarladık.Bu üç yazıda da amacımız,tekdüze çarpık eğitimin yanlışlarını,tekdüze çarpık eğitimin tutarsız politikalarını ve tekdüze çarpık eğitimin yamuk ürünlerini olabildiğince açık bir şekilde inceleyip sergilemek.Ve çözümler üretmek olacaktır.

Bu üç yazının ilk ikisini iki yıl önce yazdık.Bu üçüncü yazımızda ise çok saygıdeğer bir kişiyi,10 uncu Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer’i kısaca tanıtacağız.Sonrada sayfalarımızı ve satırlarımızı bu önemli konuda yazmak isteyen,düşünürlere,yazarlara ve aydınlara bırakacağız.

Biz umuyor ve inanıyoruz ki:Ülkemiz ve ülkemiz insanı için,çok önemli olan bu can alıcı kültür konusunda yazmak isteyecek çok düşünür ve aydınımız olacaktır.

Sayın Ahmet Necdet Sezer 1941 yılında Afyon’da doğdu.1958 yılında Afyon Lisesini bitirdikten sonra Ankara Hukuk Fakültesine girdi.1962 yılında Ankara Hukuk fakültesinden mezun oldu.Çeşitli il ve ilçelerde hakimlik görevi yaptıktan sonra,1977-1978 yıllarında bir yıl Ankara Hukuk Fakültesinde Medeni hukuk konusunda lisans öğrenimi gördü.Sayın Ahmet Necdet Sezer bundan sonra ilçe ve il düzeyinde hakimlik görevlerinde bulunduktan sonra Anayasa mahkemesi üyeliğine seçildi.Belirli yıllar buradaki görevlerini başarı ile tamamladıktan sonra da,Anayasa mahkemesi başkanı seçildi.

2000 yılına gelindiğinde,Sayın Süleyman Demirel dokuzuncu Cumhurbaşkanı olarak bulunuyordu.Görev süresi o yıl dolan Sayın Süleyman Demirel’in görev sürecinin uzatılmayacağı anlaşılmıştı.O dönem koaIisyon hükümetleri ile ülkeyi idare eden DSP=Demokratik Sol Parti,ANAP=Anavatan partisi ve MHP=Milliyetçi Hareket Partisi ,kendi aralarında bir Cumhurbaşkanı adayı üzerinde anlaşamadılar.Yapılan çeşitli yoklamalarda TBMM içinden bir Cumhurbaşkanı çıkarmak konusunda başbakan sayın

Bülent Ecevit,sayın Mesut Yılmaz ve sayın Devlet Bahçeli anlaşamayınca,Meclis dışından bir Cumhurbaşkanı bulma arayışları başladı. Bu arayışta ilk akla gelecekler,her zaman olduğu gibi Yüksek Yargı organlarının başkanları oluyordu.O zaman Anayasa Mahkemesi başkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer,Yargıtay Başkanı da Sayın Sami Selçuk tu.Başbakan Sayın Bülent Ecevit ve dönemin başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan,Sayın Ahmet Necdet Sezer’in ismini öne attılar ve kualisyaon parti liderlerine sundular.Sayın Ahmet Necdet Sezer’in yumuşak görünen kişiliği ve etliye sütlüye karışmayan karakteri tercih sebebi olarak kabul edildi.Kualisyaon Liderleri Ahmet Necdet Sezer üzerinde uzlaşma sağlayınca,kendisine Hüsamettin Özkan aracılığı ile teklif getirdiler.Teklif olumlu karşılanıp kabul edilince,sayın Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu gösteren bir önerge hazırlandı.Önergeyi ilk önce Başbakan sayın Bülent Ecevit,Başbakan yardımcıları sayın Mesut Yılmaz,Devlet Bahçeli,Hüsamettin Özkan ve mecliste ana muhalefet partisi lideri olarak bulunan sayın Tansu Çiller de dahil,131 sayın Milletvekili imzaladı. 25 Nisan,2000 de öneri TBMM başkanlığına sunuldu.İlk iki turda sonuç alınamadı.5 Mayıs,2000 günü yapılan üçüncü tur oylamada,sayın Ahmet Necdet Sezer, 330 oyla Cumhuriyetimizin onuncu Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhurbaşkanlığı yemini ettikten sonra mecliste Milletvekillerince uzun süre ayakta alkışlandı.

Onuncu Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer ile ilgili olarak gerek GOOGLE, gerekse de VİKİPEDİA arama motorlarında bildiği yabancı dil,yazdığı kitaplar, yayınladığı mesleki,bilimsel veya politik makaleler konusunda internet araştırması yaptık.Bu konularda bir bilgiye rastlayamadık.Belki biz bulamadık diye bilgisine ve sağduyusuna güvendiğimiz birçok arkadaşımıza bu konuyu sorduk.Hemen hepsi yabancı dil bilmez.kitap yazmadı.Bilimsel,meslekî veya politik yazıları yoktur.Dediler.

2001 yılı içinde,Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer MGK = Milli Güvenlik Kuruluna başkanlık ediyordu.Müzakereler başladığında,ne olmuşsa olmuş,Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile,başbakan sayın Bülent Ecevit arasında bir tartışma başlamış.Herhalde tartışma sertleşmiş ki: Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer elindeki anayasa kitapçığını al bunu oku diyerek başbakan sayın Bülent Ecevit’in önüne atmış.Bu atış,fırlatırcasına biraz sert olmalı ki:Başbakan sayın Bülent Ecevit bunu şahsına bir hakaret olarak algılamış.Ve anında,Milli Güvenlik Kurulunu terk ederek dışarı çıkmış.Ve de içerde olup bitenleri gazetecilere anlatmağa başlamış.

İşte ondan sonrada ülkemizde olabilecek kötülükler başladı.Zaten pamuk ipliğine bağlanıp zor bir arada tutularak sürdürülen kualisyon bozuluyor söylentileri yurt içinde ve yurt dışında yayılınca yabancı yatırımcılar ülkemize güvenerek getirdikleri yatırımlarını dolara çevirip Yurt dışına çıkarmaya başladılar.O sıralara kadar 1.200.000-1.300.000 lira seviyelerinde seyreden dolar,birdenbire 1.700.000 liraya fırladı.Aradan 6 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün doların fiyatı 1.38-1.40 YTL (1.380.000.-TL seviyesinde olduğu düşünülürse işin vahameti daha kolay anlaşılır.İşte bu sert ve basiretsiz olay ülkemizde uzun yıllar sürecek 2001 ekonomik krizini tetikledi. Yine saygıdeğer bir hukukçu Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk diyor ki: ( Biz tartışmayı bilmeyiz.Tartışırken evvelâ sövüşmeye,sonrada dövüşmeye başlarız. ).Hep merak eder sorarım.Acaba Anayasa kitapçığını fırlatmak sövüşmeye mi ? Yoksa dövüşmeye mi girer acaba ?.

Sövüşme,dövüşme ile ilgili olarak batıda DUELLO geleneği vardır.Biz de DEOLLO geleneği yok diyorlar.Acaba bizde DUELLO ya karşı ne vardır ?.Bazıları ana-avrat küfretmek var.Bazıları da pusu kurmak var.Diyorlar.Ben bunlara hep üzülürüm.Çünkü bilirim ki: Dünyadaki ilk DUELLO bizim ülkemiz topraklarında yapılmıştır.

3000 yıl önce Çanakkale ovasının ortasında Güzel HELENA uğruna yapılan ilk DUELLO yu görmek için lütfen hemen şimdi,sitemizin aksak adalet ana bölümündeki İDADAKİ AFRODİT yazımızı, tıklayınız.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Söz sırası DÜELLO ya gelip dayandığında,yaşlı kuşakların,ama daha çok genç kuşakların ders ve ibret alması için, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde 30 Aralık,1920 tarihinde, Bursa mebusu    ( Milletvekili ) Operatör Dr.Emin Erkul beyin DUELLO YASALLAŞSIN diye meclis başkanlığına verdiği kanun lâyihasını ( kanun önerisini ) ve bunun acıklı öyküsünü buraya almakta çok büyük yararlar vardır.Sanırız.


30 Aralık,1920 günü,Birinci Büyük Millet Meclisinde FRENGİ KANUNU müzakere edilmektedir (Tartışılmaktadır ). Bursa Milletvekili Operatör,Dr.Emin Erkul bey,meclis kürsüsünden, mebuslara ( Milletvekillerine ) o zamanlar tedavisi imkânsız olan,ölümcül Frenginin zararlarını, mikrobunu, bulaşma yolları ile korunma yollarını anlatmakta ve frengi kanununu müdafaa etmektedir  (savunmaktadır ).  Çeşitli illerden Mebus ( Milletvekili ) olarak mecliste bulunan HOCA Milletvekilleri, ( Frengi mikrop tarafından çıkarılmıyor.Allah’ın takdiridir. ) Diyerek Müslüman kadınların muayene edilmesine ve frengi kanununa şiddetle muhalefet ediyorlardı ( karşı çıkıyorlardı ).Kastamonu mebusu Hoca Tevfik,Ankara mebusu Şeyh Şemseddin,Yozgat Mebusu Hasan,Konya Mebusu Hoca Fehmi,Ankara mebusu Hacı Mustafa kürsüye yürüyüp Dr. Emin beyi alaşağı ettiler.Kürsüden aşağı indirdiler.Dövmeğe başladılar. Kılıç Ali ve arkadaşları durumu görüp meclise girdiler.Kızgın hocaları durdurdular.Meclis oturumuna ara verildi. Yüzü gözü kanlar içinde olan Dr.Emin bey, sinirinden tir tir titriyordu.Arkadaşlarından bir kâğıt istedi. Kâğıda bir şeyler yazdı.Dr. Emin beyin yazdıkları bir kanun lâyihasıydı.Ve aynen şöyleydi. ( DUELLO YASALLAŞSIN. Böylece bazı Milletvekillerinin hep birlikte başka bir Milletvekiline saldırması önlensin. ).Bu lâyiha ( Kanun teklifi ) meclis başkanlığına verildi. Yani Dr.Emin bey,bu kanun teklifi ile demek istiyordu ki:( Teker teker gelin bre namertler ). Meclis lâyiha encümeni ( Meclis öneri komisyonu ) mertçe yapılan bu kanun teklifine karşı şu kararı verdi.  Duello adetinin lüzum ve ihdas,ve kabulüne dair Bursa mebusu Operatör Dr. Emin beyin,riyaset ( başkanlık ) makamından havale edilen kanun teklifi encümenimizce ( komisyonumuzca ) mütalâa edildi ( düşünüldü ).Şeriati garay- i Ahmediye ve ananat-ı Kadime-i islâmiyeye aykırı ve şimdiye kadar sabık Meclisi Mebusanda da kabul edilmeyerek red olunan bir adetin ,Milletin yegâne harisi din ve şeriat telâkki ettiği bu Meclisî âlice ibdai bittabi rehini cevaz olmayacağından hikmet ve şeriata muvafık olmayan mezkûr teklif encümenimizce reddedilmiştir.


Sizleri bilmem.Ama ben,bunlardan bir şey anladıysam arap olayım. 3000yıl önce,Çanakkale ovasının ortasında,güzel Helena uğruna,yakın akrabamız,gen-kardeşimiz Truva’lı Hector,kardeşi Paris için,Akalar’ın ve dünyanın en büyük silâhşörü Achill ile dünyanın ilk düellosunu yapabiliyorsa, biz,Ankara yaylâsının ortasında insanlarımız için,zavallı Frengililer için, Neden Düello yapamayalım ki ? Eğer,Türkiye ilk Büyük Millet Meclisinde 30 Aralık,1920 günü,Dr. Emin beyi dövmek yerine onunla mertçe duello yapabilseydi yobaz hocalarımız,mutlaka sağlık bilimlerimiz,tıbbımız daha ileri gidecekti.Halkımız daha sağlıklı olacaktı.Eğer gene,2001 yılında Milli Güvenlik Kurulunda,Anayasa kitapçığı atmak yerine, duello yapılsaydı.Kimbilir,belki de 2001 yılı derin-ekonomi krizi olmayacaktı ülkemizde. Truva’lı Hector ile yakın akrabalığımızı ve gen-kardeşliğimizi merak edenler,Lütfen hemen şimdi  BİYOLOJİK-MOLEKÜLER UYGARLIK ÇAĞINDA CUMHURİYETİMİZ yazımızı tıklıyarak açsınlar.

 

 

Merak edenler için birinci dönem Bursa mebusu Operatör Dr.Emin Erkul beyin kısa biyografisinden birkaç satır yazalım. 1881 – 1964 Urumeli Manastır doğumlu.Istanbul’un ilk şehremini ( Belediye Başkanı ).Görev süresi 8 Haziran, 1924 – 12 Ekim,1928.


Gene sayın Mebuslarımız ( Milletvekillerimiz ) ve büyük devlet adamlarımız kavga,söğüş ve dövüş yerine günün birinde belki duello yaparlar ümidiyle DUELLO KURALLARINI da yazalım.


1- Duelloyu özgür insanlar yapabilir.
2- Duello kılıç ya da tabancayla yapılır.
3- Düelloda bir hakem gerekir.
4- Her iki tarafın ikişer tanığı vardır.
5- Ölen suçludur.
 

İlave: 09.05.2007

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Hepsi değil ama,çoğu devlet okullarımızda okumuş,hükümet ve devlet erkânımız arasında,parti başkanlarımız arasında, 3 yazıda incelemeğe aldığımız tekdüze çarpık eğitimin yamuk ürünleri var mıdır ? Yok mudur ? Buna saygıdeğer okuyucular ve bu sayfalarda ileriki günlerde yazacak düşünürler,aydınlar,yazarlar karar verecektir. Biz sadece şu yalın gerçeği dile getirelim.Tekdüze çekilmiş çarpık eğitimin, piyasada çok bol olan yamuk ürünleri ( Bize göre demokrasi ) tabirini uydurarak evrensel,tek ve temiz olan demokrasiyi kendileri gibi yamultmağa ve yozlaştırmağa çalışmaktadırlar.

Son olarak, 7 yıllık görev süresi yakında dolacak olan Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer’in İstanbul Harp akademilerinde yaptığı veda konuşmasından söz etmek isterim.Bazı gazeteler bu konuşmayı KIŞLADA VEDA diye manşetten verdiler.Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuşmasında birçok şeyler söyledi.Ama söylediklerinin en çarpıcısı,en korkutucusu şu sözleri oldu. ( Lâik Cumhuriyetimiz kuruluşundan bugüne kadar,hiç bugünkü kadar tehdit ve tehlike altında olmadı. ).

Ülkemizde birçok yazar,birçok gazeteci,birçok aydın ve ulaşabilerek sorduğumuz çeşitli meslek guruplarından insanlarımızın,yurtdaşlarımızın büyük çoğunluğu.Cumhurbaşkanımızın bu konuşmasını yersiz,zamansız,yanlış ve haksız buluyorlar

Bu konuşmadan yaklaşık bir hafta sonra yedinci Cumhurbaşkanımız sayın Kenan Evren de NTV televizyonunda bu konuyu ele alan sayın Can Dündar’ın NEDEN programına katılarak ayni konularda 10 uncu Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer’in söylediklerinin tam tersi tespit ve teşhislerde bulundu.Tam tersi öneriler savundu.

Her iki Cumhurbaşkanımızın ayni konulardaki farklı görüş ve düşüncelerini dinleyen yurdaşlarımıza sordum.Hemen çok büyük çoğunluğu emekli olmuş yedinci cumhurbaşkanımız sayın Kenan Evren’in söyledikleri şimdiki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in söylediklerinden çok daha doğru,çok daha gerçekçi.çok daha mantıklı ve yararlıdır.Dediler.Oysa ki:Bugün doksanına bir merdiven kalmış sayın Kenan Evren’e göre,şimdiki cumhurbaşkanımız 23 yaş daha gençtir.

Sayın Kenan Evren geçen yıl derin devlet tartışmalarına da katılarak,siyasal literatürümüze ilk defa DERİN BÜROKRASİ terimini de katmıştı.Bu yüzden kendisine bir tebrik mektubu göndermiş bulunuyoruz.Bu mektubumuzu ve sitemizde aksak adalet ana bölümümüzde yayınladığımız DERİN DEVLET- DERİN BÜROKRASİ yazımızı okumak için, yukarıdaki mavi yazılı Derin devlet-Derin Bürokrasi kelimelerini lütfen şimdi tıklayınız.

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

27 Mayıs,2007 tarihli Vatan gazetesinin baş sayfasında yer alan şu fotoğrafı yorumsuz olarak buraya alıyoruz.

Bu resimde kimin haklı,kimin haksız olduğunun hiç önemi var mı ? Ama insan sormadan edemiyor.Yirmibirinci yüzyılın başlangıcında bütün dünyayı,en çokta ülkemizi kasıp kavuran şiddetle,terörle böyle mi baş edilir ? Böyle mi savaşılır ?

 

 

 

 

 

Birinci soru: Bu küslük ve dargınlıktan kim zararlı çıktı ? Cevap : Hem sen, Hem ben, Hem o, hem biz, Hepimiz. Ülkemiz, Demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz.

İkinci Soru : Bu küslük ve dargınlıktan kim kârlı çıktı ? Cevap : Ne sen, Ne ben, Ne o,  Ne biz. Hiçbirimiz. Belki düşmanlarımız.

Bu cevaplar yanlıştır diyebilecek bir yurtdaşımız varmıdır acaba ?

 

İlave: 28.Mayıs.2007

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Sizi bu yazımızla baş başa bırakarak, sayfalarımızı, satırlarımızı bu önemli konularda yazmak isteyen, yurtdaşlara, düşünürlere bırakıyoruz.

 

Dr.Hasan Horto

20 Nisan,2007

 

 

 
  Bu bölüm ile ilgili görüş, eleştiri veya ilave edecekleriniz varsa
lütfen " info@demokrasidedevrim.com " adresine iletirseniz memnun olacağım.

 

 

SAYFA BAŞI

  AKSAK ADALET BİLİM ve TABABETZALIM SİYASET